Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası ve yerel Mahkemece beraat kararı verilip, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet kararı verilerek hüküm türü değiştirildiğinden temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2020 tarihli ve 2019/512 Esas, 2020/528 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, karar verilmiştir.
2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.10.2021 tarihli ve 2020/1492 Esas, 2021/2258 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri, usule, sanığın suçu işlemediğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın evli oldukları, olay tarihinde ikametlerinde sanığın katılanı yaşamsal tehlikeye neden olacak şekilde yaraladığı iddiasıyla dava açılmış ise de, tarafların boşanma aşamasında oldukları, katılanın taburcu olduğu tarihe kadar raporlarında darp - cebir öyküsünün bulunmadığı, 12.09.2018 tarihinde taburcu olduktan sonra darp edildiğine dair söylemde bulunarak geçici rapor aldığı, 07.02.2019 tarihinde şikayet başvurusunda bulunduğu, yargılama sırasında dinlenilen tanık beyanları ve taraflar arasında görülmekte olan boşanma dava dosyası kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın katılanı darp ettiğine dair görgüye dayalı kesin bir bilginin olmadığı, böylelikle sanığın katılanı darp ettiğine ve katılanda meydana gelen yaralanmaya sanığın sebebiyet verdiğine ilişkin savunmanın aksini ispat eden, katılanın soyut iddiaları dışında her türlü şüpheden uzak maddi ve kesin başkaca bir delilin bulunmadığı belirlenerek sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Katılan beyanı, tanık beyanları, sanık beyanı, adli raporlar, boşanma davasına ilişkin dava dosyası, nüfus kayıtları, adli sicil kayıtları, muhtelif tutanaklar ve tüm evrak dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın evli olup bir çocuklarının bulunduğu, 16.08.2018 günü saat 24.00 sıralarında sanığın kardeşi tanık Gülizar ile teyzesinin kızı tanık Hilal'in geldikleri, tarafların 2 gün önce ağırlamış oldukları tanıklardan Hilal'in şarj aletini unuttuğunu bildirerek, istediği şarj aletini aradıkları ancak bulamadıkları ve yardım istemek üzere katılanı uyandırdıkları, katılanın aletin yerini bilmediğini söylediği, bilahare Gülizar'ın şarj aletini buzdolabı üzerinde bularak Hilal'e verdiği, bu anda katılanın, Hilal'in aldığı şarj aletinin kendisine ait olduğunu bildirerek geri istediği ve tarafların bu nedenle tartıştıkları, uyumaya çalıştığı bir sırada katılanın akrabaları ile tartışmasına sinirlenen sanığın ise
tartışmaya müdahale edip katılanın başına iki kez yumruğu ile vurduğu, katılanın kendisini banyoya kilitlediği ve ablası tanık Nabila ile eniştesi tanık ...'yi telefonla aradığı, bir müddet sonra ortak konuta gelen tanıklara olayı anlattığı ve başının ağrıdığını söylediği, sanığın, katılana vurduğunu kabul etmediğini ancak katılanı ittiğini ve onun da düştüğünü söylediğini bildiren tanıkların taraflar ile konuştukları ve ardından evlerine gittikleri, katılanın ortak konutta kaldığı, 18.08.2018 günü ise rahatsızlanması üzerine eşi sanık ve eniştesi ... tarafından ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü, acil servis kaydında "gittiğinde ajite olduğu ve beyin kanaması geçirdiği" bildirilen katılanın 27.08.2018 günü taburcu edildiği olay nedeniyle aldırılan Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporunda, katılanın vücudunun sol temporal lob kısmında 5x3 cm axial çaplarda ölçülen parankimal hematom ve çevresinde hipodens ödem alanı ve sol temporal kemikte çevresel ödemin de eşlik ettiği kırık olduğunun, yaralanması nedeniyle yaşamsal tehlike geçirdiğinin ve temporal kemik kırığının hayat fonksiyonlarını 4. derecede etkilediğinin bildirildiği belirlenmiştir.
2. Katılan, katılanın ablası ve eniştesinin mevcut dava ve boşanma davasındaki istikrarlı beyanları, katılanın ablası ve eniştesinin olay günü katılan ve sanığın ikametine gittiklerinin sanık tarafından da doğrulanması, taraflar arasında bir tartışma-kavga olmaması halinde tanıkların gece vakti olay yerine gitmesinin beklenmemesi, olay günü bir tartışma ve/veya arbede olduğunun tanıklar Gülşan ve Hilal tarafında da bildirilmesi, adı geçen tanıkların taraflar arasındaki boşanma davasında söz konusu tartışmaya sanık ile katılanın da dahil olduklarına dair beyanlarda bulunmuş olmaları, katılanın yaralanmasının başka bir olay nedeniyle meydana geldiğine dair bir beyan yada olay bulunmaması, olay öncesi bir husumeti bulunmayan katılandan asılsız suç isnat etmesinin beklenmemesi ile hastaneye ilk müracaatında katılanın sanıktan boşanmak istememesi nedeniyle makul sürede şikayetçi olmamasının anlaşılabilir bir durum olduğu anlaşıldığından sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Mahkemece yapılan uygulamada hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.10.2021 tarihli ve 2020/1492 Esas, 2021/2258 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 28. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.