Temyiz talebinin süre yönünden reddine

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 gün 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 sayılı CMUK. nun 232/6 maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup;yoklukta verilen hükümde “yasa yolu ve merciinin” yanlış gösterilmesi nedeniyle temyiz süresinin işlediğinden söz edilemeyeceği cihetle,sanığın hükmü yasal sürede temyiz ettiğinin kabulü gerektiği anlaşılmakla, yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararları kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Mahkemenin 27.02.2006 gün ve 2006/43 Esas 2006/74 karar sayılı ilamı ile kesinleşen erteli hapis cezasının denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle Gebze 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2010 gün ve 2008/617 Esas 2010/486 sayılı kesinleşen kararı ile yapılan ihbar üzerine 27.10.2010 gün ve aynı sayılı "hükmolunan hapis cezasının aynen infazına" ilişkin ek kararın, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesi uyarınca verilen bir karar niteliğinde olup; buna karşı aynı Kanun'un 101/3. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulmasının olanaklı olması nedeniyle, sanık tarafından yapılan temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddeleri uyarınca REDDİNE, dosyanın merciince karara bağlanmak üzere mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.