K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELEME KONUSU
Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2016/320 Esas, 2017/361 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun soybağını değiştirme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli ve 2022/4478 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112317 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112317 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 20/11/2020 tarihli ve 2019/2 esas, 2020/3 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. madde bir ve ikinci fıkrasının, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/39 esas sayılı dosyasının 05/05/2009 tarihli duruşmasında alınan ifadesinde, adresini '''...' olarak bildirdiği, sanığın dosyada yer alan başkaca bir adresinin mevcut olmadığı ve söz konusu ifadesi haricinde bir daha beyanının alınmadığı, Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 30/09/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligat evrakının arkasına; "Muhatap gösterilen adresten taşınmıştır. ... şahsıma ve Mah. Muhtarı ...a evrakları muhtarlıktan alacağını beyan etti, muhatabın sözlü beyanına istinaden evrak mahalle muhtarlığına teslim edildi" şeklinde şerh düşülerek 04/11/2009 tarihinde mahalle muhtarına bırakılmak suretiyle tebliğ edildiği anlaşılmakla, öncelikle sanığın bilinen son adresine anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde, sanığın harici beyanına dayanılarak şekli bir kanun olan Tebligat Kanunu'nda düzenlemesi bulunmayan bir şekilde tebliğ işlemi yapılması sebebiyle anılan tebliğin usulsüz olduğu, bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." ve aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır.
3. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." denilmektedir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2009 tarihli ve 2009/39 Esas, 2009/249 Karar sayılı ilamı ile sanık ...’in yokluğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, gerekçeli karara ilişkin tebligatın 04.11.2009 tarihinde sanığın sorgusunda beyan ettiği adrese gönderildiği ve sanık adresten taşınmış olmasına rağmen, tebliğ olunacak evrak "sanığın posta memuruna ve mahalle muhtarına sözlü olarak evrakı muhtarlıktan alacağını beyan ettiğinden" bahisle mahalle muhtarına tebliğ edilmiş ise de; bu şekilde yapılan tebligat işlemi usulsüz olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle hükmün açıklanamayacağı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Suluova Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2016/320 Esas, 2017/361 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.