Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan inşaat malzemesi satın aldığını, karşılığında da lehtarı olduğu 25.09.2017 keşide tarihli 70.000,00 TL ve 25.10.2017 keşide tarihli 70.000,00 TL bedelli iki adet çeki ciro ederek davalıya verdiğini, ancak söz konusu inşaat malzemelerinin teslim edilmediğini, 25.09.2017 keşide tarihli çekin ödendiğini, 25.10.2017 keşide tarihli çekin de Erzincan İcra Müdürlüğü'nün 2018/1487 E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini ileri sürerek davacının davalıya ödediği 70.000,00 TL'nin istirdadını, icra takibine konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı hakkında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 25.09.2017 keşide tarihli çekin dava dışı keşideci Başay İnşaat firmasının hesabından ödendiğini, davacının istirdat davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı, taraf ehliyetinin de olmadığını, icra takibine konu borcun işbu dava açıldıktan sonra icra dosyasına ödendiğini, dava dışı şirket ile davacı şirketin sahibi ve ... yetkilisi ... Sarıgül arasında 112 Acil binasının yapım işi konusunda alt yüklenicilik sözleşmesi yapıldığını, dava dışı şirketin davalıdan inşaat malzemeleri satın aldığını, ödemelerin faturalara istinaden çekle yapıldığını, davalının satın alınan malların hepsini davacı şirketin sahibi ve yetkilisi olan ... Sarıgül ile dava dışı şirketin birlikte yaptığı işyerine teslim ettiğini, davacının borcu olmadığını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davacının davalıya verdiği toplamda 140.000,00 TL bedelli 2 adet çekin davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının defterlerinde söz konusu çeklerle ilgili bir kayda rastlanmadığı, davacının sipariş edilen malların davalı tarafça teslim edilmediğinden bahisle menfi tespit davası açtığı, davalının ise davacı tarafından sipariş edilen mal bulunmadığını davacının alt işvereni dava dışı Başay İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne verilen mallara karşılık dava konusu çeklerin alındığını savunduğu, 03.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile dava dışı Başay İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında çeklerin tanzim tarihi olan 2017 yılında mal satışı yapılmadığının tespit edildiği, çeklerin davacı tarafça usulünce ciro edilip davalıya teslim edildiği, ispat külfeti üzerinde olan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari nitelikte olması sebebiyle davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğini, mahkemece dava konusunun ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, davanın tarafı olmayan kişi ve kurumların dava konusu haline getirildiğini, davalının cevap dilekçesinde birçok ikrarda bulunmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, çeklerin davacı şirket tarafından dava dışı Başay İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin borcuna karşılık verildiğini iddia ettiğini ancak bu iddiasına karşılık yazılı herhangi bir delil sunmadığını, davada dava ile ilgisi olmayan dava dışı Başay İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı arasındaki ticari ilişki üzerinde durulduğunu, davacı ile davalı şirket arasındaki ticari mal satımına dayalı ilişkinin görmezden gelindiğini, davacı şirketin ticari defterleri ile mal siparişi karşılığında dava konusu çekleri verdiğini ispatladığını, İlk Derece Mahkemesinde görülmekte olan davada muvafakatları olmaksızın usule aykırı bir şekilde davalı tarafından tanık dinletildiğini, tanıkların gerçeğe aykırı suç niteliğindeki beyanlarının hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı kötü niyetli olduğundan davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükü üzerinde olan davacının, dava konusu çeklerin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da teslim edilmediğini yazılı delille ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mutlak ticari dava niteliğindeki davanın görüldüğü yerde müstakil bir ticaret mahkemesi bulunmaması nedeniyle, davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu hususa dikkat edilmeyip davanın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla karara bağlanmasının bu aşamada yalnızca bir eleştiri sebebi yapıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari alım satımdan dolayı avans olarak verilen çekler dolayısıyla borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370,371 ... maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.