Davanın reddine

Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... adına Muhtar ... dava dilekçesinde özetle; köylerinde bulunan köy çeşmesinin suyunun kesilmesi üzerine su kaynağının bulunduğu 203 parsel No.lu taşınmazdan çıkardıkları ve çıkan suyu köy çesmesine bağladıklarını suyun çıktığı yer olan 203 No.lu parselde tarla vasıflı taşınmazın maliki ...'ın su borularını keserek köy çeşmesinin akmasını engellediğini, köy halkının mağdur olduğunu, 203 No.lu parselde bulunan köy halkının hem içme suyu olarak, hem hayvanların sulanması ve tarla ve bahçe sulamasında kullanılan bu suya ... tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, 203 parsel sayılı taşınmazdan çıkan suyun kadim su olmadığını, suyun davalıdan habersiz kazı çalışması yapılarak bulunmuş olduğunu, davalı köylünün su ihtiyacını karşılarken, kendisine çıkan sudan hiçbir pay verilmediğini, taşıma su ile su ihtiyacını karşılamakta olduğunu, buna taşınmazdan çıkan davaya konu suya müvekkilinin ihtiyacı olduğunu, köydeki evinde şebeke suyu dahi olmayıp, tarlalarının da su ihtiyacının bulunduğunu, beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın kabulü ile 203 parsel sayılı taşınmazın 2020/61 Değişik iş esas sayılı dosyasına sunulan 30.09.2020 havale tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide gösterilen yerden çıkan genel su niteliğindeki suya müdahalesinin men’ine; suyun aynı rapora ekli krokide gösterilen aynı yer 202 parsel sayılı su deposuna akıtılmak ve burada biriken suyun yine aynı raporda gösterilen aynı yer 174 parselde kayıtlı köy çeşmesine, ... Köyü, ... Mahallesi sakinlerince ortak kullanılmak üzere akıtılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tapuda müvekkiline ait olan taşınmaz üzerinde bulunan suyun kaynağında davalının kullanımı ve sahipliği söz konusu iken yapılan iradi su ittifakı ile civarda yaşayan komşulara kaynak ... benzeri bir kullanım ... verildiğini, davalının geçimi ve kullanımı için kendisine yetecek kadar var olan ve kendi taşınmazında kendisine ait olan özel su niteliğindeki söz konusu suyun genel su olarak kabulününün hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin mülkiyet hakkının korunmadığını, dava konusu suyun su yer altı suyu kapsamında değerlendirilebilecek bir su olmayıp davalının gerekçeleri ile Yerel Mahkeme kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 203 parsel sayılı tarladan çıkan suyun kadim su olması nedeniyle köy çeşmesi olarak kullanıldıktan asırlar sonra davalının babasının mülkiyetine geçtiğini, Sarnıç Mahallesi'nde yeterli su kaynağı bulunmadığından şebeke suyunun sadece insan kullanımı için evlere verildiğini, tarımsal amaçlı kullanılmadığını, köy halkının hayvanlarının dava konusu kaynak suyun aktığı çeşmeyi kullandığını, çeşme suyu kesildiğinde hayvancılıkla geçinen mahalle halkının burada yaşama imkanının kalmadığını beyan ederek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Temyize Cevap
Davalı vekili; Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile davalının mülkiyet hakkının korunduğunu, su kaynağının genel su niteliğinde olmadığını beyanla temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması talebinde bulunmuştur.

Dava, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

1. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.

2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak ... olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."

3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.

4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir.

5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik ... ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

6. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak ... da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Somut olaya gelince; dava konusu suyun akıtıldığı köy çeşmesinden tüm köy halkı faydalanmakta ve köy çeşmesi tüm köyün yararına bir hizmet gerçekleştirmektedir. Hal böyle olunca, davacının suya men’i müdahale davası açmakta aktif dava ehliyeti vardır. Bu nedenle; Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığından davanın reddi gerektiğine dair gerekçesi isabetsizdir.

3. Diğer yandan, dosya arasında bulunan Gümüşhacıköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/61 Değişik İş sayılı dosyasında, suyun en az aktığı dönemde keşif icra edilmiş ve suyun debisi Jeoloji mühendisi bilirkişisi marifetiyle tespit ettirilmiştir. Bu çerçevede, davacının günlük ihtiyacı olarak tespit edilen 3.6 ton suyun fazlasına ilişkin olarak 08.11.2021 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporundaki belirlemeler gözetilerek müdahalenin men’ine karar verilmeli ve gerekirse içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu da gözetilerek herkesin ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması yoluna gidilmelidir.

4. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi Kararı kaldırılarak değinilen yönler gözetilmeden yazılı şekilde yeniden esas hakkında davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi Kararın bozulması gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 30.09.2022 tarihli, kararının 2022/2151 Esas, 2022/2242 Karar sayılı kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi GÖNDERİLMESİNE,25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.