Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2014/649 Esas, 2015/778 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, birinci fıkranın ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62,51/1-3 ve 53 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarının uygulanmasına; sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, birinci fıkranın ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 ve 53 üncü maddenin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.06.2022 tarihli, 2021/83834 sayılı, "... vekilinin davadan haberdar edilip bu şekilde yargılamaya devam olunması gerekirken, yokluğunda yargılama yapılarak iddia ve delillerini ileri sürme hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görüldüğünden, ... vekilinin katılma ve temyiz isteminin kabulüyle, temyiz edilen hükmün CMK'nın 302. maddesi uyarınca bozulması" görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteği; suçtan doğrudan doğruya zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığına dava ihbar edilmeksizin yargılamaya devam olunması ve hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.06.2020 gün ve 2018/6-472-2020/262 sayılı ilamında, “sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene 5271 sayılı Kanun'un 233 üncü maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve aynı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan hakları kullanma imkanının tanınması gerekirken, bunun yapılmamasının, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek delil sunma hakkı elinden alınan suçtan zarar gören yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğunun” belirtilmesi karşısında, suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığı adına İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma imkânı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle aynı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2014/649 Esas, 2015/778 Karar sayılı kararına yönelik suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2023 tarihinde karar verildi.