İNCELENEN KARARLARIN

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Antalya 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/92 Esas, 2021/245 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.08.2022 tarihli ve 2022/11395 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113702 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113702 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 1) Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/03/2021 tarihli ve 2020/92 esas, 2021/245 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23 üncü maddesi ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 ini maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,

Somut olayda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19.12.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, Mahkemesince erteleme kararının usulüne uygun düzenlenerek anılan tebligat işlemlerinin tamamlanması amacıyla durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
2) Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 01.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeni ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.02.2020 tarihli ve 2021/4188 Esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, 29.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2020 tarihli ve 2020/2712 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Antalya 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/92 Esas, 2021/245 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, sanığın bahse konu eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/92 Esas sayılı dosya kapsamında yer alan 03.02.2020 tarihli iddianameden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

A. Şüpheli hakkında, 29.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2016 tarihli ve 2016/85577 soruşturma, 2016/994 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, merci ve itiraz süresinin gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 27.12.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, 27.01.2017

tarihinde tedbirin infazı için Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce dosyanın infazen kapatıldığı,
Şüphelinin 18.12.2019 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2020 tarihli ve 2016/85577 Soruşturma, 2020/2712 Esas, 2020/2123 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 31.03.2021 tarihli ve 2020/92 Esas, 2021/245 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 08.04.2021 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.

B. Şüpheli hakkında, 04.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2020 tarihli ve 2020/14375 Soruşturma, 2020/4188 Esas, 2020/3224 sayılı iddianamesi ile, sanığın cezalandırılması istemiyle Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2020/124 Esas, 2020/247 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.09.2020 tarihinde kesinleştiği,
Sanığın denetim süresi içerisinde 20.09.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine; Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/2521 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.

C. Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/92 Esas, 2021/245 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, erteleme kararının doğrudan sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle kararın kesinleşmediği, dolayısıyla beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, ihlal kabul edilen 18.12.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinin söylenemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 04.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2020 tarihli iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun'un

191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2016 tarihli ve 2016/85577 soruşturma, 2016/994 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın tebliğinin usulsüz olması nedeniyle erteleme kararının kesinleşmediği, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği, dolayısıyla Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında da doğrudan dava açılması koşulları oluşmadığı gibi, dosya kapsamına göre, sanık hakkında 04.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.02.2020 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, 29.11.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2020 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Antalya 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/92 Esas sayılı dosyasındaki 03.02.2020 tarihli iddianameden önce olması karşısında, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı anlaşıldığından, davaların birleştirilmesine karar verilerek, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğunun tespiti halinde tek bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/92 Esas, 2021/245 Karar sayılı kararı ile Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2021/265 Esas, 2021/521 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.