Kısmen kabul kısmen ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve birleştirilen davada ise ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili duruşmalı, duruşmasız davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı - birleştirilen davada davalı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 19.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 12/01/2015 tarihinde 84 ada 15 parselde kayıtlı 11 ve 12 No.lu dükkanları yatırım amaçlı olarak satın aldığını, 02/10/2015 tarihinde de eniştesi ... ile birlikte aynı yerdeki 10 No.lu bağımsız bölümün 1/4 hissesini satın aldığını, ancak bu dükkanın tamamının tapuda ... adına kayıtlı olduğunu, üç dükkanın birleştirilerek eniştesi tarafından davalıya spor salonu olarak kiralandığını, müvekkilin bilgisi ve rızası dışında kiralanan taşınmazların kira bedellerinin de gerçek değerinin çok altında olduğunu belirterek el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili, birleştirilen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla 70.000,00 TL’nin davalı ...'tan ecrimisil ve davalı ...'den ise maddi tazminat olarak müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili asıl ve birleştirilen davada cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, davacının bu davayı tek başına açamayacağını, ayrıca taşınmazda kiracı olan müvekkiline karşı bu davanın açılamayacağını, iyi niyetli 3. kişi konumundaki müvekkilinin kirasını düzenli olarak ...'e ödediğini, malikler arasındaki iç ilişkinin müvekkilini bağlamayacağını belirterek asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile;
1. Asıl dava yönünden; getirtilen tapu kayıtlarına göre mülkiyeti davacı tarafa ait çekişme konusu taşınmaza davalı tarafın haklı ve geçerli bir nedeni bulunmaksızın başkası ile kira ilişkisi bulunduğunu öne sürerek elattığı,
2. Birleştirilen dava yönünden; ecrimisile hükmedilebilmesi için davalı işgalci tarafın kötü niyetli olduğunun kanıtlanması zorunlu olduğu, tapu kütüğünde davacı adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun bilinmediğinin iddia edilmesi de iyi niyet ilkeleri ile bağdaşmadığı, dava konusu 11 No.lu bağımsız bölümün davacı tarafından 12.01.2015 tarihinde ilk malik olan ...'den satın alındığı, 12 No.lu bağımsız bölümün ise 12.01.2015 tarihinde 2. malik ...'den satın alındığı, 12 No.lu bağımsız bölümün ilk malikinin Kamer İnşaat olduğu ve Kamer İnşaat tarafından bu bölümün 26.09.2012 tarihinde ...'e satıldığı, davalı ...'ın taşınmazları 01.10.2014 tarihli kira sözleşmesi ile dava dışı Kamer İnşaat Şirketinden kiraladığını belirtmiş ise de kira sözleşmesinin imzalandığı tarihte taşınmazların sahibinin Kamer İnşaat Şirketi olmadığı, bu durumda davalı ... ile ... arasında yapılan ikinci sözleşmenin birinci sözleşmenin devamı niteliğinde olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 84 ada 15 parselde kayıtlı 11 ve 12 No.lu bağımsız bölümlere ilişkin el atmanın önlenmesine ve davalının taşınmazdan tahliyesine, birleştirilen dava yönünden, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile taleple bağlı kalarak 79.509,25 TL ecrimisil bedelinin birleştirilen dosya davalılarından ıslah tarihi olan 27/08/2018 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, eski hale getirme bedeli olan 2.000,00 TL'nin birleştirilen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, birleştirilen davada davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Asıl davada davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kiracı olup ... ile 01.10.2015 tarihinde kira kontratı yaparak kira ilişkisini devam ettirdiğini, müvekkil kiracının iyi niyetinin korunması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Birleştirilen davada davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamındaki deliller irdelendiğinde davalı müvekkilin dava konusu taşınmazlardan kira aldığını ispatlayan hiçbir delil bulunmadığını, dava konusu yapılan 10 No.lu bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın tamamının 18.11.2016 tarihine kadar davalı müvekkilin mülkiyetinde iken anılan tarih itibariyle davalı müvekkilin söz konusu taşınmazın 1/4'nü davacıya sattığını, dava konusunun 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümler üzerinde kurulan 01.10.2014 tarihli kira sözleşmesinin tarafı olmadığını, söz konusu kira sözleşmesinin ... Mah., ... Sok. No: 26 Kat: 4 adresindeki taşınmaz üzerinde kurulduğu, sözleşmenin taraflarının ise kiraya verenin Kamer İnşaat, kiracının ... olarak görüldüğünü, ecrimisile hükmedilebilmesi müvekkilinin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmesi veya en azından bir bildirim yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
3. Birleştirilen davada davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı taşınmazı satın almadan önce de dava konusu taşınmazda kiracı olduğunu, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın alenen spor salonu olarak işletilmekte olduğu, iş yeri dışında afişlerin, reklamların, tabelaların asılı durumda olduğunu, davacının ise bu hali ile satın aldığı taşınmazda kiracı bulunduğundan haberi olmadığını iddia ettiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazda davacı satın aldıktan sonra dahi yıllarca faaliyet göstermiş olmasının davacının örtülü olarak kira sözleşmesine muvafakat ettiğini gösterdiğini, yerel mahkemenin kira ilişkisinin varlığı noktasında ispat yükününün kendilerine yüklemesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili duruşmalı olarak, birleştirilen davada davalı ... vekili duruşmasız olarak temyiz isteminde bulunmuşlardır.
1. Davalı ... vekili yukarıda IV-B-1 bölümünde belirtilen sebeplerle kararı temyiz etmiştir.
2. Birleştirilen davada davalı ... vekili yukarıda IV-B-2 bölümünde belirtilen sebeplerle kararı temyiz etmiştir.
Asıl dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, birleştirilen dava ise ecrimisil istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995. maddesi ve “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddeleri.
1. 6100 sayılı Kanun’un “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “Hükmün yazılması” başlıklı 298 inci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda; birleştirilen dava yönünden 79.509,25 TL ecrimisil bedelinin birleştirilen dosya davalılarından ıslah tarihinden (27/08/2018) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildikten sonra, gerekçeli kararda, “davacı taraf dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi konusunda bir açıklamada bulunmadığı, sadece ecrimisile hükmedilmesini talep ettiği, o halde faiz konusunda davacının talebinin dava tarihinden itibaren olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bu bakımdan faiz talebinin dava tarihinden itibaren geçerli olduğu sonucuna varılmıştır” diyerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması doğru görülmemiştir.
2. Ayrıca asıl dava yönünden davacıya ait 11 ve 12 No.lu dükkanlara ilişkin el atmanın önlenmesi talep edilmesine rağmen 10 No.lu dükkanın değeri de dahil edilerek fazla harç alınması doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...’a verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.