Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve yıkım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; Bitlis ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 376 ada 21 parselde kentsel sit alanı içerisinde kalan ve ...'ta bulunan tescilli yapıların listesinde 44 envanter numarasıyla tescilli kültürel yapının kuzey tarafına bitişik olarak iki katlı yapı ve bu yapının ön tarafına da balkon ilave edilmiş olup sonradan inşa edilmiş olan iki katlı yapının ve balkonunun 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları'nı Koruma Kanunu'na aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek; taşınmaza elatmanın önlenmesini ve üzerine inşa edilen yapının kâl'ini talep etmiştir.

Davalılar; ortaya çıkan bu uyuşmazlık nedeniyle mağdur olduklarını, babalarının 1995 yılında ölümünden önce balkonu yaptırmış olup vefatı sonrasında eve taşındıklarını, sonradan hiçbir kaçak yapı veya tadilat yapmadığını, sit alanında bulunduklarını bilmediklerini, 2007 yılında Ahlat Belediyesi'nce yapılan teftiş sırasında yapılan tebligat üzerine durumu öğrendiklerini, 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan haklarında kamu davası açılmış olduğunu, mağduriyetlerinin devam ettiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Teknik bilirkişilerin ek raporlarında dava konusu 376 ada 21 No.lu parsel içindeki tescilli 44 envanter No.lu yapının ve kuzeyindeki tescilsiz iki katlı yapı ile balkonunun kentsel sit alanı içerisinde kaldığını belirtikleri, inşaat bilirkişisi ek raporunda ise 44 envanter numaralı tescilsiz taşınmaz ile bitişiğinde iki katlı ahlat taşlı kagir ev bulunduğunun, tescilli yapı bitişiğindeki iki katlı evin birinci katının yaklaşık 21 sene önce yapıldığının, balkonun sonradan eklenmediğinin, birinci kat inşaatıyla birlikte konsol olarak çıkma yapıldığının ve tescilli yapı bitişiğindeki yapının inşaat ruhsatnamesinin bulunmayıp kaçak yapı olduğunun belirtildiği, yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 376 ada 21 parsel sayılı taşınmazın Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.05.1993 tarih ve 1249 sayılı Kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillendiği ve Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 22.07.2007 tarih ve 110 sayılı kararıyla Ahlat'ta bulunan tescilli yapıların listesinde yer aldığının anlaşıldığı, teknik bilirkişi raporunda yeşil ve mavi renkle gösterilen taşınmaz ile balkonunun kurumlardan herhangi bir izin alınmaksızın yapılarak 2863 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil ettiği..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile Bitlis ili, Ahlat ilçesi, Erkizan Mahallesi, 376 ada 21 parselde kayıtlı taşınmazda davalıların sit alanına vaki müdahalelerinin men'ine, teknik bilirkişiler Adil Karaman ve İsmail Vural'ın ek rapor ve krokilerinde yeşil ve mavi renkle gösterilen taşınmaz ve balkonunun kâl'ine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar; yapının, koruma kurulu kararı öncesinde inşa edildiğini ve bu durumun mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla desteklendiğini, kararların alınmasından sonra taşınmaz üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, sit alanında kaldıklarını sonradan yapılan tebligatla öğrendiklerini, hatta yetkili kurulca verilen koruma kararının kendilerine usulüne uygun tebliğ edilmediğini, taşınmazın inşa edildiği tarihte koruma kurulu kararı bulunmadığı için davacının dava ve taraf ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

el atmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.

2863 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesine göre; "Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşai ve fiziki müdahale sayılır."
Aynı Kanun'un 10 uncu maddesine göre; "Her kimin mülkiyetinde veya idaresinde olursa olsun, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli tedbirler almak, aldırmak ve bunların her türlü denetimine yapmak veya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve valiliklere yaptırmak, Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir."

Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmelik’in 11 inci maddesine göre ise; "Koruma Bölge Kurulu, taşınmaz kültür varlığı parsellerinde, taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetlerini etkilemeyecek şekilde ayrılma ve birleştirilmelerine izin vermeye yetkilidir."

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile mahkeme kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.