Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin taraf vekillerince istenilmiş, davalı vekili duruşma talep etmiştir. Taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı Vek.Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı Vek.Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıların taşınmazlarını suladığı kaynak suyun önüne davalı Kaymakamlık tarafından sondaj yapılması nedeniyle suyun akışının değiştiğini, ürünlerin olumsuz etkilendiğini belirterek, sondaj çalışmasının durdurulmasını ve 3.şahıslar tarafından çalıştırılan dinamonun durdurulmasını ve 10.000 TL tazminatın tahsilini ıslah ile su rejimi kurulmasını talep etmiştir.Davalı ... cevabında, sulama yapmak için sondaj kurulduğunu, 3.kişilerin kurdukları dinamonun kendilerini ilgilendirmediğini beyan etmiştir.
Dahili davalı ...Köyü Tüzel Kişiliği vekili cevabında, dava konusu sudan başka sularının olmadığını beyan etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıların tazminat taleplerinin reddine, davaya konu dere üzerinde bulunan ve 3.kişilere ait su dinamolarının ve sondajın kaldırılmasına, dava konusu suyun %11.44’ünün davalı köye, %88.56’nın davacı köye ait olduğunun tespiti ile günlük bu miktar üzerinden su rejimi kurulmasına karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında; dava konusu genel suyun debisi 60 lt/sn olarak belirtilmesine rağmen, her iki tarafın su ihtiyacının toplam 3.3 lt/sn olduğu açıklanmıştır.
Bu durumda; her iki tarafın su ihtiyacından çok fazla olan suyun %11.44’ünün davalı köye, %88.56’sının davacı köye verilmesi suretiyle suyun kullanılmasına ilişkin su rejimi kurulması ve ihtiyaçtan fazla olan su hakkında oranlama ve paylaştırma yapılmasında hukuki yarar olmadığından mahkemece verilen karar doğru görülmemiştir.Bundan başka su rejimi kurulması yönünde geçerli bir ıslah olmamasına rağmen talebi aşan hüküm kurulması ve dava dilekçesinde iki davacı olmasına rağmen davacıların bütün köyünü ilgilendirecek şekilde hüküm kurulması HUMK.nun 74.maddesi (HMK.nun 26.maddesi) gereğince taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğundan doğru değildir.Ayrıca hüküm fıkrasında; “Davaya konu dere üzerinde 3.kişilere ait bulunan su dinamolarının kaldırılmasına” ilişkin kararda davada taraf olmayan ve 3.kişiler tarafından kurulan su dinamolarının kaldırılması yükümlülüğünü ilgisi olmayan davalıdan istenilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.Yine, karar başlığında davalı olarak yer alan ... (davacılara ait köy olması nedeniyle) ve hakkında karar verilen Bentbahçesi Köyü hakkında usulüne uygun dava olmadan, sadece davaya dahil edilmesi suretiyle aleyhine hüküm kurulması da usulen doğru değildir.Bu durumda, mahkemece; dava konusu suyun ihtiyaçtan çok fazla olması nedeniyle davacıların sulama suyu olarak kullanmasında yeterli suyun bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.