Esastan ret

Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, müvekkilinin müştereken malik olduğu Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1047 ada 29 parsel sayılı taşınmazdan 31.12.2014 tarihinde tarafından hisse satın aldığını, müvekkili tarafından yasal ön alım hakkına dayalı olarak Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/781 Esas sayılı dosyasında bu davalıya karşı tapu iptali ve tescil davası açıldığını, şuf'a dosyasına gelen tapu kayıtları incelendiğinde davalı Ziraat Bankası A.Ş. lehine ipotek tesis edildiğinin görüldüğünü, bu ipoteğin şuf'a haklarını kullanmaya engel olunması amacıyla kötüniyetli olarak tesis edildiğini beyanla davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. lehine konulan ipoteğin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı T.C. Ziraat Bankası vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı ...'a karşı 20.12.2016 tarihinde şufa davası açıldığı, davalı Ziraat Bankası A.Ş. lehine tesis edilen ipoteğin ise 11.05.2015 tarihli olduğu, ipoteğin tesis edildiği tarihte tapu kaydında herhangi bir şerh bulunmadığı, tapu sicilinin aleniliği ilkesi gereği bu kayda güvenen ve lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın iyi niyetli olduğunun karine olarak kabul edildiği, davacı tarafça ipoteğin kötü niyetli tesis edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın şuf'a hakkını kullanma süreleri yasal yönden dolmadan taşınmaz üzerine ipotek tesis etmiş olmakla iyiniyet iddiasında bulunamayacağını, müvekkili yasadan doğan şuf'a hakkını kullanmış olduğunu, taraflarından ödenen şuf'a bedeli, harç ve masraflar üzerine davalı/bankanın ipoteği yansıtılmış olduğunu, yine taşınmaz üzerindeki ipotek şerhinin kaldırılması taleplerinin de haksız ve hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, böyle bir durumda müvekkilinin yatırdığı şuf'a bedeli, harç ve masrafları alamayacağı gibi taşınmazında icraen satışını da önleyemeyeceğini, şuf'a bedelinin belirlenmesinde esas alınacak satış bedelinin tapudaki satış bedeli olarak anlaşılması gerektiği yönünde yüksek mahkemenin birçok kararı bulunduğunu, kaldı ki, davanın asıl tarafı olan davalı ...'ın da aksi yönde herhangi bir itirazı olmadığını, müvekkili, davalının kötü niyetini ispata mecbur edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 851 inci maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/781 Esas sayılı ön alım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davasında Ziraat Bankasının taraf sıfatının bulunmadığı, davanın Ziraat Bankasına ihbar edildiği, dolayısıyla o davada verilen hükmün eldeki dava bakımından Ziraat Bankasını bağlayıcı niteliği bulunmadığından; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olmak üzere karar verildi.

TMK'nun 732/3 üncü maddesi "Önalım ..., satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer." hükmünü içermektedir.

Dosya içeriğindeki belgelere göre ön alım sözleşmesine konu satış 31/12/2014 tarihinde yapılmış, davacı ise, ön alım hakkına dayanarak tapu kaydının iptali ile adına tescili talebini Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2016/781 Esas numarası ile 20/12/2016 tarihinde açtığı dava ile dile getirmiştir. Ancak; satıştan sonra, fakat bu dava açılmadan önce davalı tarafından, diğer davalı Ziraat Bankası lehine 19071 yevmiye numarası ile 11/05/2015 tarihinde; yani, davacının ön alım davasını açmasından önce ipotek tesis edilmiştir.

Gerek ilk derece mahkemesi, gerekse istinaf incelemesini yapan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, davalı Banka'nın tapu kaydına güvenerek ipotekli kredi kullandırdığı gerekçesi ile, davanın ve istinaf talebinin reddine karar vermiş, bu karar Dairemizin çoğunluk görüşü ile de onanmıştır.
TMK'nun 1023 üncü maddesinde yer alan tapu siciline güven ilkesi, gayrimenkul hukukumuzun temel ilkelerindendir. Bununla birlikte, ön alım ... da, yine TMK'nun 732 nci ve devamı maddelerinde yer alan bir haktır. TMK'nun 1020/3 üncü maddesi "Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." hükmünü içermektedir. Davalı banka, kullandırdığı kredinin teminatı olarak lehine ipotek tesis edilmesini istediğinde;
1-) İpotek edilen taşınmazı diğer davalının hangi tarihte ve ne şekilde (satış, trapma, bağış vs.) edindiğini,
2-) Taşınmazın hisseli olduğunu, dolayısı ile diğer hissedarların ön alım ... bulunduğunu,

3-) Yasal ön alım ... süresi geçmediği için, hisseli taşınmazda diğer hissedarların ön alım hakkını kullanabileceklerini,

Başkaca hiç bir araştırma yapmasına gerek olmaksızın, sadece tapu kayıtlarından öğrenebilecek durumdadır. Davalı Banka, kredi kullandırdığı müşterinin teminat olarak gösterdiği taşınmaz hissesini aldıktan sonra, diğer hissedarlara ihtar gönderildiğini araştırdığına dair bir savunma da getirmemiştir. Davalı Banka tüm bu ihtimalleri ya da riskleri kabul ederek kredi vermiş ve verdiği kredinin teminatı olarak, bu taşınmazı kabul etmişse, artık bundan sonra, teminat olarak kabul ettiği hissenin ön alım nedeni ile satışı halinde, iyi niyetli olduğu savunması ile, taşınmaz üzerindeki ipoteğin devamını isteyemez. Aksinin kabulü, ön alım hakkına tabi bir taşınmaz hissesi teminat gösterilmek suretiyle kredi kullanımı nedeniyle yasal ön alım hakkını fiilen işlevsiz hale getirir. Ya da, ön alım hakkını kullanan paydaşı, tarafı olmadığı bir borç-alacak sözleşmesinin borçlusu haline getirir ki, bunun, TMK'nun hem lafzına, hem de ruhuna aykırı olacağı açıktır.

Davalı Banka'nın talep edebileceği, TMK'nun 700 üncü maddesine kıyasen, sadece ön alım satış bedelinin ipotek bedeline yansıtılmasıdır ki; Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarih 2016/781 Esas 2017/547 Karar sayılı ilamının hüküm fıkrasında "Dava konusu taşınmaz hissesi üzerinde bulunan ipoteğin şufa bedeli üzerine yansıtılmasına" denilmek suretiyle bu yola gidilmiştir. Bu dava da davalı Bankaya ihbar edilmiş olmasına rağmen, Banka davaya katılma gereği duymamış, ipoteğin ön alım satış bedeli üzerinde değil, taşınmaz üzerinde devam etmesi yönünde bir talepte bulunmamıştır. Bu şekilde kesinleşen iki ilam nedeniyle Banka, hem taşınmaz üzerinde ipotek hakkını muhafaza etmiş, hem de ön alım satış bedeli üzerinde alacak ... elde etmiş bulunmaktadır.

Bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi için temyiz incelemesine konu kararın bozulması gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.