Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2015 tarihli ve 2014/62 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebebi
Özetle, katılan mağdurenin olay günü kandırılarak kaçırıldığına, katılan mağdurenin yaşının küçük olduğuna, katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Mahkemece ''Sanıkla mağdure arasında olay öncesinde bir duygusal ilişki bulunduğu ve suç tarihinde de bu ilişkiye istinaden birlikte kaçmaya karar verdikleri, dolayısıyla mağdurenin rızası ile sanıkla birlikte kaçtığı hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Sanığın, mağdurenin rızası hilafına ve içtiği suya uyku ilacı katıp, kendinden geçmesini sağladıktan sonra organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu iddia olunmuştur. Sanık tüm aşamalarda bu iddiayı reddetmiş ve kaçtıkları süre içinde mağdure ile hiç cinsel ilişkiye girmediklerini savunmuştur. Dosya içeriğinden, birlikte kaçan sanık ve mağdurenin ... ve ... çiftinin evinde kaldıkları anlaşılmaktadır. Adı geçen şahıslar tanık sıfatıyla vermiş oldukları, birbiriyle uyumlu ve aşamalarda değişmeyen ifadelerinde sanıkla mağdureyi hiç baş başa bırakmadıklarını, aralarında cinsel ilişki olmadığını, hep birlikte sabaha kadar muhabbet ettiklerini beyan etmişlerdir. Dinlenen tanıklardan ... ..., mağdurenin yakın arkadaşı ve akrabasıdır. Alınan beyanlarında özetle, birlikte kaçma hususunda mağdurenin ısrarcı olduğunu, olaydan sonra mağdure ile konuştuklarında sanığın kendisine, '... ile ilişkiye girdik dersek, ailesi ...'yi bana verir. Bu sebepten dolayı da ilişkiye girdik diyeceğim' dediğini, aynı hususu mağdure ...'ye sorduğunda ise mağdurenin kendisine cinsel ilişkiye girmedik diye cevap verdiğini ifade etmiştir. Her ne kadar mağdureye ait 17.09.2013 tarihli raporda mağdurenin kızlık zarında yapılan incelemede, hymenin anüler olup, saat 6.00 hizasında kaideye kadar uzanan ESKİ laserasyon olduğu belirtilmiş ise de, rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere mağdurenin kızlık zarındaki bu yırtık eski bir yırtıktır. Dolayısıyla, mağdure ile sanığın cinsel ilişkiye girdiklerine şüpheden uzak bir delil teşkil etmeyecektir. Sanığın inkar içerikli ve aşamalarda değişmeyen savunması, tanıklar ..., ... ve ... ...'nun beyanları, mağdureye ait doktor raporu ve tüm dosya içeriği dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı cinsel saldırı suçunun işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından atılı bu suçtan sanığın beraatine hükmetmek gerekmiştir.'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
Sanık savunması, katılan mağdure beyanları, sanığa ait adli sicil ve nüfus kaydı, sanığın sosyal ve mali durumunu gösterir yazı cevabı, tanık anlatımları ve polis tutanaklarından ibarettir.
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümde açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.04.2015 tarihli ve 2014/62 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.10.2023 tarihinde karar verildi.