Taraflar arasında görülen davada İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/11/2011 tarih ve 2011/31-2011/55 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davalardaki kararı davalı/birleşen davada davacı Banka vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/11/2012 günü hazır bulunan davacı birleşen dosyanın davalısı ... vekili Av. ... ve ... vekili Av. ... ile davalı birleşen dosyanın davacısı vekilleri Av. ... ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Güneşli Şubesinde vadeli, vadesiz YTL ve döviz cinsinden mevduatları olduğunu, vadeli mevduatların vadesi sonunda vadesiz TL hesabına intikal ettiğini, vadesiz mevduat YTL hesabının toplamı bakiyesinin 05.06.2005 tarihinde 2.078.320 TL olması gerektiğini, vadesi 22/05/2006'da dolan mevduat hesabından intikal eden 781.343 TL'nin başka bir hesaba EFT yolu ile gönderilmesinin 24/05/2006 tarihinde talep etmesine rağmen işlemin yapılmadığını, müvekkilinin bu kez TL ve döviz mevduatlarının Yapı Kredi Bankası Medya A.Ş.'deki hesabına gönderilmesini ve döviz hesabında bilgisi haricinde gerçekleştirilen işlemlerin düzeltilmesi talimatını verdiğini, bankanın bu talimata uymaması üzerine talimatını ihtarname ile yenilendiğini, bu ihtara bankanın türev işlemleri sonucu oluşan banka alacağı olarak 1.589.107 TL'nin müvekkili hesabından mahsup edildiğini bildirdiğini, sözleşme gereğince mevduat kabul eden bankanın mevduat konusu parayı mevduat sahibinin talimatı üzerine derhal ve aynen iade etmekle
yükümlü olduğunu, davalı bankanın türev işlemleri sonucu oluştuğunu belirttiği bir alacağın bulunmadığını, müvekkilince belirtilen bir şekilde bir türev işleminin yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 50.000 TL alacağın 26/05/2006 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınmasına karar verilmesini istemiş, 05.10.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile miktarı 2.764.457,35 TL'na çıkarmıştır.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankadan her ne nam altında olursa olsun herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davacı ile dava dışı Atila tarafından müvekkili bankaya yaklaşık 7.000.000 USD tutarından mevduat tevdii edildiğini, davacı ve üçüncü kişilerin bizzat kendi irade, icazet ve muvafakatleriyle ve dava dışı ...'ın yönlendirme ve talimatları ile bankacılık işlemlerinin yapıldığını, bu ilişkiye bağlı davacı ile dava dışı kişiler ve müvekkili banka arasında türev işlemleri yapmak konusunda iradelerin uyuştuğunu, bu konuya ait kendilerine ayrıntılı bilgi verildiğini ve işlemlerin sonuçlarının ayrıntılı olarak kendilerine anlatıldığını, davacı ve dava dışı kişilerin türev işlemlerinden yaklaşık 2.460.381,88 USD gelir elde ettiklerini, tüm dünyadaki bankalar tarafından teamül ve gereklilik haline getirilen bu uygulama uyarınca davacı ve dava dışı kişiler ile sözlü telefon görüşmeleri yapılarak türev işlemlerinin yapılması konusunda mutabakata varıldığını ve buna bağlı davacı ile dava dışı kişilerin yazılı talimatlarının alındığını savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.
Birleşen (İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi 2006/382 Esas), müvekkilinin davalı bankanın uzun süreli müşterisi olduğunu, Güneşli şubesinde vadeli, vadesiz ve döviz cinsinden hesapları bulunduğunu, ayrıca davalı banka ile bir kısım finansal türev işlemleri yaptığını, bu çerçevede davalı banka yetkililerinin 15/05/2006 tarihinde müvekkilini arayarak türev işlemlerine bağlı olarak ek teminat verilmemesi halinde aynı gün tasfiye geçeceklerini bildirdiğini ve takiben bankanın 25/05/2006 tarihli ihtarname göndererek, türev işlemlerine bağlı banka alacağı olarak oluşan 6.117.861,51 TL'nin hesaplardan mahsup edildiğini, bir başka deyişle müvekkilinin bu kadar mevduatına el konulduğunun bildirildiğini, ancak ihtarnamede belirtilen miktar kadar bankanın alacaklı olmasının mümkün olmadığını, oysa 15/05/2006 tarihi itibariyle müvekkilinin davalı bankanın şubesinde toplam 7.989.187 TL'lik mevduatının bulunduğunu, bu mevduatın 600.000 TL'lik kısmının müvekkilinin borçlusu veya kefili olduğu tüketici kredileri nedeniyle rehinli bulunduğunu, buna göre bankanın rehin kısmını aşan mevduatı ödeme zorunluluğu bulunduğunu iddia ederek, şimdilik 75.000 TL'nin 15/05/2006 tarihinden itibaren davalı bankadan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankadan her ne nam altında olursa olsun herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davacı ve dava dışı kişilerin türev işlemlerinden yaklaşık 2.460.381,88 USD gelir elde ettiklerini, davacı ve dava dışı üçüncü şahısların banka ile yaptıkları türev işlemlerini bu işlemlerin bir kısmının zarar ile sonuçlandıktan sonra sözlü talimatlarını yazılı hale getirmeyi kabul etmediklerini, yazılı olarak verdikleri talimatları bile kabul etmediklerini, banka ile davacı ve dava dışı üçüncü şahıslar tarafından 15.05.2006 tarihinde gerçekleştirilen vadeli döviz alım işlemlerindeki anlaşma kurlarının türev işlemlerindeki anlaşma kurlarından daha yüksek olması nedeniyle 10.112.820,35 YTL zarar ettiklerini, bu işlemlerden doğan zararın müvekkili bankaca tüm sözleşmelerden doğan takas, mahsup ve rehin hakkının kullanılması suretiyle tazmin edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen (İstanbul Asliye 11.Ticaret Mahkemesi'nin 2007/338 E) davacı banka vekili, davalı ile dava dışı ..., Serap Utkucan ve Ece Duvar Kağıtları San. ve Tic. A.Ş.'nin 2005 yılından beri bankanın müşterisi olduklarını, bunların aynı zamanda müvekkili bankanın bağlı olduğu finansal gruba ait yurtdışında faaliyet gösteren diğer bankaların da müşterisi olduklarını, davalı ile dava dışı Atanur'un 2005 yılı Mayıs ayında müvekkili bankaya gelerek bir taşınmaz satışı nedeniyle gelir elde edeceklerini beyan ile bu tutarın değerlendirilmesi amacına yönelik olarak müvekkili banka ile görüştüklerini ve takiben her ikisinin müvekkili bankaya yaklaşık 7.000.000 USD mevduat tevdii ettiklerini, diğer finansal enstrümanlara oranlara daha riskli fakat aynı zamanda daha fazla kazancı olan türev işlemlerine bağlı yaklaşık 2.500.000 USD gelir elde ettiklerini, ancak davalının kendi irade, talimat, onay ve icazetiyle gerçekleşen bir kısım türev işlemlerinden dolayı müvekkili bankanın toplam 6.315.380 TL tutarında zararının oluştuğunu, buna bağlı bankanın oluşan bu işlemlerden doğan zararın 6.117.861,51 TL tutarındaki kısmını haklı gerekçelerle mahsup ettiğini, bu mahsuba bağlı banka zararının banka kayıtlarında 197.518,49 TL olarak kayıtlı olduğunu iddia ederek, şimdilik dava tarihi itibariyle oluşan 466.612,74 TL zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hiçbir şekilde dava dışı şirket ve kişiler adına işlem yapmış ve hareket etmiş olmadığını, buna yönelik müvekkiline verilmiş vekaletname ve temsil belgesinin bulunmadığını, bankaya sözlü talimat verilmediğini, bu durumun ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, türev işlemlerine bağlı müvekkili ile dava dışı şirket ve kişilerin yaklaşık 2.500.000 USD gelir elde edildiği iddiasının gerçekdışı olduğunu, müvekkili dışındaki kişilere bankaca sağlanan gelirin müvekkilince bilinmediği gibi, bankanın maksatlı olarak sadece önceden lehe sonuçlanan işlemleri bildirdiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, asıl ve birleşen davada davacı gerçek kişilerin alacaklarının banka nezdinde bulunan mevduat hesaplarından kaynaklanan mevduat alacağının ödettirilmesine yönelik olduğu, bu istemin 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, telefon kaydının delil olarak kabulünün ancak yanlar arasında yapılmış "telefon kayıtlarının delil olacağına ait sözleşme" ile mümkün olabileceği, gerçek kişi davacılara ait vadeli hesap bakiyelerinin vade bitiminde ödenmediğinin belirli olduğu davacı ...'ın bankada yaptığı işlemlerin yazılı ve imzalı belgeye dayanmadığı, öncesinde 30 adet işlemi kendi adına yaptığı, ...'ın ise yine davacı ... adına hiçbir türev işlemi yapmadığı, ... tarafından yapıldığı belirtilen 09/05/2006 tarihli opsiyon işlemlerinde ...'ın onay ve icazetine ilişkin yazılı belge bulunmadığı, kaldı ki dava konusu opsiyon işleminin genel kredi sözleşmesi kapsamında bir işlem olmadığı, ...'ın imzaladığı 29/03/2006 tarihli iki adet rehin sözleşmesinde genel kredi sözleşmesine yollama (atıf) yapıldığına ait bir hüküm bulunmadığı, bankanın rehin sözleşmesine dayalı mahsup işlemi yönünden rehin veren ...'a ödeme ihtarında bulunmadığı, davacı ... yönünden bankanın 17/05/2006 ve 24/05/2006 tarihlerinde iki ayrı işlemle bu kişinin hesabından 7.904.541,01 TL aldığı, bankanın 15/05/2006 tarihinde türev işlemleri için talep edilen ek teminatın karşılanmamasını gerekçe göstererek, dava konusu işlemlerin tasfiye edildiğini açıkladığı, bu şekli ile ...'ın dava konusu türev ve bankacılık işlemlerinin feshedildiği dönemler itibariyle hesap bakiyesinin 6.117.861,51 TL olduğu, davacı ...'ın gene davacı ... adına herhangi bir işlem yapmadığı (banka tarafından tespit edilecek veya uygun görülecek vekaletnamenin veya temsil belgesinin bankaya ibraz edilme koşulu yokluğundan), banka ile Atila ve Atanur, Serap Utkucan ve Ece Duvar Kağıtları A.Ş. arasında gerçekleştirilen türev işlemlerinin yazılı belgeye dayandığı, bunlar arasında birbirleri adına türev işleminin bulunmadığı, 09/05/2006 tarihli 11.800.000 USD'lik opsiyonun ... tarafından gerçekleştirildiğine ait yazılı belgenin bulunmadığı gerekçesiyle ilk talep ve ıslah gözetilerek asıl davanın kabulü ile toplam 2.094.190,66 TL'nin 26/05/2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınıp davacı ...'a verilmesine, birleşen (İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi'nin 2006/383 Esas) ilk talep ve ıslah gözetilerek davanın kabulü ile toplam 2.764.457,35 TL'nin 24/05/2006'dan itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınıp davacı ...'a verilmesine, birleşen son davanın ise reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davalardaki kararı davalı/birleşen davada davacı Banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davalardaki kararı davalı/birleşen davada davacı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davalardaki kararı davalı/birleşen davada davacı Banka vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı ... A.Ş. (TEB)'den alınarak asıl ve birleşen davalardaki davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 216.433,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.