B O Z M A Ü Z E R İ N E
Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2011 tarihli ve 2010/142 Esas, 2011/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdura karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 09.07.2013 tarihli ve 2012/29474 Esas, 2013/28582 Karar sayılı ilâmı ile;
Tarafsız görgü tanığı bulunmayan olayda, sanığın savunmasında 'önce mağdurun kendisine hakaret edip saldırdığını' beyan etmesi ve sanığın da olayda yaralandığının anlaşılması karşısında, şüpheli kalan bu halden sanığın istifade ettirilerek hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Sanık hakkında bozma sonrası neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 ... maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
4. Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği ihbarı üzerine Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/92 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanması suretiyle sanık hakkında mağdura karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında cezasızlık ve indirim sebeplerinin uygulanmadığına, yaralama kastının bulunmadığına, meşru savunma ve zorunluluk hali nedeniyle ceza verilmemesi gerektiğine, meyve bıçağının silah olarak kabul edilemeyeceğine, vesaire ilişkindir.
1. Komşu olan taraflar arasında araç park meselesinden anlaşmazlık bulunduğu, olay günü yine bu nedenle ilk haksız hareketin kimden geldiği tespit edilemeyen şekilde çıkan kavga sırasında sanığın bıçakla mağduru yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, mağdurun beyanları, kavganın diğer taraflarının ve tanıkların anlatımları, mağdur hakkında Karşıyaka Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04.01.2011 tarihli adlî muayene raporu, olay yeri inceleme raporu, uzmanlık raporları, tutanaklar, nüfus ve adlî sicil kayıtları ve diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiş ve bozma gereği yerine getirilmiştir.
Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği ihbarı üzerine, dosyada bilinen son adresine usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak duruşmadan haberdar edildiği halde sanığın gelmediği, duruşmada hazır bulunan sanık müdafiine ihbara karşı diyecekleri ve esas hakkındaki savunmasının sorulması suretiyle hükmün açıklandığı, bu nedenle sanığın savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı; yine bozma öncesi yapılan yargılama sırasında sanık ve müdafiinin hazır bulunduğu 23.03.2011 tarihli celsede iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca cezalandırılmasını talep ettiği, mütalaanın içeriğinden haberdar olan sanık ve müdafiine esas hakkındaki savunmalarının sorulduğu, bu nedenle ayrıca ek savunma hakkı tanınmasına gerek olmadığı anlaşılmakla, Tebliğname'deki bozma görüşlerine iştirak edilmemiştir.
Tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği anlaşılmakla, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas - 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince asgarî seviyede (1/4) oranında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği gözetilmeden, daha vahim olaylarda uygulanma olağanı bulunan (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin ve yaraların yerleri, sayısı ve niteliği karşısında sanığın yaralama kastının bulunduğunun saptandığı, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespit edilemediği olayda meşru savunma ve zorunluluk hali ile diğer cezasızlık sebeplerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, suçta kullanılan meyve bıçağının silahtan sayıldığı, dosyada mevcut deliller ile sanık hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, eleştiri nedeni dışında sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2022/92 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri nedeni dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.12.2023 tarihinde karar verildi.