Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacılar vekili 12.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkiller haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen soruşturma dosyası kapsamında 12.05.2017 tarihinde 1 gün gözaltında kalmışlardır. Müvekkil ...'e ait olan araca ve 474.600,00 euro paraya el konulmuştur. Müvekkil ... yönünden; araca el konulması sebebiyle uğranan 53.699,00 TL zarar ve el konulan nakit paranın eksik faizle ödenmesi sebebiyle uğranan 1.067.829,95 TL zarar için toplam 1.121.528,95 TL maddi tazminatın ve uğranan manevi zarar için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; müvekkil ... yönünden uğranan manevi zarar için 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkillere ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı hazineye yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 27.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süre ve yetki yönünden reddedilmesi gerekmektedir. Kanunda yazılı koşullar davacılar yönünden gerçekleşmemiştir. Devletin olayda kusuru yoktur. Aynı konuyla ilgili başka bir dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Talep edilen maddi tazminat maddi delil ve belgelerle ispatlanmadığından talep yerinde değildir. Talep edilen manevi tazminat miktarları fahiştir. Faiz talebinin hukuki dayanağı yoktur. Davacının nüfus ve adli sicil kaydı dosya kapsamına alınmalı, avukata yetki verip vermediği araştırılmalıdır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2019/194 Esas, 2019/296 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/5090 Esas, 2020/1237 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.12.2021 tarihli ve 2020/77540 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
Davacılar vekilinin temyiz istemi; el konulan araçta oluşan zarar ve ikame ... bedeli ile el konulan paranın eksik ödenen faizinin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesine, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğuna, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacıların suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan yakalanıp bir gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldıkları, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1419 Soruşturma, 2019/201 Karar sayılı dosyasından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı ...'e ait Volkswagen Up marka araca ve 474.600,00 euroya el konulmuş ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı kararı ile el konulan ... ve para iade edilmiştir. Davacı ...'e ait ... 02.03.2019 tarihinde 7.000,00 TL otopark ve çekici ücreti mukabilinde davacıya teslim edilmiştir. Davacı ...'in sübut bulan maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 7.000,00 TL' nin yediemin ve otopark ücretinin ödenme tarihi olan 02.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili her kadar araca haksız olarak el konulduğu ve aracın 19 ay 17 yedieminli otoparkta muhafaza altına alınması sebebiyle davacının aracı kullanamadığı ve ikame ... bedeli olarak 43.401,00 TL maddi tazminat ve ... teslim alındığında araçta 2.300,00 TL maddi zarar meydana geldiği ve delil tespiti için 998,90 TL gider yaptıkları iddiasıyla maddi tazminat talep etmiş ise de; davacı ...'in ikame ... kiralamadığını beyan ettiği, davacı ve vekili tarafından bu hususta herhangi bir resmi belge veya delil sunulmadığı görülmekle davacı ... ve vekilinin bu yöndeki maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar el konulan 464.600,00 euro'nun tam olarak kendilerine teslim edildiğini ve ayrıca 3.000,00 euro faizin kendilerine teslim edildiğini ancak faizin eksik ödendiğini, davacının el konulan parası sebebiyle maddi zararının olduğunu, el konulan paranın vadeli bir hesaba yatırıldığında çok daha fazla miktarda faiz elde edilebileceğini beyan ederek maddi tazminat talep etmiş ise de; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında muhtemel zararın maddi tazminat kapsamında talep edilemeyeceği dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöndeki talebinin maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinden reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminatın dosya kapsamı, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, davacıların sosyal ve ekonomik durumu, haklarında yürütülen soruşturmadaki suçun niteliği, uğradığı haksızlığın boyutu, gözaltında geçirdikleri bir günlük süre, hükmedilecek miktarın zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nefaset kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak, davacılar ... ve ...'in sübut bulan manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacılar hakkında ayrı ayrı 350,00 TL' manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 12.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, haksız el koyma yönünden manevi tazminata hükmedilmemesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Davacı ...'in koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı ... vekilinin ve davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı ...'in koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebine ilişkin kurulan hüküm yönünden;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; davacı ...'in maddi tazminat talebi olmamasına rağmen maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunduğundan, istinaf yoluna başvurulan kararın hüküm fıkrasının; Davacı ...'e ilişkin maddi tazminat talebinin reddine ilişkin (3) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1419 Soruşturma sayılı dosyası kapsamında, davacıların suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan 12.05.2017 - 13.05.2017 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldıkları, davacı ...'e ait araca ve ... içerisinde bulunan 474.600,00 Euro'ya 13.05.2017 tarihinde el konulduğu, yapılan soruşturma sonunda 29.01.2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın kesinleştiği, gözaltında alınma ve el koyma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin temyiz isteği yönünden;
Davacı ...'in ikame ... kiralamadığını beyan ettiği, davacı ve vekili tarafından bu hususta herhangi bir resmi belge veya delil sunulmadığı, araçta meydana geldiği iddia edilen zararın el koyma ve muhafaza koşullarından kaynaklandığının belirlenemediği anlaşıldığından bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Davacı vekili el konulan parası sebebiyle maddi zararının olduğunu, el konulan paranın vadeli bir hesaba yatırıldığında çok daha fazla miktarda faiz elde edilebileceğini beyan ederek maddi tazminat talep etmiş ise de; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında muhtemel zararın maddi tazminat kapsamında talep edilemeyeceği dikkate alınarak davacı vekilinin bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacıların sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmalarına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldıkları süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak belirlenen manevi tazminat miktarları yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/5090 Esas, 2020/1237 Karar sayılı kararında davacılar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi.