İstinaf başvurusunun kabulü ile yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurmak suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yargılama giderleri yönünden yeniden hüküm kurmak suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili; muris ... ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. vekili ... arasında 19.10.2017 tarihinde Ankara ili, ... ilçesi, 43256 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapımı için imzalanan "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"ne göre; yapılacak binada A Blok, arka cephede 1 inci kat, 4 numaralı bağımsız bölümün muris ...'e ait olacağını, ancak yüklenici şirketin 19.02.2010 tarihinde kat irtifakı kurarken, taşınmazın 31/106 payında muris adına, kalan 75/106 payında ise diğer arsa sahipleri ..., ..., ... ve ... adına eşit oranlarda kat irtifakı tesis edildiğini, 4 numaralı bağımsız bölümün 15.05.2012 tarihinde bedelsiz olarak dava dışı ...'e, onun tarafından da 16.07.2012 tarihinde yüklenici şirket vekili ...'e devredildiğini ileri sürerek; öncelikle Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/87 Esas sayılı tapu iptali ve tescil konulu dava dosyasıyla işbu davanın birleştirilmesini, taşınmaz üzerine Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2019/10617 Esas sayılı takip dosyasından konulan haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, tefrik edilen 2020/87 Esas sayılı dosyada tarafların anlaştıkları hususu dikkate alındığında, müvekkili şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davanın kabulü hâlinde dahi müvekkilinin yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumluluğunun olmayacağını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargılama sırasında Ankara 15. İcra Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda dava konusu 4 nolu bağımsız bölüm üzerine konulan haczin İİK.nun 106 -110. maddesi gereğince düştüğünün bildirildiği, davacı vekilinin son celsede, haczin yasal bir yıllık süre içinde satış istenmediğinden düştüğünü ve bir yıllık sürenin 23/08/2020 tarihinde dolduğunu ileri sürerek karşı taraftan vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olduğunu beyan ettiği, davanın, haciz şerhinin kaldırılması istemine ilişkin olup yargılama sırasında taşınmaz kaydındaki haciz şerhinin yasa gereği kendiliğinden kalktığı..." gerekçesiyle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili; tapu siciline güven ilkesi kapsamında, borçlunun malına haciz şerhi işlettiğini, davalı müvekkilinin dava konusu hacizlerin işlendiği ve davanın açıldığı tarih itibarıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, dava açılmasına sebebiyet vermediğini, davayı kabule yönelik bir beyanı da bulunmadığını, bu sebeplerle müvekkili aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek; kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dava konusu bağımsız bölümün kaydı üzerindeki haciz şerhinin yargılama sırasında yasa gereği kalktığı gözetilerek davanın konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki eldeki davanın 25/02/2020 tarihinde açıldığı, haciz şerhinin işlendiği ve davanın açıldığı tarih itibariyle borçlu ...'in kayıt maliki olduğu, alacaklı- davalı şirket tarafından kayıt maliki ... aleyhine alacağa dayalı icra takibi başlatılıp payına haciz şerhi işlendiği, şerhin işlendiği ve icra takibinin yapıldığı tarih itibariyle tapu kütüğünde taşınmazın "davalı" olduğuna dair bir kayıt olmadığı, davalının, davacı ve kayıt maliki-borçlu arasındaki ilişkiyi bildiğine dair dosyada bilgi bulunmadığı, borçlu ... adına olan kaydın iptali davasında davalı - alacaklı şirketin taraf olmadığı, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceği, yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmaması gerekirken davalı aleyhine hüküm kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu, ancak bu yanılgının giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği..." gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı taraf dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davacı yararına vekâlet ücreti taktirine yer olmadığına, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden harcı tamamlanan dava değeri üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.389,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan miras payları oranında tahsili ile davalıya verilmesine, davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili; dava dışı ...'in yetkilisi olduğu ... Yapı A.Ş.'nin borcundan dolayı müvekkillerine ait taşınmazlar kaydına haciz şerhi işlendiğini, davalı ... Tic. A.Ş.'nin asansör işiyle iştigal etmekte olup 2019/10617 Esas sayılı icra takibinin ise ... Yapı A.Ş.'nin müteahhidi olduğu, inşaatlarda yapılan/yapılacak olan asansör işi sebebiyle başlatıldığını, davalı ... Tic. A.Ş. tarafından ... Yapı A.Ş.'nin ve ...'in iştigal alanının, firmanın ve yetkililerinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarının bilinmekte olduğunu, ... Tic. A.Ş.'nin asansör sektöründe bilinen bir firma olup pek çok inşaat sözleşmesinin tarafı olduğunu, basiretli davranmış olsaydı basit bir araştırma ile üzerine haciz konulan taşınmazın inşaat sözleşmesi konusu olduğunu bilebileceğini, basiretli davranma yükümlülüğüne uygun davranmayan ... Tic. A.Ş. tarafından davanın açılmasına sebebiyet verildiğini, müvekkilllerinin haczi kaldırmak için dava açmaktan başkaca bir yollarının kalmadığını, tapu iptali ve tescil davasının kabulle sonuçlanmasına bakıldığında davanın açılmasına müvekkilince sebebiyet verilmediğinin anlaşıldığını, süresi içerisinde davalı tarafından satış istenmediğinden haczin kendiliğinden düştüğünü, 23.08.2020 tarihine kadar davalı tarafından kaldırılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince davalı lehine 30.389,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalının hacizleri kendiliğinden kaldırmayıp dava açılıp duruşma yapıldıktan sonra yasal süresinde satış istenmediğinden haczin kendiliğinden düştüğünü, tapu iptali ve tescil davasını kazanan müvekkillerinin dava açmakta hukuki yararları bulunduğu hâlde aleyhlerine yargılama gideri yüklenmesinin hatalı olduğunu belirterek; hükmü temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, tapu kaydındaki şerhin terkini istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı HMK’nın 331/1 inci maddesi uyarınca; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1009 uncu maddesi uyarınca; "... şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir. Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir."
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 üncü maddesi uyarınca; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.