Esastan ret

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti ile miras payları oranında tüm mirasçılar adına tapuya tescili, tapu ve kadastro tutanaklarının bu şekilde düzeltilmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince muhdesat aidiyetinin tespitine yönelik talebin hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine, taşınmaz üzerindeki binaların miras payları oranında tapuya tescili ve kadastro tutanaklarının düzeltilmesi isteminin pasif husumet nedeniyle usulden reddine ve ecrimisil talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeni ile davalıların kök muris ... Kızı ...’ın mirasçıları olduklarını, kök muris lehine dava konusu 1935 ada 10 (eski 235 ada 1) parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinden önce alınan tapu tahsis belgesi bulunduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan 2 adet birer katlı ve 1 adet üç katlı binanın kök muris ... Kızı ... tarafından inşaa edildiğini, miras bırakanın ölümünden sonra arsa ve binaların ½ oranında miras payına sahip (davalıların murisi) ... ve onunda ölümü ile mirasçıları olan davalılar tarafından tasarruf edildiğini, yapılan kadastro çalışması neticesinde taşınmaz üzerinde bulunan yapılardan A ve C ile gösterilenlerin ..., B ile gösterilen ise ... ait olduğunun beyanlar hanesine şerh düşüldüğünü, taşınmazın ½ payının davacı tarafından 26.06.2020 tarihinde Maliye Hazinesinden satın alındığını, çekişme konusu taşınmaz üzerindeki tüm yapıların kök muris Mürüvvet’e ait olmasına rağmen tapuya bu şekilde işlenmediğini, davalılara Zonguldak 2. Noterliğinin 20.07.2020 tarihli ve 12045 yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini belirterek dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan üç adet binanın tarafların kök murisi aidiyetinin tespiti ile miras payları oranında tüm mirasçılar adına tapuya payları oranında tesciline, tapu ve kadastro tutanaklarının bu şekilde düzeltilmesine, ihtarname tarihinden geriye doğru beş yıl üzerinden 5.000,00 TL ecrimisil alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen yapıların vekil edenlerinin miras bırakanı İbrahim tarafından inşaa edildiğini, davacının bu yapılarda ... olmadığını ve davacının kullanımına engel olunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla özetle;

1. Muhdesatın aidiyetinin tespiti talebi yönünden hukuki yararın bulunmadığı,

2. Taşınmaz üzerinde bulunan binaların tapuda iptali, tescili ve kadastro tutanaklarının düzeltilmesi isteminin diğer paydaş Maliye Hazinesine yöneltilmediğinden davalıların pasif dava ehliyetleri olmadığı,

3. Fen bilirkişi raporunda A ile işaretli 3 katlı binanın davalıların murisi ... tarafından kendi emek ve malvarlığı ile doksanlı yıllarda yapıldığı,

4. Bu şekilde mirasbırakanın ailesi ile birlikte kullandığı,

5. Davalıların ortak şekilde binanın kullanımını davalılardan ...’e bıraktıkları,

6. Binanın bir dairesini kullanan ve diğer daireleri de kiralayan davalı ...’in mirastan kaynaklı zilyet sıfatıyla tasarrufta bulunduğu ve kötüniyetli zilyet olmadığı,

7. Fen bilirkişi raporunda C ile gösterilen binada davalılardan anne ...'in ikamet ettiği,

8. Davalının binayı eşi ...'ın murisi ...'tan gelen ½ miras hissesi gereği kullandığı ve kötüniyetli zilyet olmadığı gerekçesiyle muhdesatın aidiyetinin tespitine yönelik talebinin hukuki yarar dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine, taşınmaz üzerindeki binaların miras payları oranında tapuya tescili ve kadastro tutanaklarının düzeltilmesi isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ve ecrimisil talebinin ise esastan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazda bulunan muhtesatın kök muris ... tarafından yapılmasına rağmen kadastro çalışmalarında üç katlı bina ile bir katlı binanın kök muris adına kayıt ve tespitinin (kök murisin oğlu) ... adına yapıldığını, tespitten haberdar olmamaları nedeniyle işbu davayı açtıklarını, davanın muhtesatın tespiti davası olmadığını, kadastrodan önceki nedene dayalı kaydın düzeltilmesi davası olduğunu, davacının taşınmaz üzerindeki muhtesatların mirasçılık paylarına göre tashih ve tescilini talep edebileceğini, davacının taşınmazda paydaş olup pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair kararın hatalı olduğunu, davalıların iyiniyetli olmadığını, ecrimisile hükmedilmesi için yasal şartların oluştuğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen toplam dava değeri üzerinden müvekkiller lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, kadastro tespiti öncesi nedene dayalı muhdesatın aidiyetinin tespiti, beyanlar hanesinin düzeltilmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü, 718 inci, 724 üncü, 728 inci, 729 uncu ve 1012/2,3 üncü maddeleri,

3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci ve 19 uncu maddeleri,

4. Tapu Sicili Tüzüğünün 60 ıncı maddesi,

5. 3303 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesi,

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (4479 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi ile 11.11.1999 tarihinde eklenen) 27.03.2015 tarihli ve 6637 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi ile değişik Ek 1 inci maddesi gereğince 2018 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında Zonguldak ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1953 yılında yapılan tesis kadastrosu ile Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilen 235 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 14.11.1999 tarihinden önce işgal yolu ile oluşan parsellerden olduğu, taşınmazın 1970 yılından beri ... Kızı ...’ın kullanımında olduğu, taşınmaz üzerinde A ve C harfleri gösterilen yapıların 14.11.1999 tarihinden önce ... tarafından inşa edildiği veya satın alındığı, B ile gösterilen yapının da 14.11.1999 tarihinden önce ... tarafından inşa edildiği belirtilerek yapıların adı geçenlere ait olduğu tutanağın beyanlar hanesine şerh edilerek arsa vasfıyla (dava dışı) Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edildiği ve 204149/408297 payın davacı tarafından 26.06.2020 tarihinde satın alındığı anlaşılmaktadır.

3. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19 uncu maddesine göre, kadastro tespiti öncesi nedene dayalı ve kullanım kadastrosundan kaynaklı muhdesatın aidiyetinin tespiti, beyanlar hanesinin düzeltilmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup aynı Kanunu'nun 12 inci maddesinin üçüncü maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Kural olarak, muhdesatın tespiti davaları, tapulu taşınmazlarda kamulaştırma ve ortaklığın giderilmesi davalarına hasren verilen süre içinde ya da muhdesat sahibinin talebi nedeni ile açılır. İstisnai olarak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19 uncu maddesi gereğince, kadastro sırasında, öncesi tapulu yada tapusuz bir taşınmaz üzerinde kalıcı nitelikte muhdesat var ise ve tespit malikinden başka kişiye ait ise bu takdirde tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek üzere muhdesatın kime ait olduğu şerh edilir. Kadastro tespit öncesi nedene dayanılan davalarda, davacının tapuda paydaş olması zorunlu olmadığı gibi açılmış bir kamulaştırma veya ortaklığın giderilmesi davasının bulunması da gerekmez.

4. Somut olayda; davaya konu muhdesatın, kadastro tespitinden önce yapıldığı anlaşıldığından, az yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca davada hukuki yararın bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

5. Öte yandan yapıların yer aldığı taşınmaz malikinin davada yer alması zorunlu olduğu hâlde, gayrimenkul maliklerinden Hazine’nin davada yer almadığı anlaşılmaktır.

6. Hâl böyle olunca, öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, akabinde az yukarıda izah edilen uyuşmazlık hakkında dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.