Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 20.11.2012 günü belirlenen saatte temyiz eden Suta İnş.ve Müh.Ltd.Şti. vekili Av.... ile ... İletişim Hizm.A.Ş. vekili ... ... ve aleyhine temyiz istenilen Türk Telekomünikasyon A.Ş. vekili Av.... ... ... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalıların kusura yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacıya ait hasar gören kablo tesisinin daha önce döşendiği, teknik şartname ve projesine uygun imal edilip kabulleri de yapıldığından davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, davalı taraf davacıya kazı öncesi başvurmadığı eleman da istemediği ve dikkatsiz çalışma yaptığından tamamen kusurlu olduğunun açıklandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece anılan rapor hükme dayanak yapılarak karar verilmiştir. Dava konusu hasara ilişkin olarak Jandarma tarafından düzenlenen ve davacı ve davalı taraf temsilcilerinin imzalarının da bulunduğu 03.07.2010 tarihli tutanakta, kablo derinliğinin 70 cm. olup, ikaz bandının bulunmadığı belirtilmiştir. Kablo derinliğinin ve ikaz bandı bulunmaması hususun ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacı açısından bölüşük (müterafik) kusur olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği bilirkişi raporunda irdelenip değerledirilmemiştir.
O halde, dosya yeniden bir başka bilirkişiye verilerek özellikle davacı tarafa somut olayda yükletilmesi gereken müterafik kusur bulunup bulunmadığının saptanması, uzman bilirkişiden BK'nun 44.maddesi hükmü de dikkate alınarak yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguları yansıtacak biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davalıların hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu yönden yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince, davacı her ne kadar temyize cevap dilekçesinde işçilik ve vasıta gideri talep etmediklerini açıklamış ise de, dava dilekçesinde alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu, yargılama sırasında işçilik ve vasıta gideri talep etmediklerine ilişkin beyanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dâhil edilmiş, raporda aktarma süresi, davacı kurumun Pazarlama Dairesi Başkanlığı’nın işletme zararının hesabı hakkındaki tebliğinde açıklanan formüle göre 20 dakika olarak alınıp hesaplama yapılmış, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Hasar oluştuktan sonra iletişim hatlarında kesinti olup olmadığının teknik olarak incelenmesi, hasar anında alternatif ya da yedek hatlara aktarma yapılıp yapılamadığının araştırılması, kesinti oluştuğunun belirlenmesi halinde kesinti süresinin uzman bilirkişi tarafından saptanması, işletme zararı hesaplanırken işletme giderlerinin mahsup edilmesi, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarının duraksamasız belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen süre ve miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konuda gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, işletme zararı hesabının yukarıda açıklanan yönteme ve gerçek zarar ilkesine göre yapılarak davacı tarafın isteyebileceği zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalıların temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenle kararın davalılar yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına takdir ve tespit olunan 900,00’er TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak ayrı ayrı davalılara verilmesine, peşin alınan harçların istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 27.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.