D U R U Ş M A T A L E P L İ

Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince hükmolunan hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2019 tarihli ve 2017/127 Esas, 2019/175 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 35 ... maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/83 Esas, 2021/318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun'un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun'un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 4 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, sanık hakkında takdîri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, fazla ceza verildiğine, yetersiz indirim uygulandığına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Katılanın, sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in kız kardeşleri olan tanık A.Ç ile bir dönem nişanlı kaldığı ancak nişanın bozulması yüzünden katılan ile sanıklar arasında husumet bulunduğu, olay tarihinde katılanın motorsikleti ile seyir halinde iken sanık ...'in katılanın geldiğini görünce arabayı katılanın üzerine sürdüğü ve katılanın kullanmakta olduğu motorsiklete çarptığı, çarpmanın etkisiyle katılanın havaya savrulduğu, çarptıktan sonra sanık ...'in U dönüşü yaparak şerit ihlali yapmak suretiyle aracını yeniden katılanın üzerine sürdüğü ancak katılanın kendisini direğin arkasına atmasıyla ezilmekten son anda kurtulduğu, bu sırada sanık ...'in kardeşi olan diğer sanık ...'in olay yerine geldiği ve katılana tekme ile vurduğu, araçtan inen sanık ...'in de olay esnasında elinde bulunan tüfeği katılana doğrulttuğu ancak olay yerinde bulunanların engel olması üzerine silahını ateşleyemediği, bu sırada olay yerine gelen diğer akrabalarının sanık ...'i başka bir araçla olay yerinden uzaklaştırdıkları, olay sebebiyle katılanın kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı belirtilmiştir.

2. Sanık ... aşamalardaki savunmalarında ısrarla olay günü aracı kullanan ve katılanın yaralanmasına neden olan kişinin kendisi değil kardeşi olan sanık ...'in olduğunu iddia ettiği, bununla birlikte diğer sanık ... kardeşini doğrular şekilde söz konusu aracı kendisinin kullandığını ve ağabeyi olan sanık ...'in kaza sırasında yanında olmadığını savunduğu, dosyadaki 19.07.2015 tarihli tutanağa göre olay yerini gösteren bir kamera kaydının olmadığı, katılanın olay günü sıcağı sıcağına alınan ilk ifadesinde sanık ...'in kendisini görmesi üzerine kullanmakta olduğu ticari taksiyi üzerine sürerek kasten kendisine çarptığını çok net bir şekilde ifade ettiği, katılanın aşamalarda alınan beyanlarının da aynı paralelde son derece istikrarlı bir şekilde devam ettiği, sanık ... ise olay günü sıcağı sıcağına alınan ilk ifadesinde olay yerine sonradan geldiğini iddia ettiği abisi Mehmet ile katılan arasında herhangi bir diyalog veya başkaca bir eylemden bahsetmemiş iken mahkemece alınan beyanında abisi ile katılanın önce tartıştıklarını daha sonra da küfürleştiklerini beyan ettiği ayrıca tanık A.Ç.'nin sanıkların kardeşi, diğer tanık G.T.'nin ise sanıkların kuzeni olması nedeniyle oluşa tamamen aykırı taraflı beyanlarda bulunduklarının mülahaza edildiği, kaldı ki zaten bu tanıkların beyanları ile sanık savunmaları arasında da bariz çelişkilerin bulunduğu, örneğin tanık A.Ç.'nin Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinde alınan 02.10.2017 tarihli beyanında polis ve ambulans gelmeden önce ailesinin abisi Mehmet'i olay yerinden uzaklaştırdığını, Çetin abisi ile birlikte olay yerinde kaldıklarını beyan etmişken; buna mukabil sanık ...'in aynı mahkemede ve aynı gün alınan ifadesinde ise abisinin katılan ile tartışmaya başlaması üzerine ailesinin abisi ile kendisini olay yerinden uzaklaştırdığını beyan ettiğinin görüldüğü, bununla birlikte sanıklar veya sanıkların ailesi ile arasında iftira atmayı gerektirecek dosyaya yansımış ve tespit edilmiş bir husumeti bulunmayan ve vaki olayda görgüye dayalı bilgisi olan tek tarafsız kamu tanığı İ.T.'nin aşamalarda özü itibarı ile değişmeyen beyanlarında da katılana sanık ...'in çarptığını açıkça beyan ettiği, söz konusu gerekçelere müsteniden bu tanığın beyanına üstünlük tanındığı, dolayısıyla sanıkların hazırlık aşamasında ve mahkemede verdiği gerek oluş ile gerekse de kendi arasında bariz şekilde çelişki ihtiva eden beyanları dikkate alındığında sanıkların aşamalarda yapmış olduğu savunmalara hiçbir şekilde itibar edilmediği ve olay günü aracı kullanan sanığın ... olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.

3. Dosya kapsamındaki ifadeler ve deliller birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirecek derecede husumet bulunduğu, nitekim katılanın sanıklar tarafından olay öncesinde tehdit edildiği, söz konusu tehdite ilişkin dosyaya sunulan mesajlardan ve tanık A.U.'nun talimatla alınan yeminli beyanlarıyla katılanın iddiasının doğrulandığı ayrıca görevsiz mahkemenin 18.02.2016 tarihli 1. celsesinde sanık ...'in alınan beyanında katılan ile karşılıklı birbirlerini tehdit ettiklerini açıkça kabul ettiği, tam bu noktada sanıklar ihtiyari müdafiinin duruşmadaki savunmasında dile getirdiği söz konusu mesajların gönderildiği telefon numarasının sanıkların adına kayıtlı olmamasının esasa müessir olamayacağı, diğer taraftan kaza tespit tutanağına göre sanık ...'in katılanın şeridine girmek suretiyle yaralanmasına sebebiyet verdiğinin tespit edilmiş olması ve nihayet tanık İ.T.'nin görgüye dayalı "...Karşı şeritten gelen bir motosiklete çarptı, motosiklet devrilerek yola düştü, ... ileride el freni ile sert bir dönüş yaptı, tekrar motosikletli şahsın yanına geldi. Elinde bir tüfekle aşağıya indi, yerdeki şahsı tekmeledi ve seni öldürürüm diyerek elindeki tüfeği doğrulttu. Eğer bu şahıs kaza sırasında yolun kenarına gitmeseydi ... tekrar dönüşte bu şahsı araba ile ezerdi..." şeklindeki yeminli beyanları karşısında sanığın aracını öldürmek saikiyle

kasten katılanın üzerine sürdüğü ve katılanın havaya savrulduğu, katılanın yolun sonundan U dönüşü yapıp geri dönmesi üzerine tekrar katılanın üzerine doğru geldiği ancak katılanın kendini direğin arkasına atmasıyla ezilmekten kurtulduğu ve sanığın eylemini elinde olmayan sebeplerle tamamlayamadığı, hemen bunun akabinde "Seni öldürürüm!" diyerek elindeki tüfeği katılanın üzerine doğrultması birlikte nazara alındığında sanık ...'in eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğuna ilişkin tam bir vicdanî kanaat oluştuğu belirtilmiştir.

4. Somut olayın başlangıcını her iki tarafın farklı anlatması nedeniyle takdîren (1/4) oranında haksız tahrik indirimi ve yargılama aşamasında tutum ve davranışları nazara alınarak sanık hakkında verilen cezadan takdîri indirim uygulandığı belirtilmiştir.

5. Sanıkların savunmaları, katılan beyanı, tanıkların anlatımları, kolluk tutanakları, adlî raporlar, nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

1. Katılan ile sanık ...'in kız kardeşi A.Ç.'nin bir süre nişanlı kaldıkları, daha sonra nişanın bozulduğu, nişanın bozulmasından sonra katılanın sanığın ve kardeşlerinin çalıştırdığı çay bahçesinin önüne araçla gelip yüksek sesle müzik dinleyerek rahatsızlık vermeye başladığı, katılanın bu şekildeki davranışları nedeniyle olay günü sanık ...'in kullandığı otomobil ile motosiklet ile seyir halinde olan katılana kasten çarptığı, çarpmanın etkisiyle motosikletin devrildiği, çarptıktan sonra sanığın araçtan inerek elinde tüfek olduğu halde katılanın yanına geldiği, bu sırada çevreden gelen insanların müdahalesi ile olayın sonlandığı, katılanın hayatî tehlike geçirmeyecek, basit tıbbî müdahale ile giderilemeyecek ve vücutta orta (3.) derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, katılanın aşamalardaki beyanları, katılanın yaralanma derecesine ilişkin adlî rapor, tanık İ.T.'nin beyanları karşısında olayın oluşunun bu şekilde kabul edildiği, sanığın cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği belirtilmiştir.

2. Sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek boyutta bir husumetin bulunmaması, katılanın yaralanma derecesi, olay sırasında sanığın yanında tüfek bulunmasına rağmen tüfeği kullanmaması, çarptıktan sonra araçla tekrar katılana yönelik bir eylemde bulunmaması karşısında, sanığın olaya bağlı olarak ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu belirtilmiştir.

3. Katılanın, sanığın ve kardeşinin çay bahçesinin önüne gelip araçla yüksek sesle müzik dinlemesi suretiyle verdiği rahatsızlık nedeniyle olayın meydana geldiği, buna göre olaya sebebiyet veren ilk haksız hareketin katılandan geldiği, katılandan gelen haksız hareketin ağırlığı dikkate alınarak sanığın cezasından tahrik nedeniyle asgari oranda indirim yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve

reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, alınan tüm raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlalinin söz konusu olmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, haksız tahrik indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından, anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamış,
Ancak;

1. Sanık ile katılan arasında, katılanla sanığın kız kardeşi arasındaki nişanın bozulması ve alacak borç ilişkisi nedenleriyle husumet bulunduğunun, tanık A.U.'nun beyanına göre olay öncesindeki bir zamanda sanık ile katılanın tartışıp kavga ettikleri, birbirlerine vurdukları, sanığın katılanı "Seni öldüreceğim, keseceğim!" şeklinde sözler söyleyerek tehdit ettiği, tanık İ.T.'nin Pozantı Asliye Ceza Mahkemesince 02.06.2016 tarihinde alınan beyanıyla da doğrulandığı üzere; olay günü, yolun kenarında bekleyen ticari taksinin katılanın motosikletle geldiği zamanda sanığın kullanımında iken hareketlenip şerit değiştirerek doğrudan katılanın kullanımında olan motosiklete çarptığı, motosiklet kullanan katılanın çarpmanın etkisi ile havaya uçup yere düştüğü, akabinde sanığın ileriden U dönüşü yaparak yeniden katılanın üzerine doğru geldiği, katılanın sürünerek direk dibine gitmesi nedeni ile aracın hedefinden uzaklaştığı, sanığın elinde tüfekle katılanın üzerine geldiği sırada sanığın yakınlarının sanığa engel olup araca bindirerek olay yerinden uzaklaştırdıkları olayda, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu halde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli kasten suçundan cezalandırılması,

2. Sanığın adlî sicil kaydında bulunan ... (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 30.05.2014 tarihli ve 2014/539 Esas, 2014/668 Karar sayılı ilâmında mahkûmiyete konu suçun 5237 sayılı Kanun'un 191 ... maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu olduğu, hükümden sonra 6217 sayılı Kanun'un 20 ... maddesi ve 6545 sayılı Kanun'un 68 ... maddesi ile yapılan değişiklikler üzerine 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının mahkemesinden sorulması, yapılmamışsa uyarlama yargılaması yapıldıktan sonra sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe başlığı altında (1) ve (2) numaralı paragraflarda açıklanan suç vasfına ve tekerrüre ilişkin nedenlerle katılan vekilinin, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2020/83 Esas, 2021/318 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.12.2023 tarihinde karar verildi.