Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 239 ada 35 parsel sayılı 131.068.08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan sözedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacılar ... ve arkadaşları tarafından davalı Hazine aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 239 ada 35 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ... tarafından hazırlanan rapor ve haritada (C1) ile gösterilen 7753.92 m2 ve (B1) ile gösterilen 9942.96 m2 yüzölçümüdeki bölümlerin isim ve payları belirtilmeksizin davacılar adına, geri kalan bölümün davalı Hazine adına tapuya tesciline, 239 ada 35 parsel sayılı taşınmazın sınırları dışında kalan (C2) ve (B2) ile gösterilen bölümler hakkında davacıların genel mahkemelerde dava açmakta muhtariyetine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava ve temyize konu 239 ada 35 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler ... ..., ... ... ve ... ... tarafından hazırlanan rapor ve haritada (C1) ile gösterilen 7753.92 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacıların tutunduğu 05.12.1951 tarih 50 sayılı, (B1) ile gösterilen 9942.96 m2 yüzölçümüdeki bölümün 05.12.1951 tarih 60 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğine göre davalı Hazine'nin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ve haritada sözü edilen tapu kayıtları kapsamında kalan (B2) ve (C2) harfleri ile gösterilen bölümler hakkında tespit tutanağı düzenlenmediği anlaşılmaktadır.
Kural olarak tutanağı düzenlenmeyen taşınmaz ya da taşınmazlar hakkında açılacak davaların genel mahkemede çözümlenmesi zorunlu, Kadastro Mahkemesinde görülmesi olanaksızdır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Her ne kadar bu husus mahkemenin de kabulünde ise de hüküm yerinde “bu bölümler yönüyle davacıların genel mahkemelerde dava açmakta muhtariyetine” dair hüküm kurulması isabetsiz olup eldeki davanın aktarılan dava olduğu dikkate alındığında bu bölümler yönü ile Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği tartışmasızdır.
Öte yandan davacıların tutunduğu tapu kayıtlarının davacıların murisleri Bedi, Seyit ... ve Fatiş Molu adlarına kayıtlı olduğu adı geçenlerin öldüklerinin anlaşılmasına göre infazda tereddüt yaratılmaması için hüküm yerinde adlarına tescil kararı verilenlerin mirasçılarının isim ve paylarının tek tek gösterilmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece; uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor ve haritada (B2) ve (C2) harfleri ile gösterilen bölümler hakkında tespit tutanağı düzenlenmediği gerekçesi ile Kadastro Mahkemesinin görevsizliğine, görevli Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, uzman bilirkişiler tarafından hazırlanan rapor ve haritada davacıların tutundukları tapu kayıtları kapsamında kalan (C1) ile gösterilen 7753.92 m2 ve (B1) ile gösterilen 9942.96 m2 yüzölçümündeki bölümlerin tapu kayıt malikleri Bedi, Seyit ... ve Fatiş Molu mirasçılarının isim ve payları hüküm yerinde tek tek gösterilmek suretiyle adlarına, geri kalan bölümlerin ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların ve davalı Hazine'nin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacılara iadesine, 28.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.