Esastan ret
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin mirasbırakan ...'in 15.02.2016 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakanın düzenlediği Korkuteli .... Noterliği 08.09.2014 tarih ve 3548 yevmiye numaralı vasiyetnamesinin Korkuteli Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/104 Esas sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, mirasbırakanın vasiyetname düzenleme tarihinde 84 yaşında olduğunu, düzenlenen vasiyetnamenin şekil ve içerik itibariyle vasiyetname niteliğinde olmadığını, mirasbırakanın, davalı olan ikinci eşinin de etkisi, baskısı ve yönlendirmesi ile vasiyetname düzenlediğini, vasiyetnamede bahsedilen taşınmazların bedel karşılığında mirasbırakanın sağlığında ve davalı eşinin de yönlendirmesi ile mirasbırakan tarafından satıldığını ve bedellerinin davalı tarafından teslim alındığını, vasiyetnamede ... tarafından torunu ...'a verildiğinden bahsedilen ... önü 5 dönüm tarlanın ...'e değil ...'e ait olduğunu, mirasbırakanla ilgisinin olmadığını, yine vasiyetnamede ... Kasabası 12 dönüm tarla ... tarafından ... isimli şahsa satıldığını, vasiyetnamede bahsedildiği şekilde müvekkili ...'e verilmiş bir yer olmadığını, vasiyetnamenin gerçek durumu yansıtmadığını, irade beyanı ile gerçekte yapılan işlemlerin dahi birbiri ile uyuşmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin usul ve yasaya uygun olduğunu, vasiyetname düzenlenirken mirasbırakan hakkında sağlık raporu alındığını ve rapora göre akli dengesinin yerinde olduğunu, taraflarınca Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/157 Esas sayılı dosyası ile tenkis davası açıldığını, ...'a devredilen taşınmazın...'ın Fransa'ya gideceği zaman vize almak için müracaatında adına kayıtlı taşınmaz olması gerekmesi nedeniyle devredildiğini, ...'e devredilen taşınmazın kızı ...'in dolandırıcılıktan dolayı hakkında açılan dava için kızını kurtarması için devredildiğini, müvekkilinin tam miras ... mirasbırakan tarafından diğer mirasçılara ve mirasçıların çocuklarına aktarıldığını ve bu şekilde mirasbırakan tarafından müvekkilinin miras payının ortadan kaldırıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın fiil ehliyetine haiz olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 557 nci maddesinde düzenlenen diğer iptal sebeplerinin de davacı tarafça ispat edilemediği, vasiyetnamenin infaza elverişli olup olmadığı hususunun vasiyetnamenin tenfizi davasının konusu olduğu ve iptali talep edilen vasiyetnamenin usulüne uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakanın 84 yaşında ve hasta birisi olması nedeniyle tek başına işlem yapamayacağını, nitekim vasiyetnamede mirasbırakanın kendisine ait olmayan taşınmazları konu etmesinin akıl sağlığının yerinde olmadığının göstergesi olduğunu, vasiyetnamenin içerik itibariyle delil uydurmak amacıyla düzenlendiğini, vasiyetnamenin vasiyetname iradesi taşımadığını, mirasbırakanın beyanlarının gerçekle uyuşmadığını, vasiyetnamede bahsi geçen taşınmazların bedellerinin ödendiğini, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, Mahkemece alınan Adli Tıp Kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Mahkemece esas kararda yer verilmeyen vekalet ücretine davalı yanın talebi üzerine ek kararda yer verilmesinin de usule ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin asıl ve ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1. Mirasbırakanın, vasiyetnameye konu taşınmazların bir kısmı üzerinde tasarruf ... bulunmadığı iddiasının, kanun hükmünde sayılan hallerden hiçbirine girmediği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nin 14.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenleme tarihi olan 08.09.2014 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunu bildirildiği, davacı tarafın iddiasına dayanak gösterdiği tanık anlatımları ve dosya içeriğinde toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; mirasbırakanın, iradesinin sakatlandığı yönünde bir bilgi bulunmadığı nedeniyle İlk Derece Mahkemesince vasiyetnamenin iptali talebinin reddine karar verilmesinin yerinde bulunduğu,
2. İlk Derece Mahkemesinin asıl kararında, davalı yararına vekalet ücreti hükmetmeyi sehven yazmadığının açıkça belli olduğu, davalı vekilinin talebi üzerine bu hususu ek kararı ile tamamlamasının da usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 557 nci maddesi.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.