Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, 2587 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payla vekil edeni ile davalılar ... 'ye ait olduğunu, vekil edeninin kendisine ait olan 1/3 hisseyi 16.05.1977 tarihinde satın aldıktan sonra dava açıldığı tarihe kadar taşınmazın tümünü aralıksız, nizasız ve malik sıfatıyla kullandığını, davalılar ...'nin 1952 yılında kadastro tespiti sırasında ölü olduklarının yazıldığını ve TMK 713/2 maddesinde yer alan maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ve ölüm hukuki sebebine dayanarak dava konusu olan taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini istemiştir.
Davalı hazine vekili, kesin hüküm itirazında bulunduklarını, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1981/904 Esasında kayıtlı dosya ile davacının ... Hazinesi aleyhine tapu iptal ve tescil davası açtığını, davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini, yine 2000/567 Esas sayılı dosya ile de aynı şekilde tapu iptal ve tescil davası açıldığını, diğer yandan Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2002/79 Esas sayılı dosyası ile tapu kayıt maliklerinin mirasçılarının saptanması için veraset davası açılıp halen derdest olduğunu beyan ederek dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı bir taşınmaz olması ve malikinin de belli olması nedeniyle Medeni Kanunun 713. Maddesindeki olağanüstü zamanaşımına dayanarak tescil davası açabilme şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ilgili dosyasında ...'nin mirasçılarının bilirkişi raporu ile saptandığı,dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup, maliklerinin mirasçılarının saptanmış olduğu, Medeni Kanunun 713. Maddesinde aranan koşulların oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş …” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, tapu kayıtları, tapulama tutanağındaki açıklamalar karşısında tapuda 1/3 er pay maliki görünen ... bilinmeyen kişilerden olmayıp, tanınan ve bilinen kişiler olduklarına, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişilerin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceğine, bu bakımdan dayanılan "tapu kütüğünden maliki kim olduğu anlaşılamayan" sebebi yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davada ayrıca TMK'nın 713/2. maddesinde yazılı "ölüm" sebebine de dayanıldığı görülmektedir. Mahkemece, bilinmeyen hukuki sebebine dayalı olarak gerekçe yazılmış ve dava reddedilmiş, gerekçeye göre ölüm hukuki sebebine dayalı bir araştırma yapılmamıştır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK'nın 713/2. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davalarında, taraf teşkilinin yargılama sırasında yerine getirilmesi de mümkündür. Çünkü bu tür davalar kamu düzeni ağırlıklı davalar olup, bir bakıma re’sen araştırma ve inceleme ilkesine tabi bulunmaktadırlar. Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK'nın 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 E. 2012/85 sayılı kararı)
O halde; davacılara Hazinenin de hasım gösterildiği 1/3 er pay sahibi tapu malikleri Edip ve Ali'nin mirasçılık belgesinin alınması için süre ve imkan verilmesi tapu maliklerinin mirasçıları duraksamaya yer vermeksizin belirlendikten sonra davanın bu kişilere yöneltilmesi,mirasçı bırakmaksızın ölümü halinde TMK 501. maddesi uyarınca mirasın Hazineye kalacağının gözetilmesi bundan sonra iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller doğrultusunda davacının ölüm hukuki sebebine dayalı olarak açtığı davası hakkında da olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.