Atılı suçtan mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin tayin olunan ceza miktarına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.2015 tarihli ve 2015/16119 Esas, 2015/25266 Soruşturma, 2015/13990 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2016 tarihli ve 2015/520 Esas, 2016/98 sayılı Kararı ile sanık hakkında atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.
3.Katılan Hazine vekilinin temyizi üzerine hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 24.02.2021 tarihli ve 2020/6727 Esas, 2021/918 sayılı Kararı ile eksik inceleme ile sanık hakkında beraat kararı verildiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2021/229 Esas, 2022/401 sayılı Kararı ile; sanık hakkında atılı suçtan 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis ve 5 tam gün karşılığı olarak 200,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
Sanık müdafii, müvekkili hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğu, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanığın tefecilik kastının bulunmadığı sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
Telekomünikasyon ve teçhizat perakende işiyle iştigal eden sanığın, 2012 ve 2013 hesap dönemlerinde iş yerinde bulunan Point Of Sale (POS) cihazlarını kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullandırdığı ve bunun karşılığında faiz geliri elde ettiğinin vergi tekniği raporu içeriği ve tüm dosya kapsamıyla sabit olduğu kabul edilerek zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma ilamında işaret edilen eksiklikleri gidermeye yönelik yapılan araştırmalara göre, sanığın tefecilik yaptığına dair kolluk tarafından herhangi bir delile ulaşılamadığı, UYAP kayıtlarına nazaran alacaklı olduğu icra takip dosyalarının bulunmadığı ve bozma ilamına uyulduğu halde, bozma kararından sonra sanık hakkında mahkumiyeti gerektiren delillerin nelerden ibaret olduğu ile hangi delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılarak denetime imkan verecek biçimde açık olarak gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, yeterli gerekçe gösterilmeden hüküm kurulmak suretiyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2021/229 Esas, 2022/401 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.