Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin 17.02.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek müteveffanın annesi ve kardeşleri için maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ölümlü iş kazasında vefat eden işçinin tam kusurlu olduğunu, işçinin asgari ücretten kazanç sağladığını, demir ustası olmadığını, manevi tazminatların çok yüksek olduğunu beyanla davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin konkordato sürecinde olduğunu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/324 Esas sayılı dosyasında; müvekkil şirket lehine 03.07.2018 tarihinde üç ay süreyle "geçici mühlet", 03.10.2019 tarihinde 1 yıl süreyle "kesin mühlet" kararı verildiğini, davalı şirketin 03.07.2018 tarihi itibariyle 170 milyon lira borcu olup bu borcun 120 milyon lirası bankalara olan borç olduğunu, konkardato projesinde; yaklaşık 100 milyon lirayı bulan rehinli alacaklılarla konkordatonun tasdikinden 1 yıl sonra başlamak üzere toplam 5 yılda ödemeyi talep ettiklerini, rehinli alacaklıların çoğu ile bir yıl ödemesiz, 5 yıl yüzde 11.50 faizle ödeme yapılmak üzere anlaşma sağlandığını, mali yönden zor durumda olduklarını, manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece üç kişilik iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunda davalı işveren Ulu İnşaat Turzm. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %40 kusurlu olduğu, asıl işveren ... İnşaat ve Proje Yönetimi A.Ş.'nin %30 oranında kusurlu olduğu, kule vinç operatörü İsmet Ordu'nun %20 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'un %10 kusurlu olduğunun bildirildiği, olayın meydana geliş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında, yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, sorumluluk miktarlarının doğru belirlendiği, iş kazasının meydana geldiği tarih, dava tarihi, maluliyet oranı ve tarafların kusur durumları gözetildiğinde Yerel Mmahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunun anlaşıldığı Dairece yeniden yapılan değerlendirmede, anne ... için 50.000 TL, kardeşler için ise 10.000‘er TL manevi tazminata hükmedildiği, yargılama devam ederken davacı ...'ın 17.07.2021 tarihinde öldüğü anlaşıldığından davacı mirasçılarının payları oranında hüküm kurulduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davalının istinaf talebinin manevi tazminat yönünden kabulü gerekçesiyle;

1-Davalının istinaf talebinin manevi tazminat yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b 2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına,

2- Davanın kısmen kabulü ile
138.255,25 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... mirasçılarına miras payları oranında verilmesine,
Takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... mirasçılarına miras payları oranında verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... Gözübüyük'e verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... Cengiz'e verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
Takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,

Manevi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
Davacı ...'un maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl işveren dava dışı ... İnşaat Proje Yönetimi ve A.Ş.’nin, davacı ... ’a ödemiş olduğu 50.000 USD’nin, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince hükmedilen maddi tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiğini, SGK tarafından davacılara yapılan ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini, davacı ücret hesaplamasının hem taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmekte olduğunu hem de bilirkişilerce yanlış hesaplama yapıldığını, davalı işverenin kusur oranı hesaplanırken hata yapıldığını beyanla kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13,16,20 ve 21 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri.

1. Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK.'nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”

HMK.'nın 366 nci maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtaya gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Davalı vekilinin davacı eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen sebeplerin temyize getirelemeyeceği, dosyada kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

Davalı vekilinin davacı eş için hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.