Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalılar ve davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, asıl dava ve birleşen davada hor kullanma bedelinin tahsili için yapılan icra takiplerine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalılar P.. B.. ve M.. B..’in asıl davada görevsiz mahkemece verilen görevsizlik kararı nedeni ile davacı lehine ayrıca takdir olunan vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6100 Sayılı Yasanın 331/2. maddesinde "görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder" düzenlemesi bulunmakta olup, davaya devam edilmemesi halinde ne yapılması gerektiği de yukarıda bahsedilen yasa maddesinin devamında hükme bağlanmıştır. Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi halinde taraf yararına hükmedilen vekalet ücreti yargılama giderinden olup, bu itibarla 6100 sayılı yasanın 323. Maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Öte yandan davanın görevsiz mahkemede açılmasından davalının sorumlu olduğu da düşünülemez. Mahkemece asıl davanın esası hakkında verilen hüküm nedeni ile davacı yararına davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedildiği halde bu kez asıl davada daha önce İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/294 Esas 2012/430 Karar sayılı görevsizlik kararı nedeni ile davacı lehine davalılar aleyhine ikinci kez vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değildir.

3-Davacı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, davacı vekili tarafından birleşen dava dosyasında yapılan yargılama masrafları ile dosyada yapılan bilirkişi incelemesi sebebiyle bilirkişi ücreti davacı tarafından karşılandığı halde, yargılama giderleri hesaplanırken bunların nazara alınmamış olması da doğru değildir.

4-Davacı vekilinin hükmün gerekçesinde belirtilen tahliye tarihine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davalılar tarafından kiralananın 11/06/2012 tarihinde tahliye edildiği savunulmuş ise de bu iddia dosyaya sunulan delillerle kanıtlanamamış olup davacı vekilinin dava dilekçelerinde kiralananın 13/07/2012 tarihine kadar kullanıldığını belirttiği görülmüştür. Davacı kiralayan tarafından İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2012/6630 sayılı dosyasında 18/05/2012 tarihinde başlatılan icra takibinde 2012 yılı Mayıs ayı ila 2013 yılı Nisan ayı kira alacaklarının tahsili istenmiş, borçlu kiracının itirazı üzerine açılan itirazın kaldırılması ve tahliye davasında İzmir 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 04/06/2013 tarih ve 2013/303 Esas 2013/389 Karar sayılı kararı ile davalı kiracının itirazının kaldırılmasına, kiralanan 12/07/2012 tarihinde tahliye edildiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 02/10/2013 tarih ve 2013/11979 Esas 2013/13446 karar sayılı kararı ile, davacının bildirdiği tahliye tarihi olan 12/07/2012 tarihine kadar ödenmemiş kira alacağının hesaplanarak bu miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına, anahtar teslim tarihinden sonraki alacak yargılamayı gerektirdiğinden 12/07/2012 tarihinden sonraki alacak yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulduğu görülmüştür. Mahkemece verilen hükmün gerekçesinde tahliye tarihi ile davacı tarafından yaptırılan delil tespiti arasında 1,5 aylık bir zaman dilimi olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamındaki delillere göre tahliye tarihi 12/07/2012 tarihi olup delil tespiti 24/07/2012 tarihinde yapıldığından mahkemece verilen hükmün gerekçesinde delil tespitinden 1,5 ay önce tahliyenin gerçekleştiği yönündeki tespit de yerinde değildir.

Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.

Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar P.. B.. ve M.. B.. vekilinin, (3) ve (4) nolu bentlerde yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 10/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.