Esastan ret

Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; Aksaray ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 347 ada 42 parselde kayıtlı iken yapılan imar uygulaması sonucunda 4589 ada 5 parsel olarak kayıtlanan gayrimenkulün; mülkiyeti Aksaray Belediyesi'ne ait iken 400 m²'lik kısmının 03.11.1988 tarih; 1514 sayılı tapu tahsis belgesiyle davalı bedelinin ödenerek Aksaray Belediyesi'nden satın alındığını, daha sonra da davalı Hazine adına tescil edildiğini, tapu tahsis belgesinin müvekkili lehine tapunun beyanlar hanesine işlendiğini, taşınmazın kendi adına tescilini sağlamak için davalılara müracaat eden müvekkilinin sonuç alamadığını ileri sürerek; davalı Hazine hissesinin iptaliyle müvekkili adına tescilini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin ödediği bedelin davalılardan tahsilini talep etmiştir.

1. Davalı Hazine vekili: Davalı Hazine; tapu tahsis belgesinin 1988 tarihli olup zamanaşımı süresinin dolduğunu ve bir mülkiyet belgesi olmadığını, yalnızca fiili kullanmayı belirleyen, ilgilisine kişisel hak sağlayan zilyetlik belgesi olduğunu, tapu tahsis belgesinin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına taşınmaz tescili için tek başına yeterli olmayıp, tahsise konu yerde ıslah-imar planlarının yapılması, başka yerden tapu tahsisi yapılmaması, tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmaması ve imar planına göre konut alanında kalması da gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.

2. Dahili davalı ... Belediyesi: Taşınmazın malikinin davalı Hazine olup Belediye'nin hissesi bulunmadığı için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, mera vasfında olduğu gerekçesiyle taşınmazın belediyeye devrine Hazinece izin verilmediğini, davacının talep ettiği kısmın ifrazının mümkün olmadığını, davanın Aksaray Belediyesi yönünden öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacının davalı ... Belediyesi'nden tapu tahsis belgesi aldığı, arsa bedelini ödediği, taşınmazın uygulama imar planında konut alanında kaldığı, ıslah imar planlarının yapıldığı, dava konusu yer ile tahsise konu yerin aynı olduğu, yukarıda açıklanan şartların gerçekleştiği, taşınmazın mera vasfından çıkartıldığı, mera vasfı değiştirilerek arsa vasfıyla davalı adına tescil edilen taşınmazın evveliyatının davacının tapu tahsis belgesine dayanarak hak sahibi olmasına engel durum olarak değerlendirilemeyeceği, tahsis işleminin belediye tarafından yapılması sebebiyle Aksaray Belediyesinin yasal hasım olduğu, tahsise dayalı davalarda hak düşürücü sürenin sözkonusu olmadığı..." gerekçesiyle davanın kabulü ile Aksaray ili, Merkez ilçesi, Taşpazar Mahallesi, 4589 ada 5 parselde Hazine adına kayıtlı taşınmazın 260/1093 payının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 833/1093 hissenin Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterince inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya verilmiş tapu tahsis belgesinin hukuken geçerliliğini koruduğu, tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı ve düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı, taşınmazın imar planında konut alanında kaldığı, tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olduğu ve taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazda davacıyı paydaş kılarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, tapu tahsis belgesine dayanılarak hak sahibi adına taşınmazın tescili için gerekli koşulların oluştuğu gerekçesiyle; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı Hazine vekili: Tapu tahsis belgesinin kişilere mülkiyet ... vermediğini belirterek; eksik inceleme ve araştırma sonucu tesis edilen hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14- 763- 864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;

Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,

Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasanın 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,

İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,

Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,

Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,

Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,

İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasanın 18 inci maddesinin maddesinin b ve c alt bentleri uyarınca maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi