İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2019 tarihli ve 2019/63379 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/212 Esas, 2019/461 Karar sayılı kararı ile sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 03.07.2020 tarihli ve 2020/138 Esas, 2020/922 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii, mağdure ve şikâyetçiler vekilinin istinaf başvrularının kabulüyle duruşmasız yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında, karar istinaf edildikten sonra mağdure, ve şikâyetçiler ile vekilinin şikâyetlerinden vazgeçmeleri nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.04.2022 tarihli ve 9-2020/73325 sayılı, temyiz edeninin dilekçesinde sebep belirtmemesi nedeniyle ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin yer ve zaman belirterek olayların nasıl gerçekleştiğini anlatması, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle kararın bozulması ve lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın aralarında duygusal ilişki bulunan ve olay tarihlerinde nüfus kaydına göre on beş yaşından küçük olan mağdureyi korkutarak, tehditle ve şantaj yolu ile birden fazla kez organ sokma suretiyle istismar ettiği iddiasıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı, sanığın mağdurenin rızası dahilinde birden fazla kez organ sokma suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerini ikrar ettiği ve mağdurenin yaşını on yedi olarak bildiği yönünde savunmada bulunduğu, mağdurenin hamileliğinin tespiti ile intikalin gerçekleştiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde kemik yaşı raporunda mağdurenin suç tarihi itibariyle on altı - on yedi yaşında olduğunun bildirildiği, ibraz edilen mesajlarda mağdurenin sanığa yönelik oldukça samimi ifadelerinin bulunduğu keza ibraz edilen fotoğraflarda sanık ile mağdurenin çok samimi pozlar verdiklerinin müşahede edildiği, bu mesajların, fotoğrafların ve yaşla ilgili raporların sanığın savunmasını teyit ettiği dikkate alındığında her ne kadar mağdurenin suç tarihinde nüfustaki kaydı itibariyle on beş yaşını doldurmadığı görülmekteyse de, mağdurenin sanıkla tanıştığında on altı yaşının sonunda olduğunu belirtmesi, yine ibraz edilen raporda mağdurenin suç tarihi itibarıyla on altı - on yedi yaşlarında bulunduğu yönünde görüş ortaya konulması nedeniyle sanığın mağdureyi ilişki tarihinde on beş yaşından büyük olarak bildiği, bu hatasından yararlanacağı, dolayısı ile eyleminin on beş yaşını doldurmuş mağdure ile rızası ile birden fazla cinsel ilişki suçunu oluşturacağı kabul edilerek reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan yargılama neticesinde; İlk Derece Mahkemesince sanığın sabit görülen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilip bu karar istinaf edildikten sonra mağdure ve şikâyetçiler ile vekilinin sanık hakkındaki şikâyetlerinden vazgeçtiklerine dair dilekçe verdikleri, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun takibinin şikâyete tabi olduğu ve hüküm kesinleşmeden şikâyetten vazgeçildiği nazara alınarak sanık hakkında düşme kararı verildiği anlaşılmıştır.
1. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Temyiz isteminde bulunan katılan Bakanlık vekilinin dilekçesinde temyiz sebebi göstermesi nedeniyle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 03.07.2020 tarihli ve 2020/138 Esas, 2020/922 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.