Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların kızları olan Tuğba Aydın'ın 13.08.2010 tarihinde yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın yaptığı tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarını, davalıya sigortalı sürücüsünün kazada tek kusurlu olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 5.000,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili toplam talebini 126.415,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılara 15.846,00 TL ödeme yapıldığını, başkaca sorumlulukları kalmadığını, söz konusu ödemenin yetersiz olduğu gerekçesi ile iptaline ilişkin dava açılmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 111'inci maddesi uyarınca iki yıllık süreden sonra 15.01.2018 tarihinde açıldığını bu nedenle davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı ile belirtilen kararı ile; "davacıların 13.08.2010 tarihli kazada kızlarının vefat ettiği ve destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri, ölümlü trafik kazası nedeni ile uzamış ceza zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, dava dışı sürücünün de kazada vefat ettiği ve kaza tespit tutanağına göre kusurlu olduğu, dosyaya davacılara yapılan ödemeye dair dekont örneği ibraz edildiği, davacılara yapılan ödeme ile ilgili isticvap yapıldığı, ödemeyi aldıklarını ancak ibranamedeki imzanın kendilerine ait olup olmadığını seçemediklerini beyan ettikleri, davacı vekilinin beyanına başvurulduğunu ödemenin alındığını beyan ettiği ancak ibranameden bahsetmediği, dosyanın hesap bilirkişisine verildiği ve yetiştirme giderinin düşülüp düşülmemesi ile ilgili terditli hesaplama yapıldığı ancak Yargıtay içtihatlarına göre yetiştirme giderinin düşülmemesi gerektiği, yapılan ödemenin tenzil edildiği, davalının ibranameye ilişkin yazı aslını sunmadığı, ibra edildiğine dair delil ibraz edilmediği, taleple bağlı kalınarak ıslah ile talep edilen tutarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği," gerekçesi ile davanın kabulüne, 66.687,00 TL maddi tazminatın 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 64.728,00 TL maddi tazminatın 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 111'inci maddesinde belirtilen iki yıllık süreden sonra dava ikame edildiğinden zamanaşımı def'inde bulunduklarını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davanın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, davacıların murisinin 13.08.2010 tarihli kazada vefat etmesi nedeni ile tazminat isteminde bulunulduğu, davalı vekilinin, davacılara ibraname karşılığında ödeme yapılması nedeni ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesi ibranamedeki imzanın davacılara ait olduğu hususunun kesin olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verdiği, ancak 2918 sayılı KTK 111'inci maddesi uyarınca düzenlenen sürenin zamanaşımı süresi değil hak düşürücü süre olduğu, kazanın 13.08.2010 tarihinde meydana geldiği, ödemenin ise 20.10.2010 tarihinde yapıldığı, buna göre dava tarihi itibari ile iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği," gerekçesi ile davalının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; geçerli bir ibraname olmadığını, davalının ibraname aslını ibraz edemediğini, iki yıllık sürenin geçerli ibranameler için dikkate alınabileceğini, 20.10.2010 tarihinde yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğunu, 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 13.08.2010 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91,92 ve 111 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yir alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacılara ibraname karşılığında yapılan ödemenin 20.10.2010 tarihinde yapılmış olması, eldeki davanın 2918 sayılı KTK 111'inci maddede geçen iki yıllık hak düşürücü süreden sonra 15.01.2018 tarihinde açıldığının anlaşılmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.