Durma

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca seri muhakeme usulü davet tutanağının usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle kovuşturma şartı bulunmadığından bahisle açılan davanın durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.11.2021 tarihli ve 2021/12253 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2021 tarihli ve KYB-2021/134210 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2021 tarihli ve KYB-2021/134210 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"...Her ne kadar İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesince "... sanığın bildirdiği adresten ayrılmış veya o adreste hiç oturmamış olduğu yolunda bir belirleme bulunması gerektiği, adresine gidildiği gün geçici olarak bildirdiği adreste bulunmama ihtimali olan şüphelinin bu nedenle bildirilen adreste yaşamadığının kabul edilemeyeceği, aksi kabulün hak kaybı doğuracağı, dolayısıyla seri muhakeme usulünün usule uygun şekilde uygulanmadığı,..." şeklindeki gerekçe ile davanın durmasına karar verilmiş ise de,
Somut olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelinin 20.10.2018 tarihli kolluk ifadesinde belirttiği adrese seri muhakeme usulüne ilişkin çağrı kağıdının gönderildiği ancak şüphelinin adreste tanınmaması nedeniyle tebliğ yapılamadığı, 5271 sayılı Kanun ve anılan Yönetmelik kapsamında seri muhakame usulünün uygulanması amacıyla şüphelinin soruşturma evresinde bildirdiği adrese usulüne uygun çağrı yapılmasına rağmen başarılı olunamadığından anılan Kanun’un 250 nci maddesinin onüçüncü fıkrası kapsamında soruşturmanın genel hükümlere göre tamamlanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.09.2020 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, resmî mercilere beyan etmek suretiyle soruşturma dosyasında yer alan adresinden ulaşılamayan şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanamayacağı gözetilmeden, kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. Sanığın, yargılama konusu eylemi için 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin onüçüncü fıkrası şöyledir;
"Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.”
Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği'nin 5/6-7 nci maddelerinde ise;
"(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz.
(7) Seri muhakeme usulünün uygulanmasını teklif etmek amacıyla şüpheli hakkında zorla getirme kararı verilemez ve yakalama emri düzenlenemez."
Şeklinde düzenlenmiştir.

2. Dava konusu olayda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelinin kolluk ifadesinde belirttiği adrese seri muhakeme usulüne ilişkin davetiye kağıdının gönderildiği, ancak şüphelinin adreste tanınmıyor olması nedeniyle tebliğ yapılamadığı, bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.09.2020 tarihli iddianame ile kamu davasının açıldığının anlaşıldığı,
5271 sayılı Kanun ve anılan Yönetmelik kapsamında seri muhakame usulünün uygulanması amacıyla şüphelinin soruşturma evresinde bildirdiği adrese usulüne uygun çağrı yapılmasına rağmen adreste tanınmadığı anlaşılmakla, anılan Kanun’un 250 nci maddesinin onüçüncü fıkrası kapsamında genel hükümlere göre Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmanın tamamlanıp iddianame düzenlendiği kamu davasına devamla esastan inceleme yapılıp bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde durma karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.