İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 03.12.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olmak, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçlarından 25.03.2008-22.04.2011 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacı hakkında yapılan yargılama sonunda beraat kararı verildiğinden bahisle davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini için 555.000,00 TL maddi, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 21.01.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde yetkili mahkemede açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, maddi tazminat talebine yönelik belge sunulmadığını, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
3. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2020 tarihli ve 2019/585 Esas, 2020/269 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 22.04.2022 tarihli ve 2020/4616 Esas, 2022/878 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ... davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2022 tarihli 2022/84412 sayılı tebliğnamesi ile temyiz taleplerinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir.
1. Davacı vekilinin temyiz istemi; davacının maddi kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanmaması gerektiğine, hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olduğune ve manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna ilişkindir.
2. Davalı vekilinin temyiz istemi; yapılan işlemin yasal olması nedeniyle tazminat koşullarının oluşmadığına, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğuna ve davalı lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Mahkeme gerekçesinde "...Vergi kayıtlarına göre davacının gözaltına alınmadan ve tutuklanmadan önceki 3 yılı kapsayacak şekilde yıllık gelir vergisinin zarar olarak beyan edilmesi karşısında tazminatın yerleşik Yargıtay içtihatları da göz önüne alınarak asgari ücret tarifesi üzerinden yapılması gerektiği hususu mahkememizce değerlendirilmiştir.Bilirkişi..... 27/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda 25/03/2008 ile 31/03/2008 tarihi arasındaki sürenin 6 gün yerine 5 gün olarak hesaplanması nedeniyle toplam kazanç kaybının 20.408,19 TL yerine 20.392,14 TL olarak hatalı hesaplandığı mahkememizce yapılan incelemede anlaşılmıştır. Bu nedenle bu husus düzeltildikten sonra söz konusu bilirkişi raporunda yapılan diğer hesaplamaların usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış olup toplamda 20.408,19 TL kazanç kaybının olduğu mahkememizce hesaplanmıştır...Davacının İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 esas ve 2019/293 karar sayılı dosyasında, 25/03/2008 ile 22/04/2011 tarihleri arasında haksız olarak gözaltında ve tutuklu kalması nedeniyle uğradığı maddi hak kaybı olan ve gözaltında ve tutuklu kaldığı dönemlerdeki net asgari ücret üzerinden hesaplanan 20.408,19 TL maddi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 25/03/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davacı vekilleri 2.000.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş iseler de; tazminat miktarının eylem sonunda doğan manevi zararla orantılı ve adil olması gerekmekte olup manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile tazminat miktarının haksız bir zenginleşmeye neden olmayacak şekilde, davacının İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 esas ve 2019/293 karar sayılı dosyasında, 25/03/2008 ile 22/04/2011 tarihleri arasında haksız olarak gözaltında ve tutuklu kalması nedeniyle davacının gözaltında ve tutuklu kalmasına neden olan suçların niteliği, olayın cereyan tarzı, haksız olarak gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, duyduğu manevi ızdırap, sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek takdiren 40.000 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihi olan 25/03/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarı 180.000,00 TL şeklinde, değiştirilmek suretiyle düzeltilerek esastan ret kararı verilmiştir.
Tazminat davasının dayanağını oluşturan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16-2019/293 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri temin etme suçlarından 25.03.2008-22.04.2011 tarihleri arasında 1123 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının tüm suçlardan beraatine hükmedildiği, hükmün 04.11.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, kanunda öngörülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
1. Gelirini ispata yarar belge sunamayan davacının maddi kaybının asgari ücretten hesaplanmasında ve hesaplanan miktarda isabetsizlik görülmemiştir.
2. 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı anlaşıldığından davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına göre hesaplanan vekalet ücretinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.
3. Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
B.Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
1. Yukarıda bilgileri verilen tazminata esas ceza dosyası kapsamında 1123 gün gözaltında ve tutuklu kalıp yargılandığı tüm suçlardan beraatine karar verilen davacı hakkında 5271 Sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen tazminat isteme koşulları gerçekleştiğinden, davalı vekilinin yapılan işlemin yasal olması nedeniyle tazminata konu edilemeyeceğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
2. Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının yeteriz oluşu bozma konusu yapıldığından davalı vekilinin tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünün (A-3) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 22.04.2022 tarihli ve 2020/4616 Esas, 2022/878 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.12.2023 tarihinde karar verildi.