Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı Hazine vekili ile asıl dava davalısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Asıl davada, davacı Hazine vekili; 106 ada 173 parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, ancak her nasılsa kadastro çalışmaları esnasında davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, yine 106 ada 92 parsel sayılı taşınmazın da yararı kamuya ait Hazine arazisi olduğu harman yeri olarak kullanıldığını, ancak kadastro çalışmaları esnasında davalı ... adına tespit ve tescil gördüğünün anlaşıldığını, kadastro tespitinden önce ya da sonra davalıların dava konusu taşınmazlar üzerinde hiçbir zilyetliğinin ve hakkının söz konusu olmadığını belirterek, Türk Medeni Kanunu'nun 715 ve diğer ilgili maddeleri gereğince dava konusu taşınmazların tapularının iptali ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı ..., dava konusu taşınmazı 20/11/1960 tarihli senet ile ...'tan satın aldığını, o tarihten beri taşınmazı zaman zaman ekerek bu güne kadar kullandığını, son zamanlarda ise bu taşınmazı sadece harman atarak kullandığını, ancak dava dilekçesinde belirtildiği şekilde taşınmazın umuma ait harman yeri olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada davacı ..., Hazine aleyhine açtığı davada, kadastro çalışmaları sırasında ... adına tescil edilmesi gereken dava konusu 106 ada 173 parsel sayılı taşınmazın kendisi adına, kendisi adına tescil edilmesi gereken 106 ada 211 parsel sayıl taşınmazın ise ... adına tescil edilmesi ile ortaya çıkan yanlışlığın düzeltilmesini, davanın ... tarafından açılan 2012/409 esas sayılı dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; asıl dava yönünden, davanın kabulüne ve 106 ada 173 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, 106 ada 92 parsel sayılı taşınmazın Mehmet Arslan adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen dava yönünden, davanın kabülüne ve 106 ada 211 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı hazine vekili ile asıl dava davalısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1) Asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı Hazine vekilinin 106 ada 211 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Asıl dava davalısı ...'ın 106 ada 92 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 106 ada 92 parsel sayılı taşınmazın 2.796,20 m2 yüzölçümlü ve tarla niteliği ile davalı ... adına tesis kadastrosu ile 30/01/2007 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, 09/10/2013 tarihinde dava konusu parsel başında yapılan keşifte, davalı, yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu 106 ada 92 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün çitle çevrili olduğunu ve bu kısmın davalı ...'nın zilyetliğinde bulunduğunu bildirmişlerdir. Yine; keşif sonrası alınan 10/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda; 106 ada 92 parsel sayılı taşınmazın zeminde iki kısım olarak kullanıldığı, taşınmazın kuzey kısmında yaklaşık 2 dekarlık alanın güneyindeki diğer alana göre yaklaşık 1 m kot farkı olarak yüksekte olduğu, bu alanın toprak yüzeyinde ve içinde yapılan incelemede, bu kısmın uzun yıllar hububat tarımı yapılan arazi olduğu,taşınmazın güney kısmında yaklaşık 1 dekarlık alanda ise, uzun yıllar herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığı,toprak işlemesinin yapılmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece, her ne kadar, 106 ada 92 parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardır harman yeri olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerinde tarım yapılmadığı ve davalı ...'ın zilyetliğinin bulunmadığı anlaşıldığından, davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, taşınmazın tamamının mı yoksa belli bir kısmının mı devletin hüküm ve tasarufu altında olan yerlerden olup-olmadığı, davalının taşınmazın bir kısmında imar ihyaya dayalı bir kullanımının olup-olmadığı her türlü şüpheden uzak bir şekilde tespit edilememiş, eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle; dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından getirtilmeli, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra, taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik zirai bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifsırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parseller olan 209 ve 230 parseler
tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan; çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapısını mukayese eder şekilde taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, rapora taşınmazı değişik yönlerden çekilmiş komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğrafların eklenmesi istenilmeli jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiye hava ve uydu fotoğrafları üzerinden bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle) inceleme yaptırılarak; genel harman yeri olarak tespit edilen kısmın krokiye işaretlenerek, bu kısım hakkındaki davanın kabulüne, genel harman yeri olmayan,özel mülke elverişli olan yer hakkında ise davanın reddine karar verilmesi olmalıdır.
Kabule göre de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/B maddesi uyarınca, genel harman yeri olan taşınmazların özel sicile kaydı gerekirken, Hazine adına özel mülk olarak tescile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının 1. nolu bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.