Esastan ret

Taraflar arasındaki mera komisyon kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı, Artvin ili, ... ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde kalan kadastro çalışmaları sonucu 239 ada 6 numaralı parsel olarak tespit ve tahdit gören mera vasfındaki arazinin, kadimden beri ... Köyü halkı tarafından yaylak olarak kullanıldığını, arazinin mera olduğu ve kullanım hakkının ...'ne ait olduğuna dair ihtilaf bulunmadığını, bu konuda davalı Köy'lerinde taraf olduğu kesinleşmiş mahkeme kararlarının olduğunu, İl Mera Komisyonu'nun 06.06.2015 tarih 2015/15 sayılı Kararıyla, 239 ada 6 numaralı parselin haritasında A harfiyle gösterilen 10.060,35 dekarının ...'ne, B harfiyle gösterilen 349,58 dekarının ortak kullanım için Elmalı, Köprülü, Köprüyaka Köy Tüzel Kişilikleri ile Şavşat Belediyesi (Söğütlü Mahallesi) Tüzel Kişiliği'ne, C harfiyle gösterilen 610,66 dekarlık kısmının ortak kullanım için ..., Elmalı, Köprülü, Köprüyaka Köy Tüzel Kişilikleri ile Şavşat Belediyesi (Söğütlü Mahallesi) Tüzel Kişiliği'ne tahsis kararı verdiğini, İl Mera Komisyonu tespitlerinin gerçekçi, bilimsel ve objektif olmadığını belirterek, Artvin İl Mera Komisyonu'nun 08.06.2015 tarih ve 2015/15 sayılı Kararındaki haritada 239 ada 6 parsel içinde "C" harfiyle gösterilen 610,66 dekar miktarındaki meranın davalılar adına olan tahsisinin iptaline, bu yerin kullanım hakkının ...'ne ait olduğunun tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme; ''...davaya konu 239 ada 6 parsel sayılı meranın tahsisinin Artvin il Mera Komisyonu'nca 30.03.2015 tarihli Tahsis Kararı ile yapıldığı, davacı Köy Tüzel Kişiliği'nin bu tahsis işlemine 06.05.2015 tarihli itiraz dilekçesi ile itiraz ettiği, Artvin İl Mera Komisyonu'nca yapılan 08.06.2015 tarihli tahsis işleminde, davacının davaya konu yaptığı ve tahsis kararının ekinde bulunan haritada "C" harfi ile gösterilen 610,66 dekarlık alanın tahsisinin, davacının talebi üzerine, davacı ile beraber davalılar adına yapıldığı, davacının kendi talebi üzerine davaya konu taşınmaz kısmının tahsisinin hem kendisi hem de davalılar adına ortak yapılmış olması karşısında davacının eldeki davayı açmasının TMK'nın 2 nci maddesi anlamında hakkın açıkça kötüye kullanımı niteliğinde olduğu ve dürüstlük kuralına aykırılık oluşturduğu, TMK'nın 2/2 maddesi gereğince hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı..." belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili yerel Mahkemenin davanın ispat edilmediği yönündeki kararının hatalı olduğunu, Mera Komisyonu tarafından yapılan tahsis işleminin 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 11. ve 12 nci maddesine aykırı olduğunu, davacı Köy'ün ihtiyaç fazlası meralarının bulunmadığını, kendilerine bırakılan alanın 1/3 ünün hayvan otlatmasına uygun olmadığını, Mera Komisyonu tarafından otlatma süresi 90 gün olarak belirlenmesine rağmen 130-135 gün kullandıklarını, dava konusu ''C'' harfli mera parçası, su kaynaklarını ve hayvan ağılının olduğu alanın davacı köyün hayvancılık faaliyetinin sürdürülebilirliğine engel olacağını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; ''...Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, Kanun'un olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, 4342 sayılı Mera Kanunu gereğince komisyonca tahsis işlemi gerçekleştirilirken kadim yararlanma biçimini veya mera, yaylak ve kışlakların hangi Köy veya Belediye'nin idari sınırları içinde ise o Köy veya Belediye'ye tahsis edilmesi gerektiğini bir ölçü olarak kabul etmediği, Kanun'un tahsis için kabul ettiği kıstasın o Köy veya Belediye'nin mera, yaylak ve kışlaklara olan ihtiyacı olduğu, hayvan sayılarının zaman zaman değişiklik gösterdiği, davacı Köy ile davalı Köy'lerin toplam hayvan sayılarının birbirine yakın olduğu, dosya kapsamında alınan rapor ve ek raporlara göre taraf Köy'lerin tamamının meraya ihtiyacının olduğu, davalı Köy'lere yapılan tahsis kararının kaldırılmasının Yasa'nın amacına aykırı olacağı, davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu...'' gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği nedenlere dayanarak talepleri doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir.

4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3 üncü maddesinde yapılan tanımlamaya göre mera; hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir.
Eldeki davada tahsis iş ve işlemleri 4342 sayılı Mera Kanunu uygulanmak suretiyle yapıldığından öncelikle, Mera Kanunu’nun amacı, arkasından “ tahsis” sözcüğünden neyin anlaşılması gerektiği ve Mera Kanunu’na göre Köy veya Belediye'lere mera tahsisi yapılırken üzerinde durulması gereken kuralların neler olduğu hususları irdelenmelidir.
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 1 inci maddesinde Kanun'un amacı “… daha önce çeşitli Kanun'larla tahsis edilmiş veya kadimden beri kullanılmakta olan mera, yaylak, kışlak ve kamuya ait otlak ve çayırların tespiti, tahdidi ile Köy veya Belediye Tüzel Kişilik'leri adına tahsislerinin yapılmasını, belirlenecek kurallara uygun bir şekilde kullandırılmasını, bakım ve ıslahının yapılarak verimliliklerinin artırılmasını ve sürdürülmesini, kullanımlarının sürekli olarak denetlenmesini, korunmasını ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesini sağlamaktır...” şeklinde açıklanmıştır. Mera Kanunu'nun 6 ncı maddesine göre mera, yaylak ve kışlakların tespit, tahdit ve tahsisi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca yapılır. Uygulamayı yapacak merci ise valilik onayı ile oluşturulacak olan mera komisyonu ve komisyona bağlı olarak çalışan teknik ekiplerdir.
Aynı Kanun'un 3 üncü maddesinde yapılan tanımlamalara göre tahdit; çayır, mera, yaylak ve kışlak arazisi olduğuna karar verilen yerlerin sınırlarının usulüne uygun olarak ülke nirengi sistemine dayalı 1/5000 ölçekli haritalar üzerinde belirtilmesini ve bu sınırların arazi üzerinde kalıcı işaretlerle işaretlenmesini, tespit; bir yerin mera, yaylak ve kışlak arazisi olup olmadığının resmi evrakla ve bilirkişi ifadeleri ile belgelendirilmesini ifade eder.
Tahsis, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3 üncü maddesinde; çayır, mera, yaylak ve kışlakların kullanımlarının verimlilik ve sosyal adalet ilkelerine uygun şekilde düzenlenerek, münferiden ya da müştereken yararlanılmak üzere bir veya birkaç Köy ya da Belediye'ye bırakılması olarak tarif edilmiştir. Kuşkusuz bir tahsis işleminin yapılabilmesi o konuda yasal düzenleme olmasına bağlıdır. Tarihi sürece bakıldığında, Osmanlı Hukuku'nda tahsisin kesin nitelikli olan padişah buyruk ve iradesini gösteren belgelerle (fermanlarla) yapıldığı görülmektedir. Cumhuriyet döneminde ise tahsise olanak sağlayan çeşitli Kanun'lar çıkarılmıştır. Bu husustaki ilk düzenleme 474 sayılı Kanun'la yapılmış, Kanun kapsamına giren bölgelerde tahsis belgesi vermeye illerde Valilik, ilçelerde Kaymakamlık yetkili kılınmıştır. 2502 sayılı Kanun'a göre tahsise mahalli hükümet yetkilidir. 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nda tahsise yetkili makam toprak tevzi komisyonları olarak kabul edilmiştir. 1757 sayılı Kanun, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 3202 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'larda da benzeri hükümler bulunmaktadır. 4342 sayılı Mera Kanunu ise tahsise yetkili merciyi yine bu kanuna göre kurulan ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı adına Yasa'nın öngördüğü iş ve işlemleri yürüten mera komisyonu olarak benimsemiş bulunmaktadır.
Her ne kadar Mera Kanunu'nun 4/2 nci maddesindeki; “...Komisyonun henüz görevine başlamadığı yerlerde, evvelce çeşitli Kanun'lar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların Köy veya Belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur...” hükmü karşısında Mera Komisyonlarının henüz çalışmaya başlamadığı yerlerde kadim yararlanma iddiasının dinlenmesi mümkün ise de komisyonun çalışmalara başladığı alanlarda Yasa'dan kaynaklanan idari bir tasarrufla yapılan tahsise karşı bu tür bir iddiaya dayanılamaz.
Özetlenerek belirtmek gerekirse; daha önceleri fermanlarla ya da Kanuni düzenlemeye uygun yetkili makamlar tarafından tahsis edilen veya geleneksel olarak mera, yaylak ve kışlak olarak kullanıldığı tespit edilen yerlerin Mera Kanunu'nun getirdiği hükümlere uygun olarak tespiti ile ölçümlemesi yapıldıktan sonra yeniden bir veya birkaç Köy yada Belediye Tüzel Kişilik'lerine yararlanmaları amacıyla tahsisine Mera Komisyonları yetkilidir. Çünkü sonraki dönemlerde mera, yaylak ve kışlaklardan yararlanma iddiaları ancak Mera Kanunu'nun 21/1 maddesi gereği özel sicildeki kayda göre ispatlanabilir. O yüzden hak sahibi olabilmek için öncelikle lehe tahsis kararı bulunmalıdır.
Kuşkusuz, Mera Komisyonları Kanun'un 5 inci maddesine göre mera, yaylak ve kışlak kapsamına alınan bir yerin bir veya birkaç Köy yada Belediye Tüzel Kişilik'lerine yararlanmaları amacıyla tahsisini gerçekleştirirken Yasa'nın öngördüğü kıstasları aramak ve tahsisi bu ölçülere uygun yapmak zorundadır. Bu konudaki Mera Kanunu'nun 11 inci maddesi hükmü; “...Komisyon; bölgenin ekonomik durumunu, iklim özelliklerini, toprak işleme esaslarını, arazi kullanma şekillerini ve kullanma kabiliyet sınıflarını dikkate alarak mevcut mera, yaylak ve kışlaklar ile bu amaçla kullanılabilecek diğer alanları, sulama ve geçit yerlerini tespit eder ve haritaları üzerinde belirler. Köy veya Belediye'nin münferiden veya müştereken yararlanacağı mera, yaylak ve kışlak ihtiyacının belirlenmesinde, bu alanların karakter ve otlatma kapasitesi, bitkisel ve hayvansal gelişme ve otlatılacak hayvan miktarı dikkate alınır. Hesaplamada, bir büyükbaş hayvan birimi için verilmesi gerekli olan mera, yaylak ve kışlak alanı üzerinden o yerlerdeki çiftçi ailelerinin otlatma ... bulunur...” 12 nci madde hükmü ise; “...Komisyon, 11 inci maddeye göre belirlenen ihtiyacı karşılayacak miktarda mera, yaylak ve kışlaklar ile bunlarla ilgili sulama ve geçit yeri olarak tespit edilen alanları halkın ortak olarak yararlanmaları amacıyla, o Köy veya Belediye Tüzel Kişiliği'ne tahsis eder ve tahsis kararı valiliğin onayına sunulur. Bu kararda tahsis edilen yerin niteliği, miktarı, sınırları, hayvan sulama ve geçit yerleri, tahsis amacı, otlatma kapasitesi, aile işletmelerinin büyükbaş hayvan birimi üzerinden otlatma ... ve otlatabilecekleri hayvan sayısı da belirtilir…” şeklindedir. Görülüyor ki Mera Kanunu, komisyonca tahsis işlemi gerçekleştirilirken kadim yararlanma biçimini veya mera, yaylak ve kışlakların hangi Köy veya Belediye'nin idari sınırları içinde ise o Köy veya Belediye'ye tahsis edilmesi gerektiğini bir ölçü olarak kabul etmemiştir. Mera Kanunu’nun tahsis için kabul ettiği kıstas o Köy veya Belediye'nin mera, yaylak ve kışlaklara olan ihtiyacıdır. İhtiyaç unsurunun belirlemesi yapılırken gözetilmesi gereken ölçütlerin neler olduğu de özellikle Yasa'nın 11 inci maddesinde sıralanmıştır. Öte yandan ihtiyaç tespiti yapılırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca belirlenen normların dikkate alınması da zorunludur.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.