Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 1994 yılından 05.05.2010 tarihine kadar aralıksız olarak yönetici asistanı (sekreter) olarak aylık 2.250,00 TL. ücret karşılığı çalıştığını, işyerinde 4 ayda bir maaş ikramiye, yemek ve yol parası verildiğini, 2005 yılında emeklilik gün sayısını tamamladığı için işyerinden 25.000,00 TL. kıdem tazminatı aldığını, aynı şirkette çalışmaya devam ettiğini, 2005 yılında kıdem tazminatı aldığından kıdem tazminatı taleplerinin 2005-2010 yılları arası için olduğunu, davacının 1994 yılından 2010 yılına kadar hiç yıllık izin kullanmadığını, iş akdinin haksız olarak feshedilmesi sebebiyle 8 haftalık ihbar tazminatı alacağının bulunduğunu iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının emeklilik ile sona eren çalışmasından sonra 08.07.2006 tarihinde işe başladığını, iş akdinin 03.05.2010 tarihinde doğruluk ve bağlılığa uymayan sebeplerle haklı olarak feshedildiğini, emeklilik öncesi alacaklarının kendisine ödenerek 15.06.2006 tarihli ibraname ile işverenin ibra edildiğini, bu çalışma dönemi ile ilgili hiçbir hak ve alacağı olmadığını, davacının 08.07.2006 tarihinde tekrar başlayan çalışmasının işyerinde üretilmiş yaklaşık 500 ton malı işverenin bilgisi dışında satması ve zimmetine geçirdiğinin tespit edilmesi sebebiyle feshedildiğini, bu konuda ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sonunda cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının işyerine verdiği zararların tazmini için iki adet taşınmazı şirket yetkililerine devrettiğini, bu dairelerin iadesi için dava açtığını, ancak bu davanın davacı aleyhine reddedildiğini, davacının verdiği zarara ilişkin olarak ... 3. İş Mahkemesinin 2012-637 esas sayılı dosyası ile açılmış alacak davasının halen derdest olduğunu, yıllık izin alacakları için zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yıllık izin alacağı bulunmadığını, davacıya önce jest mahiyetinde alacaklarının ödenmek istendiğini ancak davacının verdiği zararın tespit edilmesi üzerine yıllık izinlerde dahil olmak üzere davalı şirketin ibra edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının davalıya ait işyerinde toplam hizmet süresinin 3 yıl, 9 ay, 25 gün olduğu, dosya kapsamından davalının iddia ettiği emniyeti suistimal suçu nedeniyle hizmet akdine son verilmediği, fesih ihbarında 4857 sayılı Yasanın 17. maddesine dayanıldığı ve bildirgede de 04 kodunun bildirildiği, bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının anlaşıldığı, davalı tarafından davacının yıllık izin sürelerini kullandığına ve ücretlerin ödendiğine ilişkin belge ibraz edilmediği, dosyada mevcut 03/05/2010 tarihli ibranameye ve ekinde sunulan ödeme makbuzlarına, ibranamede bulunan imzaya itiraz edilmemesi de nazara alınarak alacaktan mahsup edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Somut uyuşmazlıkta ibraname konusu alacak miktarlarının dava konusu alacaklardan mahsup edilip edilemeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Davacı ibraname ile belirtilen miktarların makbuz düzenlenmesine rağmen kendisine ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı vekili de açıkça cevap dilekçesinde, “İşveren tarafından da önce jest mahiyette davacıya alacakları ödenmek istenmiş, ancak işten ayrılmanın hemen birkaç gün akabinde davacının verdiği zarar tespit edilince bu zarar esas alınarak ödemeler mahsuplaşılmış ve davacı tarafından da (yıllık izinler de dahil olarak) müvekkil her türlü alacak için ibra edilmiştir.” savunulmuştur. Davalının bu savunması karşısında davacıya ibraname ile belirlenen alacakların ödenmediği açıktır. Dolayısıyla burada irade fesadını aramaya gerek yoktur. İbraname ve makbuzda mahsuplaşmadan bahsedilmediği ve fesih tarihinde davacı işçinin bu konuda rızası bulunmadığı gibi bu tarihte zarar meydana geldiğine ilişkin yargı kararı da mevcut değildir.
Açıklanan nedenlerle; Mahkemece ibraname ve ödeme makbuzlarına itibar edilerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının eksik hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.