Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.03.2014 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2.Çan Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı karar verilmiştir.
3.Cumhuriyet savcısının temyiz üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 23.12.2020 tarihli bozma ilamı ile özetle ''...sanığın üzerine atılı eylemin TCK'nın 245/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu...'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma üzerine Çan Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine ve sair temyiz nedenlerine ilişkindir.
Dava konusu olay; sanığın yanında çalıştırdığı bayan bir şahsın mağduru arayarak kredi kartından yapılan kesintilerin kendisine iade edileceğini söyleyerek kredi kartı bilgilerini ve telefonuna gelen şifreyi sorduğu, mağdurun bilgileri vermesinden sonra ise bilgisi ve rızası dışında kredi kartından 249,00 TL harcama yapıldığı iddiasına ilişkindir.
Bozma ilamından sonra yapılan yargılamada bozma ilamı ve tensip zaptının sanık müdafii Av. Emre Çağlayan'a tebliğe çıkarıldığı, sanık müdafinin vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, çekilme dilekçesinin dava dosyasında vekaleti bulunan Av.... ve sanığa tebliğ edilmeden sanık hakkında hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabul ve uygulamaya göre ise,
Sanık aşamalardaki savunmalarında mağdurun zararını giderdiğini beyan etmiştir. Mağdurun beyanının sanık ile uyumlu olduğu, zararının sanık tarafından savcılıkta ifade vermesinden hemen sonra karşılandığını ve şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, zararın soruşturma aşamasında giderildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında Türk Ceza Kanunun 245 inci maddenin beşinci fıkrası yollaması ile Türk Ceza Kanunun 168 inci maddenin birinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çan Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2021 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.