Taraflar arasında görülen davada Ankara 6.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2010 tarih ve 2010/1485 - 2010/3054 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkilinin davalı bankanın Aydınlıkevler Şubesi'nde mevcut vadesiz mevduat hesabından internet üzerinden ve bilgisi dışında yapılan üç ayrı işlemle gerçekleştirilen 4.100,00 TL tutarındaki havaleler nedeniyle zarara uğradığını, ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, adlarına havale yapılan gerçek kişi davalılar aleyhine ceza davası açıldığını beyanla 4.000,00 TL’nın davalılardan işlemiş faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, aşamada davalılardan ... hakkındaki davasından feragat etmiştir.
Davalı ... vekili, yapılan işlemlerin davacının şifresi ile gerçekleştirilmiş olup bunun aksini davacının ispatlaması gerektiğini, böyle olsa dahi kişisel bilgilerini taraflar arasındaki sözleşme ve internet bankacılığına ilişkin talimat ve yönlendirmelere aykırı olarak saklamakta özensiz davranan davacının zararından müvekkili bankanın sorumlu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Davalı ...’ya dava dilekçesinin tebliği sağlanamamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının davalı banka şubesinde mevcut hesabından 19.12.2006 tarihinde hiç tanımadığı kişilere toplam 4.100,00 TL havale yapıldığı, davacının bu zararından internet bankacılığı alanında ek güvenlik önlemlerini almayan ve bu suretle özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı banka hakkındaki davanın kabulüne, 4.000,00 TL’nın işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte anılan davalıdan tahsiline, diğer davalılar açısından sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Banka vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.07.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, davacının kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerce kullanılması suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından bilgisi dışında yapılan havaleler yoluyla gerçekleştiği iddia olunan maddi zararın tazminine yöneliktir.
Mahkemece, davalı bankanın internet bankacılığı alanında ek güvenlik önlemlerini almadığı, bu nedenle zararın tümünden sorumlu olduğu yolundaki bilirkişi raporu benimsenmek suretiyle banka hakkında açılan davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli ve hatta özenli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, mahkemece taraf delilleri toplanılmamış, özellikle uyuşmazlık konusu havale işlemlerine ilişkin banka kayıtları ile dava dilekçesinde sözü edilen ceza davasına ilişkin hiçbir bilgi-belge getirtilmemiş, yerinde inceleme yetkisi tanınan ve fakat dosya üzerinde çalıştığı anlaşılan bilirkişinin genelgeçer ve soyut açıklamaları, davalı bankanın aksi yöndeki savunmasına ve rapora da bu yönler itibariyle itirazda bulunmasına karşın, yapılan havale işlemlerinin davacının kişisel bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından ele geçirilmek suretiyle gerçekleştirildiği adem-i kabulü ile sonuca gidilmiştir. Halbuki, davalı banka vekilinin bu yöndeki savunması ile ilgili tüm delilleri toplanmalı, gerektiği takdirde internet yoluyla verilen havale talimatlarının hangi bilgisayardan gerçekleştirildiği hususunda banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak öncelikle davalının işlemleri davacının gerçekleştirdiği yolundaki savunması üzerinde durulup sonucuna göre davadaki ispat yükünün hangi tarafa düştüğü hususunda bir değerlendirme yapılmalıdır. Yapılacak bu araştırma sonucunda, dava konusu işlemlerin davacının internet ortamı içinde bizzat verdiği talimatlar çerçevesinde gerçekleştiğinin anlaşılması halinde dava reddedilmeli, aksinin saptanması halinde ise bu kerre olaydan ötürü davacının kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerin eline geçmesinde müterafik kusuru bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu nitelikteki davaların adeta “açıldığı anda haklı olması” gibi bir sonucu çağrıştıran yaklaşımı hatalıdır. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından temyiz konusu yapılmamış ise de, hakkındaki davadan feragat edilen davalı ... hakkındaki davanın dahi ispatlanamadığından bahisle reddedilmiş olması, uyuşmazlığın araştırılması ve soruşturulmasında mahkemece yeterince dikkatli davranılmadığının göstergesidir. Dairemizin bu nitelikteki davalarda araştırılacak hususlar ile ilgili genel uygulamasına aykırı, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.