Esastan ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine 15.03.2013 vaade tarihli 550.000,00 TL ve 10.09.2013 vaade tarihli 90.000,00 TL'lik bonolardan dolayı icra takibi yapıldığını, söz konusu bonolardaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili tarafından davalıdan takibe konu bonolar kapsamında herhangi bir borç alınmadığını, bu sebeplerle müvekkilinin takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; bonolardaki imzanın davacıya ait olduğunu, bononun mahiyeti gereği temel ilişkiden bağımsız olarak borç ikrarını içerir belge olduğunu, bu sebeplerle yasal yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi ile %20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı şirket aleyhine takip dosyasına konu edilen 550.000,00 TL ve 90.000,00 TL'lik bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığından bahisle menfi tespit davası açtığı, gerek 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/258 E. sayılı dosyası için düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporları, gerekse aldırılan Adli Tıp Kurumu raporu ile üç kişilik heyet raporuna göre her iki bonodaki imzanın da davacı ...'a ait olduğu, raporların birbirini teyit ediyor olması nedeniyle davacı tarafından açılan menfi tespit davasının reddine, mahkememizce verilen tedbir kararının teminat yatırılmadığı için infaz edilmediği dikkate alınarak davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin senetleri imzalamadığını, taraflar arasında ticari ilişki nedeniyle ihtilaflar oluştuğunu, bu nedenle davalıya bono vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporlar arasında çelişki olduğunu ve bu çelişki giderilmeden karar verildiğini, ağır ceza mahkemesince dinlenen tanıklardan şirket ortağı olan ...'in bonolar ile ilgili bilgisi olmadığını beyan ettiğini, yüklü miktardaki bonolardan şirket ortağının bilgisinin olmamasının mümkün olmadığını, davalı tarafında bu ilişki sebebiyle borç para verdiğini beyan ettiğini, bu sebeple kambiyo senedinin mücerretlik iddiasına dayanılamayacağını, davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması ve tanıklarının dinlenmesi gerekli iken delillerinin toplanmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebi olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ilk derece mahkemesince açıklanan ve benimsenen sebeplerle dosya içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.