Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 07/08/2009-15/04/2013 tarihleri arasında çalıştığını, haklı bir neden olmaksızın işten çıkarıldığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ücret ve asgari geçim inidirimi alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının SGK hizmet cetvelinde göründüğü kadar çalıştığını, müvekkil şirket bünyesinde daha fazla çalışmadığını, çalıştığı döneme ilişkin tüm ücretlerin kendisine ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
İşyerinde işe başlama süresi ile işten ayrılma süresinin yine aralıklı çalışma olup olmadığına dair ispat yükü, işçi üzerindedir. İşe giriş bildirgesi, Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtları, işyeri şahsi sicil dosyasındaki deliller, işçinin banka hesabına yapılan ödemeleri gösteren kayıtlar işe giriş ve çalışma süreleri yönlerinden önemli delillerdir. Yazılı delil olmaması durumunda işyerinde o dönemde çalışmış olanların tanıklıkları ile de hizmet süreleri ispatlanabilir. İşçinin aralıklı çalışıp çalışmadığı noktasında yapılan işin özeliği de etkili olabilir. Bu noktada fiili karinelerden de yararlanılır. İş sözleşmesinin varlığının ve hizmet süresinin ispatı kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakimin resen araştırma yükümünden söz edilebilir.
Davacı işçi davalı şirkete ait inşaatlarda 07/08/2009-15/04/2013 tarihleri arasında bekçi olarak çalıştığını ileri sürmüş, davalı işveren ise davacının kayıtlardaki süre kadar çalışmasının olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, dinlenen davacı tanığı ...'un davacının oğlu ve davacı tanığı...'in davacının öz torunu olması nedeniyle hizmet süresi yönünden beyanlarına itibar edilemeyeceği, dinlenen davacı tanığı ...'nın davalı iş yerinde çalıştığını beyan etmekle beraber sigortasız olarak çalışması nedeniyle hizmet süresi yönünden beyanına itibar edilemeyeceği, davalı tanığı ...'ın davacının 2012 yılında inşaatta çalışmaya başladığı beyanı, davalı tanığı ... davacının 2012 yılında inşaatta çalıştığını beyan etmesi karşısında davacının sigorta hizmet cetvelinde görülen sürelerin dışındaki çalışmalarını ispatlayamadığı, davacı tarafa 07/07/2015 tarihi itibariyle hizmet tespit davası açmak üzere süre verildiği, davacı taraf hizmet tespit davası açmadığından ve hizmet süresinin tespiti yönünden mahkemenin delil toplama imkanının kısıtlı olması ve taraflarca hazırlama ilkesi ile daha fazla tanık dinlenmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının sigorta cetvelinde göründüğü kadar 01/06/2012-31/01/2013 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığı kabul edilerek davacının alacakları ile ilgili hüküm kurulmuştur.
Davalı işyerinde bekçi olarak 2007-2011 yılları arasında sigortasız çalıştığını söyleyen davacı tanığı ... davacının 2009 yılı Ağustos ayında işe başladığını beyan etmiş, davalı işyerinde çalışmış olan ve davacı tanığı olarak dinlenen davacının oğlu ve torunu da aynı şekilde beyanda bulunmuşlardır.
Davalı vekili tarafından 27/06/2014 tarihli tanık beyanlarına karşı beyan dilekçesinde davacının akrabalarının tanık olarak dinlendiği belirtilmiş sigortasız çalıştığını söyleyen davacı tanığı ... ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamış, davalı vekili 04/11/2014 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ise, tanık ... için “2011 yılında işten ayrılan ve sonrasında hiçbir şekilde şirkette çalışması bulunmayan davalı ile ilişkisi kesilen bu tanığın davacının çalıştığı dönem olan 2012-Ocak 2013 dönemine ilişkin hiçbir çalışmışlığı, görgüsü ve bilgisi yoktur” şeklinde belirtilerek bu kişinin davalı işyerinde çalışmadığı iddiasında bulunulmamış aksine 2011 yılında işten ayrıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda davacının hizmet süresinin tespitinde birbirini doğrulayan davacı tanık beyanlarının esas alınması gerekir.
Dosya içeriğine göre, mahkemece davacı işçinin iddia ettiği işe giriş tarihini ispatladığı kabul edilerek, tazminat ve alacaklarının hesaplanması için gerekirse ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.