Esastan ret
Taraflar arasındaki olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptal, olmadığı takdirde temliken tescil, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili, ... ilçesi, ...Mahallesi, 185 ada 165 parsel ile 185 ada 163 parsel sayılı taşınmazların 14.12.1980 tarihinde vefat eden muris ... adına kayıtlı olduğunu, davacının, muris ...'nın mirasçılarından olan oğlu ...'dan hissesine düşen payın 2.500 m²'sini 19.07.1991 tarihinde harici satış sözleşmesi ile satın aldığını, bu sözleşmeye güvenerek taşınmaz üzerine bina ve sera inşa ettiğini, 1990 tarihinden beridir bu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu belirterek; öncelikle Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 185 ada 165 ve 163 parselde kayıtlı toplam 21.509.48 m'lik taşınmazın; mirasçılardan ...'nın miras hissesine isabet eden kısmının yaklaşık 2.500 m2'si olmak üzere yola terk v.s.'den sonra kalan müvekkilinin fiili olarak kullanmakta olduğu kısmın olağanüstü zamanaşımı koşullarının oluştuğu hususu veya harici satım sözleşmelerinde kararlaştırılarak ödenen bedeller de göz önünde bulundurularak davacı tarafından herhangi bir bedel ödenmeksizin iptal edilerek, ilgili Yasa hükümleri uyarınca; mümkünse ayrı bir parsel numarası verilerek, bu mümkün görülmediği takdirde hisseli olarak müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesine, belirtilen talebin uygun görülmemesi halinde; temliken tescile hükmedilmesine, bu talebin de mümkün olmaması halinde davacı tarafından 19.07.1991 tarihinde ödenen 65.000.000,00 TL'nın günümüzdeki değeri ile denkleştirilerek, ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte Durmuş ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile üzerinde meydana getirilen muhdesat bedelleri yönünden de tüm davalılardan şimdilik 5.000,00 TL tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; davacıya yeri satanın ... olduğunu, kendilerinin davalı ...'nın mirasçıları olduklarını, dava konusu yer ile ilgili alakalarının olmadığını belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davaya konu taşınmazı kök muris ... mirasçısı olan ...an aldığını beyan ettiğini, davacı tarafın söz konusu davayı tüm mirasçılara yöneltebilmesi için taşınmazı kök muris ... ’dan satın almış olması gerektiğini, müvekkilinin Musa Atilla mirasçısı olduğunu, ...’nın söz konusu taşınmazın satımına ilişkin bilgisi bulunmadığını ve muvafakatinin de olmadığını, husumet yokluğu nedeni ile davanın reddini savunmuştur.
3. Dahili davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olmadığını, tapulu veya tapuda kayıtlı bir payın kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği durumlarda koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilebileceğini, davacının dayanmış olduğu satış sözleşmesine konu olan kişinin ... olduğunu, tapunun malikinin miras bırakanı ... olduğunu, bu durumda taşınmazda tek başına tasarruf yetkisi ve zilyetliği devir yetkisinin bulunmadığını iş bu nedenlerle açılan davanın reddini savunmuştur.
4. Dahili davalı ..., ..., ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taşınmazın muris ... 'ya ait olduğunu bildiği halde kötü niyetli olarak taşınmaza sera ve ev yaptığını, davacının mirasçı ... 'nın hissesini satın aldığını, hisseyi satın aldığı sırada mirasçıların taksim yapıp yapmadığını hangi kısmın mirasçı ...'ya verildiği hususunu araştırmaksızın taşınmaz üzerine muhtesatlar inşaa ettiğini, ayrıca taşınmazın değerinin tüm mirasçılardan tahsili hususunda tarafına herhangi bir ödeme yapılmadığını, muris ...'ya ödeme yapıldığını, bu nedenle tarafınca davacıya herhangi bir ödeme yapma yükümlülüğünün olmadığını, ayrıca 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu ve tüm bu nedenlerle açılan davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların kayıt maliki ... Atilla'nın ölümü tarihi olan 14.12.1980 tarihinden Anayasa Mahkemesince Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 nci maddesindeki “ölüm” fıkrasına ilişkin yürürlüğün durdurulması tarihine kadar tanık beyanlarına göre yirmi yıllık kazanma süresinin geçtiği, davaya konu taşınmazların bu süre boyunca intikal görmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açmasına davacının ... olan taşınmazı ona devretmeyen davalıların sebep olduğunu, davalıların ön inceleme duruşmasına kadar davayı kabul etme hakları varken dava konusu kadar davanın reddine yönelik beyanları sebebiyle davalıların yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmaları gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ..., ..., ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, taşınmaz maliklerinin gaip olmadığını, taşınmazı haricen satan ş ...'nın satış tarihinde ölü olmadığını, taşınmazın bütünü düşünüldüğünde kayıt maliki ...'nın diğer mirasçılarının da hayatta olduğunu, gerekçede bahsi geçen kayıt maliki merhum ... ise harici satış senedinin tanzim edildiği tarihten çok önce öldüğünü ve dava ile hiçbir şekilde hukuki ilişkisi olmadığını, sözleşmenin varlığı kabul ediliyor ise sözleşmeye dayalı hukuki bir davanın ikame edilmesi gerektiğini, sözleşmenin taraflarının belli olduğunu, sözleşmenin tarafları belli iken diğer mirasçıların davaya konu edilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalılar ..., ...,, ..., ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin hukuki nitelendirmede hata yaptığını, davanın muris muvazaasına dayalı olmadığını, davacının dayanağının taşınmazdaki fiili zilyetliğe değil tapulu taşınmaza ilişkin harici satış sözleşmesi varlığına dayandığını, davacının ancak harici satış bedeli karşılığını günümüz değerine denkleştirmesi ve emsal değeri üzerinden talep edebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
4. Davalı ... vekili Av. .... 27.01.2021 tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile; davacı yönünden 20 yıllık süre tamamlanmadan dava açıldığını, sözleşme tarihinin 17.07.1991 olduğunu, Anayasaya Mahkemesince TMK'nın 713/2 nci fıkrasında yer alan ölmüş sözcüğünün Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararı ile iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verildiğini, yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihine kadar davacı tarafça 20 yıllık zilyetliğinin doldurulmadığını, dava konusu taşınmazlara ilişkin ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, bu nedenle nizasız ve kesintisiz olduğundan söz edilemeyeceğini, mahkemece talepten fazlaya hükmedilemeyeceğini, husumet itirazlarında bulunduğunu, husumet itirazı ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının giderilmeden karar verildiğini, davaya dayanak harici sözleşmenin zemine uygulanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekillleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar ..., ..., ... vekili, davalılar ..., ...,, ..., ... vekili ve davalı ... vekili istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenlerle temyiz isteminde bulunarak kararın bozulmasını istemişlerdir.
Uyuşmazlık, olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptali, olmadığı takdirde temliken tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkraları.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 inci maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de 4721 sayılı Kanun'un 713/2 inci maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan madde de, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olayda; davacı, 185 ada 165 parsel ile 185 ada 163 parsel sayılı taşınmazların 14.12.1980 tarihinde vefat eden muris ... adına kayıtlı olduğunu, tapu kaydının intikal görmediğini, 1990 yılından Anayasa Mahkemesinin yürürlüğünün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile kanunda belirtilen koşullar altında zilyet olduğunu, tapu kaydının 4721 sayılı Kanun'un 713/2 inci maddesi karşısında hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, mahkemece kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar davacının zilyetliğinin başlangıç tarihine ilişkin keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ile tanık beyanları esas alınarak 1990 yılında zilyetliğin başladığı kabul edilmiş ise de; 04.09.2019 tarihli keşif esnasında dinlenen tanık beyanlarında davacının 20-25 yıllık zilyetliğinin bulunduğu belirtilmekle, keşif tarihinden geriye doğru 25 yıl sayıldığında 1994 yılına denk geldiği, davacının davasını dayandırdığı kayıt maliki ...'nın mirasçılarından ... ile yaptığı harici satış sözleşmesinin de 19.07.1991 tarihli olduğu, sözleşme içeriğinde zilyetliğin satış ile devredildiğinin belirtildiği, bunun aksine dosyada inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla zilyetliğin başlangıcının 1990 tarihi değil, sözleşme tarihi olan 19.07.1991 tarihi olduğu ve bu tarihten, Anayasa Mahkemesinin yürürlüğünün durdurulması kararının verildiği 17.03.2011 tarihine kadar 20 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmakla koşulları oluşmayan olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
Ne var ki, davacının terditli talepleri de olup, bu taleplerin İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince incelenmeksizin karar verilmiş olması da isabetli olmadığından, mahkemece asıl talebin reddine karar verildikten sonra davacının terditli talepleri hakkında değerlendirme yapılması ve oluşan sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.