Başvurunun kabulü ile davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün tespiti, meni ile maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait 2015/00809 sayılı 10,19,24 ve 31 numaralı tasarımı ile 2015/05319 sayılı 1 numaralı tasarımlarına ayırt edilmeyecek derecede benzeyen ürünler ürettiğini, bu durumun İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/65 Değişik İş sayılı dosyasıyla tespit edildiğini ileri sürerek davacıya ait tasarımlara tecavüzün önlenmesine, hükmün ilanına, 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 15.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini toplam 32.633,93 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; delil tespitinden iki yıl sonra dava açtığı için davacının hakkını kötüye kullandığını, talebin zamanaşımına uğradığını, tespit edilen ürünlerin diğer firmalar tarafından da üretildiğini, müvekkilinin davacının tescilli ürünlerini bilmediğini, tespit gününde bu ürünlerin tamamen kaldırıldığını, bu nedenle davacının zarara uğramadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerinde yapılan keşif ve tespit incelemesi ile davacı tasarımlarına tecavüzün bulunduğunun tespit edildiği, rapora itirazda bulunulmadığı, bu tespitin tespit dosyasıyla incelenen ve tespit edilen vakalar ile ... hale geldiği, bilirkişi atanarak ihlal konusu tasarımlar bazında net kar ilgili zarar hesabı yaptırıldığı, tespitin yapıldığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında bulunan satışlar üzerinden hesaplama yapıldığı, bu dönemde davacının satışlarında düşüş olduğunun tespit edildiği, davacının ticari defter ve belgelerini incelemek suretiyle bu tasarımlardan dolayı 32.633,93 TL kâr kaybının bildirildiği, bilirkişi ek raporunda tasarım ihlalinin kardaki etkisinin % 15 olabileceği, buna göre, davacıya ait tescilli tasarımın davacıya sağladığı ... ilişkin parametrelerden yola çıkıldığında, davacının cirosuna tasarımın yanında tanıtım, reklam çabaları, personel kalitesi, müşteri portföyünün özelliği, ürün kalitesi ve cinsi gibi unsurların da etki etmesi nedeniyle kâr kaybının 4.895,08 TL olduğunun belirlendiği, davacının dava açmak için beklemesinin kaybını olumsuz etkilediği, davalının 5 ayrı tasarımı ihlal etmiş olması, kayıt dışı ticari uygulamalarda bulunması dikkate alınarak manevi tazminatın 15.000,00 TL takdir edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 4.895,08 TL maddi tazminatın, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyen değişen oranda ticari faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davalının 2015/00809-10,19,24,31; 2015/05319-1 numaralı çoklu tasarımların aynı ve belirgin benzerlerini üretme, satışa sunma ve teşhir eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz, haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, karar kesinleştiğinde, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Yargıtay içtihatlarına aykırı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora dayanarak eksik incelemeyle karar verildiğini, davacının yaklaşık 2 yıl sonra dava açarak dava hakkını kötüye kullandığını, davacı davasını keşif yapıldığı tarihte açsa idi tazminat talep edemeyeceğini, müterafik kusuru olduğunu, tazminattan indirim yapılması gerektiğini, hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, davacının zararının doğru hesaplanmadığını, manevi tazminatın fahiş olarak takdir edildiğini, davacı lehine hem maddi hem de manevi tazminat için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmediğini, davacının maddi ve manevi zararının doğmadığını, haksız rekabete ve ilana yönelik hükümlerin yasaya aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının aynı mahkemenin 2015/16 D.İş dosyasıyla delil tespiti talebinde bulunduğu, davalının işyerindeki abiye elbiseler üzerinde yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunda tecavüzün varlığının tespit edildiği, davalı tarafça delil tespiti raporuna karşı itiraz edilmediği, yargılama aşamasında da bu yönde bir itirazın bildirilmediği, böylelikle davalıda ele geçen abiye elbiselerin davacının tasarımlarına tecavüz oluşturduğu konusunda bir ihtilafın bulunmadığı, davacının yoksun kalınan kazanç tercihini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun(6769 sayılı Kanun) 151 ... maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine dayandırdığı, davacının defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile delil tespitinin yapıldığı tarih ile dava tarihi arasında tecavüzlü olmayan döneme göre davacının 32.633,93 TL kâr kaybına uğradığının belirtildiği, bilirkişi ikinci ek raporunda tasarımın satışlara etkisinin % 15 olabileceği belirtilerek kazanç kaybının 4.895,08 TL olarak belirlendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 50,51 ve 58 ... maddeleri uyarınca takdir edilen maddi ve manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu, ancak mahkemece taleplerin kabul edilmiş olması nedeniyle 3 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı yararına tecavüzün tespiti ve maddi tazminat için birlikte, manevi tazminat için ayrı olmak üzere iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, ancak davacının istinaf yoluna başvurmadığı, ne var ki davacı vekili, ıslah dilekçesiyle talebini 32.633,93 TL'ye çıkartmış olup mahkemece ikinci ek bilirkişi raporundaki gibi 4.895,08 TL maddi tazminata hükmedilmekle ıslahla artırılan miktardan reddedilen 27.738,85 TL yönünden davalı yararına red vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığı, davalı vekilinin sadece bu yöndeki istinaf itirazının haklı bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, 4.895,08 TL maddi tazminatın, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyen değişen oranda ticari faiziyle davalıdan tahsil edilerek, davacıya ödenmesine, davalının 2015/00809-10,19,24,31; 2015/05319-1 nolu çoklu tasarımların aynı ve belirgin benzerlerini üretme, satışa sunma ve teşhir eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz, haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, karar kesinleştiğinde, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, tasarıma tecavüzün tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi.

2.6769 sayılı Kanun'un 81 ... maddesi ve 151 ... maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi.

3.6098 sayılı Kanun'un 50,51 ve 58 ... maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.