Davacı ... Enerji Tur. İth. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 14/07/2008 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eyleminden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının, davacı şirketin tahsilat ve ödeme işlemlerini yaptığını, işlerini düzenli yapması nedeniyle şirket yetkililerinin güvenini kazandığını, bunun üzerine davalının şirkete ait banka hesabında her türlü işlemi yapabileceğine dair yetki verildiğini, 08/07/2008 tarihinde davalının talimat üzerine şirket hesabından 20.000 TL para çektiğini ancak bu parayı şirket yetkililerine teslim etmediğini, uzun süre davalıdan haber alınamaması üzerine davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma sonucunda kamu davası açıldığını, ceza mahkemesince davalının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek oluşan maddi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davalının, davacı şirkete ait hesaptan parayı çekmesine rağmen teslim etmediği hususunun ceza mahkemesi ilamı ve dinlenen tanıkların beyanları ile sabit olduğu, davalının bu eylemiyle davacı şirket aleyhine sebepsiz zenginleştiği ve bu zenginleşmeyi geri vermek zorunda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, dava konusu olay nedeniyle davalı hakkında Ereğli(Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/296 esas sayılı dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 15. CD tarafından onanarak 08/07/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesi içeriği, ceza dosyası ve eldeki dava dosyasında dinlenen tanıkların beyanları dikkate alındığında davalının, davacı şirkette çalıştığı, davacının işveren konumunda olduğu görülmektedir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinde, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Görev kamu düzenine ilişkin olup resen araştırılması gereken bir husustur.
Şu durumda; mahkemenin yargı çevresinde müstakil İş Mahkemesi bulunmaması da dikkate alınarak, davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken kanunun emredici düzenlemesine aykırı olarak genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla davanın görülmesi ve esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.