Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatifin biri normal diğer üçü dubleks olmak üzere toplam 4 adet mesken ortağı olduğunu, kooperatifin 18.04.2010 tarihli toplantısında küçük meskenler için aylık 200,00 TL, büyük meskenler için ise aylık 300,00 TL aidat ödenmesine karar verildiğini, bu kapsamda davalıdan birikmiş aidat borçlarının ödenmesinin istendiğini, ödeme yapılmayınca davalı aleyhine Konya 7. İcra Dairesinin 2015/5759 Esas ve 2015/5758 Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takiplerin durduğunu ileri sürerek, davalının her iki takip dosyasına yaptığı itirazların iptali ile %20 icra inkar tazminatlarının tahsilini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı cevap dilekçesinde özetle; peşin ödemeli ortak olduğunu ve 4 adet meskeni bedelini peşinen ödeyerek satın aldığını, bu hususun genel kurul kararları ile de sabit olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı kooperatifin peşin bedelli ortağı olduğu anlaşılan davalının ancak genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile, davalının icra takiplerine yaptığı itirazların iptaline ve takiplerin 1.834,18 TL asıl alacak ile 262,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.096,74'er TL üzerinden devamına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; emsal dava kapsamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca oluşturulan içtihada aykırı şekilde kesinleşen kamu davasındaki tespitler dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, 30.06.2000 tarihli genel kurul tutanağının sahteliği nedeniyle açılan yokluk davasının sonucunun beklenmediğini, kesin karar verilmek suretiyle temyiz yolunun kapatılmaya çalışıldığını, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin güncel emsallerinde değiştirilmiş olan bozma sebeplerinin dikkate alınmadığını, dayanak metnin sahteliği kamu davasında tespit edildiğinden buna bağlı tüm kararların kendiliğinden yok sayılması gerektiğini, mahkemece sahte metne itibar edilmek suretiyle hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın tam kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının kooperatifin 30.06.2000 tarihli genel kurul kararına göre B tipi peşin ödemeli ortak olduğu, B tipi peşin ödemeli ortak statüsünde olan davalının kat farkı, elektrik, su, doğalgaz sayaç ve katılım payları dışında herhangi bir sorumluluğunun bulunmayacağı, genel kurul kararının iptali ve yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 165 inci maddesi.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde;
"(1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.
(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu düzenleme gereğince; bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir.
Somut olayda; davacı kooperatifin eski yöneticileri ile yüklenici şirket yetkilisinin yargılandıkları, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/3-66 E.-K. sayılı ilamı ile 30.06.2000 tarihli B tipi ortaklığa dayanak genel kurul tutanağında mevcut 3 imza ile divan başkanı gözüken kişinin imzalarının sahte oldukları tespit edilmiş ve bu karar Yargıtay Yüksek 5. Ceza Dairesinin denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince bekletici mesele yapılması talep edilen, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/587 E. sayılı davası, işbu sahtelik tespitine dayalı ve 30.06.2000 tarihli genel kurulun yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, bahsi geçen davada verilecek karar işbu dava sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olduğundan, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/587 E. sayılı dava dosyasından verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi ile oluşacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil olunan asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.