Esastan ret

Taraflar arasındaki miras reddinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline olan borcu nedeniyle Finike İcra Müdürlüğünün 2018/729 Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi yürütüldüğünü, takip dosyasına konu borcun davalı tarafından ödenmediğini, davalının borca yeteri miktarda mal varlığının da bulunmadığını, bu süreç içerisinde davalıya babasından miras kaldığını ancak davalı tarafın borçlarını ödememek adına Finike Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/332 Esas sayılı dosyası ile mirası reddettiğini, davalıya kalan mirasın pasifinden çok fazla olduğunu belirterek, davalının yapmış olduğu miras reddinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; eldeki davanın yasa gereği müvekkilinin mirası reddettiği tarihten itibaren 6 ay içinde açılmasını gerektiğini, bu sürenin hak düşürücü olduğunu, davanın yasal süre geçtikten sonra açıldığını belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2019 tarih 2019/176 Esas ve 2019/447 Karar sayılı kararıyla; "...somut davanın 30.04.2019 tarihinde mahkememize geldiği, mahkememizce 06.05.2019 tarihinde harç ve gider avansının tamamlatılması amacıyla muhtıra düzenlendiği, ilgili muhtıranın 11.05.2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 07.05.2019 tarihinde harcın yatırılmış olduğu tespit edilmiş olup, mahkememizde davanın açıldığı tarihin 07.05.2019 olduğu anlaşılmıştır. TMK'nın 617/1 maddesinin açık hükmü karşısında ret tarihinden (15.10.2018) başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açılmadığından 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği..." gerekçesiyle "davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 27.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; TMK'nın 617. maddesinde mirasın reddi tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açılabileceğinin düzenlendiğini, dava dilekçesinin 15.04.2019 tarihinde (6 aylık süre içerisinde) Kumluca'da hakime havale ettirildiğini, dava dilekçelerinin mahal mahkemesine gönderilmek üzere hakim tarafından havale edildiğini, tamamlayıcı işlemlerin yapılması ve dosyanın Finike Mahkemelerine gönderilmesi için dosyanın kaleme verildiğini, akabinde mahkeme kaleminin dava dosyasını posta yoluyla Finike'ye gönderdiğini, bilahare süresinde açılan davaları için Finike Mahkemesince harç ödenmesi amacıyla taraflarına muhtıra çıkarıldığını ve muhtıraya istinaden süresinde harçların yatırıldığını, muhabere defterine kayıt yapmaması veya dosyayı geç göndermesinin kendilerinin kusuru olmadığını, esas mahkemesince eksik harcın yatırılması için süre verildi ise bu süre içerisinde harcın yatırılması halinde davanın süresinde açılmış sayılacağını, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda sayısı belirtilen 13.05.2022 kararı ile "...HMK'nun 118. maddesi, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliği'in 197. maddesi ve Harçlar Kanunu'nun 32. maddesi hükümlerine göre ... her ne kadar dava dilekçesi süresinde havale edilmiş ise de, davanın harca tabi bir dava olduğu ve havale işleminden sonra hiçbir harç yatırılmadığı, dolayısı ile somut olayda davanın havale edildiği tarihte açılmış sayılamayacağı..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesindeki nedenleri ileri sürerek temyiz isteminde bulunduğu, ek olarak; somut olayda tamamen tesadüfi bir şekilde borçlunun 15.10.2018 tarihinde mirası reddettiğinin öğrenildiğini, mahkeme kalemlerinin ilgili kişi tarafından vekalet sunulmadığı sürece Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında bilgi paylaşımı yapmadığını, kanunen davalının mirası reddedip reddetmediğinin yalnızca mirasın açıldığı yerin Sulh Hukuk Mahkemesinde mevcut bulunan Mirasın Reddi Özel Kütüğü'nden öğrenilebileceğini, bu kütüğün bulunmuyor olması karşısında, hiçbir surette işlerliği olmayan ve alacaklıların hak kaybı yaşamasına çok müsait olan Türk Medeni Kanunu'nun 617 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi nezdinde somut norm denetimine konu edilmesi gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, mirası reddinin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 118. maddesi,

3. Değerlendirme15.10.2018 tarihinde Finike Sulh Hukuk Mahkemesi'nin

1. Takip borçlusu davalı ...'in miras bırakanı ...'in 08.10.2018 tarihinde vefat ettiği, 15.10.2018 tarihinde ...'ın mirasın gerçek reddi istemi ile dava açtığı, Finike Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.12.2018 tarihli ve 2018/332 Esas, 2018/437 sayılı Kararı ile mirasın kayıtsız şartsız reddettiğinin tesciline karar verildiği; somut olayda, miras reddinin iptali istemli dava dilekçesinin 15.04.2019 tarihinde Finike Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere Kumluca Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi başvurarak davacı vekilince havale ettirildiği, dilekçe ile ilgili olarak Finike Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 30.04.2019 tarihinde tevzi formu düzenlendiği ve 06.05.2019 tarihinde tanzim edilen muhtıra ile davacı vekiline başvurma harcı ve maktu harcın yatırılması için kesin süre verildiği, muhtıranın davacı vekiline 11.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, dava harcı ve temyiz giderinin davacı vekilince 07.05.2019 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Davanın Açılma Zamanı" başlıklı 118. maddesinin 1. fıkrasında "Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir. 06.08.2015 tarihinde yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargi İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 197. maddesinin 5. fıkrasında "davanın dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte", aynı maddenin 9. fıkrasında ise "davanın, dava dilekçesinin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı" hüküm altına alınmıştır. Mahkemece verilen kesin süre içerisinde dava harcı ve gider avansının davacı vekili tarafından yatırılmış olmasının yanı sıra dava dilekçesinin hakim tarafından havale edildiği 15.04.2019 tarihi gözetildiğinde, eldeki davanın 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.