Davanın kısmen kabulü
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminatın tahsili ve hükmün ilanı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin halk arasında mutfak gazı olarak bilinen sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) dağıtım ve tevzi işi ile iştigal ettiğini ve iş bu faaliyetini kendisine ait ve usulüne uygun tescil edilmiş olan "Aygaz", "Mogaz" ve "Lipetgaz" markaları altında ülke genelinde yayılmış bayileri vasıtasıyla yürüttüğünü, ancak hal böyle iken, müvekkili şirket ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan davalıya ait depoda, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/65 D.İş sayılı dosyasında yapılan keşif ile, müvekkili şirket markalarını taşıyan toplam 144 adet tüpün tespit edildiğini ve tüplerin davalı şirkette bırakıldığını, davalının tüketici nezdinde maruf ve meşhur olan müvekkili markasını taşıyan tüpleri ticari faaliyetine konu ettiğini, tüpleri piyasadan çekmek suretiyle müvekkilinin bu tüpleri kullanımını ve ticaretine konu etmesini engellediğini, davalının eylemlerinin müvekkilinin üretim yaptırıp ticari faaliyetine konu etmek istediği tüplerden faydalanmasını engelleyen, ortadan kaldıran, müvekkiline zarar veren hukuka aykırı eylemler olduğunu ve bu durumun müvekkili haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine, davalı uhdesinde tespit edilmiş olan tüplerin imhasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla toplam 420,00 TL maddi ve 7.500,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, 17.06.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 8.496,47 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin daha önce çalıştığı firma ile sözleşmesinin bitmesi nedeniyle davacı firmanın yetkilileri ile 2016 yılının Temmuz-Ağustos aylarında bayilik için görüşmeye başladığını, söz konusu tarihte müvekkilinin davacı ile anlaşacaklarını düşünerek ve diğer firma ile olan sözleşmesinin bitmesi nedeniyle, davacının yetkili Lipet ve Mogaz bayisi olan Turan Kardeşler Dayanıklı Tüketim Maddeleri Tic.Ltd.Şti. ile görüştüğünü, bu bayiden muhtelif sayıda faturalı olarak tüp satın aldığını, faturalı olarak aldığı tüplerin satışını yaptığını, ancak daha sonra davacı şirket ile anlaşmanın yapılamadığını, müvekkilinin de eski firması ile yeniden sözleşme imzaladığını, davacının iş bu davayı kötü niyetle açtığını, davacı ile ticari bir ilişkinin olmadığı yönündeki iddianın gerçek dışı olduğunu, davacının bayisinden faturalı olarak alınan, davacı adına satılan ve bedelleri ödenmiş tüplerin söz konusu olduğunu, müvekkili şirkete bırakılan bir tüpün de mevcut olmadığını, değişik iş dosyasındaki bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz ettiklerini, tüplerin piyasadan çekildiğini, müvekkilinin söz konusu tüpleri piyasadan çekmediğini, aksine satın alarak davacı yararına piyasaya sunduğunu, davacının hiçbir maddi kaybı olmadığı gibi kâr elde ettiğini ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sıvılaştırılmış petrol gazı, dolum ve dağıtım ile ilgili ticarî faaliyette bulunduğu, bu ürünlerini AYGAZ, MOGAZ ve LİPETGAZ markalarıyla kamuya sunduğu, bu ürünlerin Sıvılaştırılmış Petrol Gazları Piyasası Kanunu hükümleri uyarınca ancak yetkili bayiler tarafından bulundurulabileceği, takas ve satışa konu edilebileceği, davalının davacının bayisi olmadığı, sektörde faaliyet gösteren başka bir firmanın bayisi olduğu halde, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/65 Değişik iş sayılı dosyasında 21.10.2016 tarihinde yapılan delil tespiti ve sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere, davalıya ait işyerinde eklentileri ve dağıtım araçlarında Aygaz ibareli toplam 120 adet, Mogaz ibareli 23 adet ve Lipetgaz ibareli 1 adet tüp bulunduğu anlaşılmakla, bu eylem davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinden, davacının men ve ref'e ilişkin davasının kabulüne karar vermek gerektiği, davacının maddi tazminat talebine gelince, bilirkişi raporuna göre davacının isteyebileceği toplam maddi tazminat tutarı 8.496,47 olduğu anlaşılmakla, keza davalının eylemi davacının manevi haklarını da ihal ettiğinden, ihlalin niteliği, sayısı, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacına göre, istenen toplam 7.500,00 TL manevi tazminat tutarı uygun ve yeterli olduğundan, davacının tazminat taleplerinin de kabulüne karar vermek gerektiği, kararın ilanında davacının yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit dosyasında müvekkilinin adresinde yapılan incelemede hiçbir tüp tespit edilemediğini, ikinci bir mahalde keşif yapılmış bu adreste müvekkilinin ismini taşıyan branda olması nedeniyle müvekkiline ait olduğundan bahisle karar verildiğini, tespit raporuna adresin kendilerine ait olmadığına dair itiraz ettiklerini, sadece depo kapısında brandada Taşkınlar yazısı bulunduğu iddia edilmişse de, aynı yerde Pırelli ve Horoz Lojistik yazan brandalarda bulunduğunu, müvekkiline ait olduğu tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu. tespit yapan bilirkişinin uzman ve yetkin olmadığını, davacı şirketin ürün gamında MOGAZ'a ait 24'lük mavi boyalı tüp satışının bulunmadığını, dolu/boş tüp sayısının belirtilmediğini, tespit isteyen şirketin ürün gamında 14/lük tüp diye bir tüpün bulunmadığını, somut olayda manevi tazminat koşulları oluşmadığı gibi hükmedilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu, mahkemenin maddi tazminat talebi yönünden kök ve ek rapor aldığını, mahkemenin sadece Taşkınlar Ltd. Şti. yazısını göz önüne alarak hüküm kurduğunu, itirazlarının incelenmediğini, tespit yapılan yerin müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin daha önce çalıştığı firma ile sözleşme süresinin bitmiş olması nedeniyle, AYGAZ firmasının yetkilileri ile 2016 yılının Temmuz-Ağustos aylarında görüşmeye başladığını, anlaşacaklarını düşünerek davacının bayisi LİPET ve MOGAZ bayisi olan Turan Kardeşler...Ltd. Şti.'den muhtelif sayıda faturalı tüp aldığını, bu tüplerin satışını yaptığını ancak anlaşma olmadığını, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bulunan 2016/65 D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundan, davalının ticaret unvanının depo kapağında yazılı olduğu adreste, davacının markasını taşıyan dolu ve boş tüpler bulunduğu, davalı vekilinin tespit raporuna itirazında ve yargılama sırasında adresin kendilerine ait olmadığını ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da, tespit rapor içeriği ve fotoğraflardan tüplerin davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davalı tarafın, sözleşme yapılacağına güvenerek dava dışı bir bayiden tüp alındığına ve satıldığına ilişkin savunmasının, hukuka uygunluk yönünden kabul edilebilir olmadığı, bayi olmadan tüplerin elinde bulundurularak satışının yapılmasının davacının ihtarına rağmen dolu/boş tüplerin davalı elinde bulundurulmasının haksız rekabet teşkil ettiği, davacı tarafça, markaya tecavüz edildiği ileri sürülmüşse de, tüplerin taklit olduğunun ileri sürülmediği, davalı tarafça davacı markalarının taklit edilmesi ya da davacı markalarının, tescil edildikleri mal ve hizmetlerde davalı tarafça kullanılması söz konusu olmadığından mahkemece markaya tecavüzün tespiti, meni ve refine karar verilmesinin yerinde olmadığı, Mahkemece, davalının haksız rekabeti nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş ve maddi tazminat miktarı ile hesaplama yöntemi dosya kapsamına uygun görülmüşse de, 41 günlük ihlal yönünden 7.500 TL manevi tazminata hükmedilmesi yerinde görülmediği ve davacının talep edebileceği manevi tazminatın 5.000,00 TL olarak takdir edildiği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin durdurulmasına ve menine, tecavüz teşkil eden tüplerin karar kesinleştiğinde imhasına, 8.496,47 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın ve fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçesiyle kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 ve 149 uncu maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.