Esastan ret
Taraflar arasındaki harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmaza malik iken dava dışı ...’ın borcuna karşılık davalı bankaya teminat olarak gösterdiğini ve ipotek ettiğini, daha sonra borcun ödenmemesi nedeniyle gayrimenkulün cebri ihalede banka tarafından satın alındığını, bakiye borç ve alıcı ile satıcıya ait tapu giderleri olmak üzere toplam 335.000,00 TL'nin ödenmesi şartıyla dava konusu taşınmazın müvekkiline devredileceğinin davalı banka tarafından söylenmesi üzerine müvekkili tarafından toplam 150.000,00 TL’nin yatırıldığını, ancak davalının tapu devri yapmadığını belirterek bakiye 185.000,00 TL ödenmek şartıyla tapu iptali ve tescili, mahkeme aksi kanaatte olduğu takdirde satış bedeli için ödenen 150.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından yapılan ödemeleri gösterir dekont sureti incelendiğinde, dekontların açıklama kısmında 02.09.2015 tarihli, 2676 sayılı taahhüt gereğince yapılan ödeme vs. şeklinde açıklama olmadığını, ödemelerin davacı hesabından ve/veya elden yapıldığını gösterir bir kayıt olduğuna ilişkin bir bilgi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; davalı bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacıdan tahsil edilen 150.000,00 TL'lik bedelin, dava dışı ... adına tahakkuk eden 223.000,00 TL'lik borç için yapılan kısmi ödeme olduğu, 04.11.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda da, 150.000,00 TL'lik ödemenin, ...'ın kredi borcuna mahsuben tahsil edildiğinin tespit edildiği, davacının, taşınmazı davalı bankadan satın almak için gereken bedeli yatırmadığı, dava konusu ettiği 150.000,00 TL'lik ödemenin ise, lehine ipotek verdiği ...'ın borcuna mahsuben tahsil edildiği, bu sebeple bankanın, bu bedeli iade etmesi için bir sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin bankaya borçlu olan kişi olmadığını, sadece ... isimli şahsın bankaya olan borcu karşılığında maliki bulunduğu gayrimenkulü bankaya teminat olarak gösterdiğini, bankaya olan sorumluluğunun evin satışı ile birlikte sona erdiğini, satışın akabinde müvekkilinin bankaya müracaat ederek evi satın almak istediğini, bankanın kendisine 02.09.2015 tarihinde bir yazı göndererek müvekkilinin teminat olarak gösterdiği gayrimenkulün 02.04.2009 tarihinde 102.000,00 TL bedelle bankaya ihale edildiği ve satın alma talebi ile ilgili olarak 04.09.2015 tarihine kadar taşınmazın banka adına tescilinin sağlanması ve buna takiben 11.09.2015 tarihine kadar 102.000,00 TL gayrimenkul devir bedeli, 223.000,00 TL ...'ın kredi borcu olmak üzere toplam 335.000,00 TL'nin yatırılması halinde taşınmazın ihale bedeli üzerinden devre ilişkin alıcı ve satıcıya ait masrafların karşılanması şartı ile müvekkiline devrinin gerçekleştirileceğinin bildirildiğini, bu nedenle müvekkilinin 15.10.2015 tarihinde toplam 150.000,00 TL para yatırdığını, gayrimenkulün banka adına tescil tarihinin 20.07.2016 olduğunu, banka avukatının davaya verdiği cevap dilekçesinde 150.000,00 TL tahsilatın gayrimenkulün satışı karşılığı olduğu kabul edilmekte iken kararda ... borcuna mahsuben tahsil edildiğinin belirtilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, zira müvekkilinin verdiği teminat dışında bankaya karşı hiçbir mükellefiyetinin bulunmadığını, bankanın 90.000,00 TL'lik alacağını evi 102.000,00 TL'ye almış olmakla tahsil ettiğini, müvekkilinin de bankaya ödemesi gereken bir borcunun bulunmadığını, sözleşmenin şekil yönünden geçersizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; davacı tarafından harici satım sözleşmesine dayalı tapu kaydının iptali ile adına tescili yönünde dava açılmış ise de; taraflar arasında bulunduğu ileri sürülen taşınmaz satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, davacının terditli talebine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; davacı tarafından dava konusu taşınmazın satış bedeli olarak 13.10.2015 tarihinde yatırıldığı iddia edilen toplam 150.000,00 TL'ye ilişkin dekontlarda "137.828,25 TL'nin .... Tic. A.Ş. adına talimat 3 üncü şahıs tarafından açıklaması" ile yatırıldığı, yine "11.215,33 TL, 349,32 TL, 607,10 TL miktarların ise; ... tarafından nakit takip tahsilatı işlemli" şeklinde yatırıldığı, bu itibarla; davacının dekont içeriklerine göre yatırmış olduğu bedellerin dava dışı ...'ın kredi borcuna mahsuben yatırdığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki harici satım sözleşmesinden kaynaklanan tapu devrine ilişkin bedel olarak yatırıldığına dair herhangi bir beyan ve kayıt bulunmadığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşmalı olarak temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili yukarıda IV-B bölümünde belirtilen sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
Dava, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin naklinin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için sözleşmenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 70 inci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237 nci, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ncı ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi uyarınca resmi biçim koşuluna uyularak yapılması zorunludur.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
17.100 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.