Esastan ret
Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ...'in 20.09.2013 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakanın sağlığında diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastı ile İstanbul ili, ... ilçesi, .. . Yokuşu 200 ada 65 parselde kayıtlı taşınmazı bedelini 25.10.1969 tarihinde bizzat ödeyerek oğlu ... adına satın aldığını, davalının mirasbırakanın vasisi olduğu ve yaşadığı sürece vasisi olarak mal varlığı üzerinde tasarruf ettiğini, mirasbırakan vefat ettiğinde yalnızca ... 370 ada 65 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı olduğunu, müvekkillerinin miras bırakanına ait taşınmazların bizzat mirasbırakan tarafından diğer mirasçılarından mal kaçırma kastı ile bedellerini davalıya verilmek sureti ile üçüncü kişilere devrettiğini veya davalının vasi sıfatı ile babasına ait taşınmazları devretmek sureti ile diğer mirasçılardan mal kaçırarak saklı paylarına tecavüz ettiklerini ileri sürerek müvekkillerine ait saklı payın tenkisi talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; vesayet altına alınan kişinin mal varlığının vesayet makamınca denetlendiğini, vasinin hiçbir zaman serbest tasarruf edebilme hakkına sahip olmadığını, kendisinin vasi olmadığını, mahkemece alınan raporlar gereğince müşavir olarak görevlendirildiğini, dava dilekçesindeki tapu bilgilerinin de yanlış olduğunu, mirasbırakan vefat ettiğinde yalnızca ..., 370 ada 65 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı olduğunun belirtildiğini, öncelikle bu parsel üzerinde kat mülkiyetine çevrilmiş bina bulunduğunu, bu binada mirasbırakan adına daire bulunmadığını, bu binada 21 numaralı bağımsız bölümün anneleri adına kayıtlı iken intikal işlemleri yapılmış olup mirasçılar adına tapuda kayıtlarının bulunduğunu, tapu kaydının incelenmeden davanın açıldığını, kendisinin taşınmazlarda herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazı 1969 yılında kendisinin satın aldığı başka taşınmazının da bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasbırakan ...'in 20.09.2013 tarihinde vefat ettiği, tanık anlatımları ve dosya kapsamı itibariyle davaya konu taşınmazın 1969 yılında davalı tarafından satın alınmış olduğu, davalının o dönemde beyaz eşya servisinde çalıştığı, taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunduğu, tanık anlatımlarıyla da, taşınmazın satın alınmasına ilişkin ödemelerinin tamamını davalının yaptığının sabit görüldüğü, mirasbırakanın camiye yardım yaptığı belirtilen tarihin ise, taşınmazın alınmasından çok sonraki bir döneme ilişkin olduğu, taşınmazın satın alındığı dönemde mirasbırakanın taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yanlış taşınmaz üzerinden karar verildiğini, davaya konu taşınmazın 370 ada 65 parsel 9 No.lu bağımsız bölüm olduğunu, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, mirasbırakanın taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olmadığına ilişkin yeterli gerekçe bulunmadığını, taşınmazın satın alındığı tarihte davalının 17 yaşında olduğunu, taşınmazı satın alabilecek gücü olmayan kişinin davalı olduğunu, dava konusu taşınmazın değerinin düşük hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın, bedelini bizzat mirasbırakan tarafından ödenip üçüncü kişiden satın alınan 9 No.lu bağımsız bölümün mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı adına tescil edildiği iddiası ile tenkis isteği olduğu, tenkisin konusunun mirasbırakan tarafından davalıya bağışlanan, yani ödenen bedel olduğu, davalıya ait 9 No.lu bağımsız bölüme isabet eden 2/42 arsa payının satın alındığı tarihin 25.10.1969 olduğu, mirasbırakanın davalıya iddia edilen bedeli bağışladığı tarih ile mirasbırakanın ölümü arasında bir yıldan fazla süre geçtiği, dolayısıyla temlikin, mutlak tenkise tabi bir tasarruf niteliğinde bulunmadığı ve Türk Medeni Kanunu'nun 565 inci maddesinin birinci fıkrasının dörüdüncü bendi gereğince mirasbırakanın saklı pay kurallarını ihlal kastı ile hareket ettiğinin ispatlanması halinde tenkise tâbi tutulacağı, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafın mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastını ispat edemediği anlaşıldığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı tanıklarının mirasbırakanın saklı payı ihlal kastı ile hareket edip etmediğine yönelik beyanda bulunmadıklarını, davalının işlem tarihinde 18 yaşında olması ve mirasbırakanın eşi ile beş çocuğunun daha bulunması, işlemin taraflardan gizlenerek yapılması karşısında temlikin saklı payları ihlali anlamına geleceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar lehine bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 565 inci maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.