İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde;

1. Dava konusu Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan taşınmazın 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında tescil harici bırakıldığını,

2. 26.12.2008 tarihinde 1553 parsel numarası ile ihdasen Hazine adına tescil edildiğini,

3. 29.01.2009 tarihinde ise 1553 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu 1062 ada 1 parsel olarak arsa vasfıyla davalı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini,

4. Taşınmazın 1965 yılından beri davacı tarafından nizasız, fasılasız, zilyet sıfatı ile kullanıldığını belirterek imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 1066 ada 4 parsel, 1067 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tamamının, 1087 ada 1 parselin ise bir kısmının tapusunun iptali ve adına tescilini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, taşınmazlardan 1066 ada 4 parsel ile 1067 ada 1 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının mera olduğunu, 1087 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise imar planı kapsamında park alanı olarak düzenlenen bir yer olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

1. Taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetlere 1980'li yıllardan sonra başlanıldığı,

2. İmar ihyanın henüz bu yıllarda tamamlanmadığı,

3. Bu tarihten itibaren imar planı kapsamına alındığı tarih olan 1986 yılına kadar da zilyetlikle mal edinme şartları davacı lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; öncesinde imar ihyaya muhtaç bulunmayan, boş (hâli) arazilerin zilyetlikle tasarruf edilmeye başlanması ve sürdürülmesi hâlinde 20 yıllık zilyetlik süresinin imar planının onaylandığı tarihe değil dava tarihine göre belirlenmesi gerektiği, taşınmazın eski hava fotoğraflarında dahi yerleşim yeri yakınında yer aldığı ve 1985 yılı hava fotoğrafında ev ve bahçesi olarak kullanılması hususları hep birlikte dikkate alındığında taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olmadığının anlaşıldığı, bu durumda ihdas tarihi olan 2009 yılına kadar zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesi ile; davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17 nci maddeleri.

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.