Esastan ret

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme uyarınca davalının murislerinden intikal eden 326 parsel (118 ada 12 parsel) ve 328 parsel (118 ada 18 parsel) sayılı taşınmazlardaki hisselerini müvekkiline satıp, bedelini aldığını, taşınmazları teslim ettiğini, kadastro tespiti esnasında iş bu satış vaadi sözleşmesinin ibraz edilmediğini ve murislerinden intikal eden yerlerin davalı adına tespit ve tescil edildiğini belirterek, 118 ada 12 parsel ve 118 ada 18 parsel sayılı taşınmazlardaki davalının hisselerinin iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı vekili 10.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 210.818,00 TL ye çıkarmış ve ıslah harcını yatırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin okur yazar olmadığını, noter belgesinin okur yazar olmayanlara özgü şekil şartlarını taşımadığını, belgenin zamanaşımına uğradığını, davaya konu edilen taşınmazların taraflar ve diğer mirasçılarca müşterek mülkiyet ve eşit paylar halinde 05/05/2006 tarihinde intikal ettirildiğini, bu aşamada davacı tarafça davaya dayanak belge sunularak hak iddiasında bulunulmadığını, müvekkili tarafından davacıya hiç bir zaman yer teslimi yapılmadığını, müvekkilinin davacı tarafından icar sözleşmesi düzenlemek için notere götürüldüğünü, müvekkilinin davacı ağabeyi tarafından hataya düşürüldüğünü, davacının hile yaparak müvekkilini yanılttığını, noter belgesinde zikredilen ödemenin müvekkiline hiçbir zaman yapılmadığını taşınmazların bedeli ile noter belgesinde gösterilen bedel arasında aşırı nispetsizlik sebebiyle hukuki işlemin gabin sebebiyle geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, dava konusu 118 ada 12 parsel ve 118 ada 18 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ... adına kayıtlı hisselerin, ayrı ayrı iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin okur yazar olmadığını, noter belgesinin okur yazar olmayanlara özgü şekilde düzenlenmediğini, zamanaşımına uğradığını, satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, müvekkilinin davacı tarafından hataya düşürüldüğünü, taşınmazların değeri ile sözleşmede gösterilen değer arasında aşırı nispetsizlik olduğunu mahkemece gabine yönelik iddialarının araştırılmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre dava konusu 118 ada 12 parsel ve 118 ada 18 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ... adına kayıtlı 1/8’er payın iptali ile davacı adına tescili usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.