Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı, davalıya ait iş yerinde 11.01.2007-29.11.2010 tarihleri arasında çalıştığını, son olarak aylık net 1.435,00 TL ücret aldığını iş yerinde fazla çalışma yapmasına ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmaya devam etmesine rağmen bu çalışma karşılığı ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesini bu sebeple haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarınını tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının asgari ücretle çalışmakta olduğunu, iş yerinde fazla çalışma yapılmadığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde gerçekleşen çalışma karşılıklarının ödendiğini, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haksız feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının son olarak aylık net 1.435,00 TL ücret ile çalıştığı, iş yerinde fazla çalışma yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediği, bu sebeple sözleşmesini fesihte haklı olduğu, hak kazandığı ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının ise itirazi kayıtsız imzalanan ücret bordroları ile ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .

2- Davalının temyiz itirazları yönünden;

a-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, iş yerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, iş yerinin özellikleri, emsal işçilere o iş yerinde ya da başka iş yerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir
Somut olayda, davacı tanıkları davacının aylık net 1.435.00 TL ücret ile çalıştığını doğrulamışlarsa da iş yerinde muhasebeci olarak görev yapmakta olan davacı ücret bordrolarını düzenlemektedir. Bu durumda ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücret araştırması yapılmaksızın, sadece davacı tanık beyanları esas alınarak ücrete ilişkin iddianın ispatlandığı yönündeki mahkeme kabulü eksik incelemeye dayalı ve hatalıdır.

b-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu da taraflar arasında ki diğer uyuşmazlık noktasını oluşturmaktadır
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; yukarıda da belirtildiği gibi davacı iş yerinde muhasebeci olarak çalışmakta olup, görevi gereği iş yerinde puantaj kayıtları ve ücret bordrolarını düzenlemektedir. Bu sebeple gerçekleşen fazla çalışmasını kayıtlara ve ücret bordrolarına yansıtma imkanına sahiptir. Mahkemece bu husus dikkate alınmalı ve bilirkişi ile iş yerinde inceleme yapılarak, davalı işletmenin iş kapasitesi, davacı işçinin iş yerinde fiilen çalıştırıldığı görev gibi hususlar bir arada değerlendirilerek iş yerinde fazla çalışma yapmasını gerektirecek bir çalışma düzeni bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Karar bu yönüyle de hatalı olduğundan bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir

3-Davacının temyiz itirazları yönünden ise ;
a-)Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı Kanun'un 47. maddesinde, kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; davacının ulusal bayram günlerinde çalıştığı davacı ve davalı tanık beyanları ile sabittir. Davalı işveren tarafından dosya içerisine ibraz edilen ücret bordrolarında ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücretinin zamsız ödendiği, bazı aylara ilişkin bordrolarda da hiç ödeme bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda ulusal bayram günleri çalışma karşılığı ücret alacağı talebi yönünden davanın kabulü gerekirken reddi hatalıdır.
b-) Davacı 30.11.2010 tarihinde düzenlediği fesih ihbarnamesinde, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karışlığı ücret alacaklarının ödenmesi ihtarında bulunmuştur. Bu ihtarname davalıya 03.12.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları yönünden, davalıyı dava ve ıslah tarihinden önce temerrüte düşürdüğünden, kabule göre de fazla çalışma ücret alacağına dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.