Esastan ret
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'nın Ordu .... Noterliğinde düzenlediği 06.01.2017 tarihli ve 243 yevmiye numaralı vasiyetnamenin iptali gerektiğini, murisin vasiyetnamenin yapıldığı tarihte gerek yaşı gerekse de rahatsızlığı nedeniyle tasarruf ehliyetine sahip olmadığını, okuma yazması olduğundan parmak izi ile vasiyetname düzenlemesinin mümkün olmadığını, yanılma, aldatma, korkutma ve zorlamaya maruz kaldığını, diğer mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğinden vasiyetnamenin hukuka ve ahlaka da aykırı olduğunu, bu nedenlerle vasiyetnamenin iptaline, terditli olarak saklı paylarının tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; iddiaların gerçek dışı olduğunu, murisin işlem tarihinde akli melekelerinin yerinde olduğunu, tasarruf ve hukuki işlem ehliyetlerinin tam olduğunu, vasiyetnamenin şekil şartlarını sağladığını, murisin yanıltıldığı, korkutulduğu ve zorlandığı iddialarının da asılsız olduğunu, saklı payın ihlal edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp raporu ile belirlendiği, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama iddialarının davacılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davaya konu vasiyetnamenin iptaline dair talebin reddine; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların saklı paylarına yetecek oranda terekeden kazanım sağladıkları ve tenkis alacaklarının olmadığı belirtildiğinden tenkis talebinin de reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte akıl sağlığına sahip olmadığını, bu tarihte çok yaşlı olan murisin rızaen bu işlemi yapmış olmasının mümkün olmadığını, murisin okuma yazma bildiği aşikar olmasına rağmen vasiyetname düzenlendiği esnada neden ve nasıl parmak izi alındığının izaha muhtaç olduğunu, vasiyetname tanıklarının beyanları uyarınca da iptale karar verilmesi gerektiğini, vasiyetnamenin diğer şekli niteliklerinin incelenmediğini, tenkise ilişkin talebin de yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı olarak incelendiğini, murise ait terekenin hatalı hesaplandığını, davalılara vasiyetname ile bırakılan taşınmazın gerçek değerinin çok altında belirlendiğini, keşif tarihinden sonraki ekonomik düzende bir hayli yükseldiğini, değerinin yeniden hesaplanması gerektiğini, terekede bulunan en kıymetli taşınmaz olduğunu ileri sürerek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetname düzenleme tarihi itibariyle murisin fiil ehliyetine sahip bulunduğunun mahkemece yöntemine uygun şekilde yapılan araştırma sonucu ATK raporu ile saptanmış olduğu, şekil yönünden de vasiyetnamede yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıların saklı paylarının ise ihlal edilmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
İstinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlamıştır.
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali, terditli tenkis istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 557 nci ve devamı maddeleri ile 560 ıncı ve devamı maddeleri
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.