Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 11/07/2014 gününde verilen dilekçe ile hakaret nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 30/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalı tarafından düzenlenen basın toplantısında davacının yaptığı haberden bahsedilerek davacıya hakaret edildiğini, davacının ismi zikredilmemişse de toplantıda bulunan meslektaşları tarafından davacıya hakaret edildiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine çeşitli gazetelerde ismi de zikredilerek davalının hakaretlerinin haber yapıldığı, davalının bu eylemi nedeniyle manevi zarara uğradığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/802 esas 2015/464 karar sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, sanık olan davalı hakkında ceza verilmişse de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün hukuk hakimi tarafından bağlayıcı olmadığı, mahkemece dinlenen tanık ifadelerinden davalının konuşmasını yaparken herhangi bir isim zikretmediği; ancak davacıyı kastettiğinin düşünüldüğü, basın toplantısı yaparken davalının sarfetmiş olduğu sözlerin davacıyı hedef alarak söylenmediği gerekçesiyle manevi tazminat şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar dava konusu olay nedeniyle davalı hakkında açılan kamu davası sonucunda hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmiş ve bu nitelikteki karar hukuk hakimi için bağlayıcı değil ise de; dosyada ve ceza yargılamasında toplanan delillere göre davalı tarafından davacı hakkında sarfedilen sözler ve ifadelerde davacının kastedildiği ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak mahiyette olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla mahkemece, davacı yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekir.
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/11/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.13/11/2019